Duygusal Zeka: Sosyal İlişkilerde Başarının Anahtarı




Kendini tanımanın ve anlamanın en iyi yolu; çoğu zaman sevdiğimiz ve birlikte vakit geçirmekten zevk aldığımız insanlarla bir arada bulunuruz. Ve zamanla ne tür insanları daha çok sevdiğimizi, hangilerinden uzak durmak istediğimizi daha net bir biçimde şekillendiririz. Bunu ancak hoşlanmadığımız kişilerle de tanışarak ve iletişimde bulunarak yapabiliriz. Elbette onlarla sürekli görüşmek zorunda değiliz ama kendini tanımanın ve anlamanın en iyi yolu olabildiğince fazla sosyal ilişkiler ve durumlar yaşamak.

DUYGUSAL ZEKA

❓Nasılsın? sorusuna verilen en yaygın cevap »iyiyim» olsa gerek.❓ Nasıl hissediyorsun? sorusunun cevabı ise genellikle «iyi» veya «kötü» olarak çeşitleniyor. Biraz daha derinleştirelim sorumuzu: «Şu anki duygu durumun ne ?» İşte şimdi tanıdığımız duyguları tarama vakti gelmiştir belki de... ❓Tahmini kaç çeşit duygu vardır sizce? Sevinç, üzüntü, öfke, korku tamam cepte ama daha ne kadar olabilir? Bu sorunun cevabını The Gottman Institüte’den Dr.Gloria Willcox; 78 olarak vermiş. Tanımladığı bütün duyguları ve ilişkili olduğu duygu durumlarını; Duygu Çarkı’nda anlatmış. Çarkı birlikte inceleyelim şimdi. 

📌Duygu Çarkı'nın merkezinde 6 çeşit duyguya yer verilmiş; öfkeli, korkmuş, neşeli, güçlü, huzurlu, üzgün.

Merkezden çevreye doğru yine aynı rengin tonlarını takip ettiğimizde ise; bağlantılı diğer duygu durumlarını görebiliyoruz.

Merkezdeki duygu dilimlerinin tam karşı dilimine baktığımızda ise karşıt duygular dikkatimizi çekiyor. Neşeli-Üzgün, Korkmuş-Huzurlu…gibi. Bu da hangi zorlu duygu durumundayken aslında neye ihtiyacımız olduğunu görmek için bir işaret…

📌Her ne kadar duygu durumumuzu iyi ya da kötü olarak ifade etme eğilimi göstersek de duyguları iyi ya da kötü duygular olarak ayırmaktan uzak durmaya çalışalım. Evet baş etmesi zor olan duygularımız olabilir zaman zaman; ama bu durum o duyguları kötü yapmaz.

Hissettiğimiz her duygu bize yine bizden bir şeyler anlatır. Onları dinleyelim anlamaya çalışalım. Bir misafir gibi ağırlayalım ve vakti geldiğinde uğurlayalım. Görmezden, duymazdan gelmek, yok saymak mı? Asla! Sigmund Freud’un da dediği gibi;�" İfade edilmemiş duygular asla ölmez; sadece diri diri gömülür ve sonradan daha korkunç şekillerde tezahür ederler.

Duygusal öz disiplin için; olumsuz olanları düzeltebilmeniz ve olumlu olanları geliştirebilmeniz önemlidir. 

Duygusal öz düzenlemenin ana yollarını ele alalım:

  • Duygularınızın farkındalığı. Kendi duygularınızı fark etmeyi ve ayırt etmeyi öğrenmek önemlidir. Tam olarak ne yaşadığımızı anlamazsak yeterli bir yanıt seçemeyiz.
  • Deneyimlerin sözleştirilmesi. Duyguları kelimelerle anlatmak onları daha iyi anlamanıza ve kabul etmenize yardımcı olur. Günlük tutmak bile faydalı olabilir.
  • Dikkatin odağını değiştirmek. Başka düşüncelere ve etkinliklere geçmek, dikkatinizi aşırı acı veren duygulardan uzaklaştırmanıza olanak tanır.
  • Gevşeme teknikleri. Bedeni rahatlatmak çoğu zaman olumsuz duyguların “bırakılmasına” ve zihinsel dengenin sağlanmasına yol açar.
  • Yaratıcı etkinlik. En sevdiğiniz müzik, çizim, dans, duygularınızı sosyal olarak kabul edilebilir bir biçimde ifade etmenin harika bir yoludur.

Bu yöntemleri kullanarak duygusal durumunuzu kontrol etmeyi öğrenebilirsiniz. Bu da daha sakin ve mutlu olmanıza yardımcı olacaktır. Duygular, iç ve dış uyaranların etkisi altında beyinde ortaya çıkar. Hayatta kalmak, karar vermek ve sosyal etkileşim için bunlara ihtiyacımız var.

Hayat dans değil bir güreştir.    
Etrafındaki insanları değiştiremezsin ama etrafındaki insanları değiştirebilirsin. 
Kelebekler kendi kanatlarını göremezler. O kadar güzeldirler. Ama farkında değildirler. 
Bence kediler de öyledir ancak sokakta yaşamak zorunda olmaları ne kadar üzücü. Güzel olduğumuz kadar kaderimiz, talihimiz veya şansımız da güzel olmalı. 
Bunun için çaba sarf edebiliriz. Sözleriyle canımızı sıkan, eve gittiğimizde veya uykuda "ah keşke şöyle deseydim" diyebileceğiniz, pratik ve sizi hazır cevap yapacak bilgiler aşağıda verilmiştir. Merak etmeyin geç kalmış değilsiniz. Ertesi gün de bu cevapları sizin canınızı sıkan insanlara söyleyebilirsiniz.
1. Farkında olun. Karşınızdaki insan bizi aşağılıyor mu? Eleştiriyor mu küçümsüyor mu değersiz mi değiştiriyor mu? Ya da size farklı imalarla bir şekilde duygularını aktarmaya mı çalışıyor? Önce fark ederek zayıf noktanızı bulmuş olacaksınız. Biri size eleştirdiğin de hemen uzun uzadıya açıklamalar yapıyorsanız eve gittiğinizde unutmaya başlıyorsanız omuzlarınız düşüyorsa hemen ortamda kendini kötü hissetmeye başlıyorsun. İster istemez bunu yapan insan sizin bu beden dilinizi ve tavrınızın fark eder. Daha fazla üstünüze üstünüze gelmeye başlar. Bu yüzden sizi neyin tetiklediğini fark etmekle başlıyoruz. Çünkü bunu fark ettiğimizde karşı taraftan bir saldırı geldiğinde "sen ne demek istiyorsun? Bir daha açıklar mısın?" diyeceğiz. O zaten açıklama yapamayacak. Burada olabildiğince güçlü net ve kesinlikle duygularını belli etmeyen tavır ve davranışta bulunmalısınız. Yoksa lafı söyler, gider ve siz düşüncelerinizle baş başa kalırsınız. 
2. Sınırların belli olsun. Bir sınır çiz. Sınır koyma yazıma göz atabilirsiniz. Sınırları aşan üslup kullanmayın. Size de kullanılmasını sağlamayın. Örneğin "tatlım, harikasın" gibi sıcak kelimelere müsade etmeyin. Bu sizi değersizleştirir. Sınırları Aşan Bir tavır veya üslupla geliyorsa orada yapabileceğiniz en önemli şey minimum iletişim kuruyor olmak, minimum göz teması kuruyor olmak ve minimum olabildiğince karşı tarafa cevap veriyor olmaktır. Çünkü karşı tarafı olabildiğince her şeyi minimum yani azaltıp O noktaya getirdiğimizde karşı taraf şunu hisseder "ortamda Soğuk rüzgarlar var." Bunu ispat edemez. Ancak duygusunu alır. Unutmayın duygusal olarak karşı tarafa hissettirme  çok önemlidir. Karşı taraf şaka adı altında bize kendince bir şeyleri ima etmeye çalışıyorsa " şaka iki kişinin güldüğü bir şeydir. Farkındaysan Ben gülmüyorum." diyebilirsin.
3. Güçlü bir sessizlik. Yapmamız gereken 3. adım ise güçlü bir sessizlik uygulamak. Örneğin;  toplantılarda, aile ortamlarında, özel günlerde bazı akrabalar bazı İş arkadaşları o kalabalık ortamda birini ya da onların üzerine oyun oynar. Nasıl oyun oynar? Şaka ile karışık sürekli laf söyler sürekli karşı tarafı ortama meze yapmaya çalışarak onun hakkında bir konu çevirmeye çalışır. Bu durumda Sorularına cevap vermeyi reddederek, minimum iletişim kurarak ve gerektiğinde ortamdan uzaklaşarak kendinizi koruyun. O kişilerden bir soru ile karşılaştığınızda karşı tarafın gözünün içine bakıp kafanızı çevirmek, başka şeyle meşgul oluyor olmak "seni muhatap almıyorum." demeye gelir. Bu da ayrı bir yöntemdir. Özellikle topluluk içerisinde  bunu yaparlar ve sizi yinelemeye çalışırlar. O yüzden asla Cevap vermeyin. Bazı sessiz güçlü duruşlar karşı tarafın varlığını yok saymak olduğu için bu karşı tarafa "ben bu oyunda yokum." mesajı verir. 
4. Toksik insanlardan kurtulun. Size iyi gelmeyen, hatta sosyal medyada biraz bile olsa size kötü  (kıskançlık duyguları vb.) hissettiren kişileri takip etmeyi bırakın. Örnek alacağınız, nitelikli sosyal medya hesaplarını takip edin. Bu insanlarla bazen aynı ortamda bulunmak zorunda kalırız. İş ortamı, aile ortamı, arkadaş ortamı. Ne yazık ki o kalabalık içerisinde bulunmamız gerekiyor. Baktınız ki o kalabalık içerisindesiniz. Onlarla minimum etkileşimde bulunun. Size bir soru sorduğunda örnek veriyorum;  "E nasılsın? Neler yapıyorsun?" Ee anlat bakalım deyince "teşekkürler" diyerek konuyu kapatın. "İyiyim işte şunu yapıyorum. Sen ne yapıyorsun" deyip karşılıklı bir iletişim haline geçmemek karşı tarafla minimum iletişim kurmak gerekiyor. Zihninizde ortamdan kendini soyutla.  Bu zaten diğer insanların da gözüne çarpacak ve onlara da niyetimizi belli edeceğimiz bir duruş olmuş olacak ki ortamda durmak zorunda kalmayacak ve saatlerce oturmanıza gerek kalmayacak. En fazla 10 dakika 15 dakika yarım saat durdunuz sonrasında "gidiyorum iyi çalışmalar Hoşça kalın." deyip kalkabilirsiniz. İş toplantıları, aile ortamları fark etmez. Sosyal Çevrenizde bu dediklerimi yaptığınızda kendinizi göstermiş olacaksınız ve karşınızda insanlara karşı da bir duruş sergilemiş olacaksınız. 
Toksik insanlar, hayatınızda strese, olumsuzluğa ve hatta duygusal tükenmişliğe neden olabilirler. Onlarla başa çıkmak zor olabilir, ancak bazı stratejiler işe yarayabilir:

  • Sınırlarınızı Belirleyin: Toksik insanlarla ne kadar etkileşimde bulunacağınızı sınırlayın. Onların olumsuz enerjilerine maruz kalmamak için mesafenizi koruyun.
  • Duygusal Tepkilerinizi Kontrol Edin: Toksik insanların sizi üzmesine, sinirlendirmesine veya kırmasına izin vermeyin. Duygusal tepkilerinizi kontrol altında tutarak, onların oyunlarına gelmeyin.
  •  Kendinize Odaklanın: Toksik insanlarla uğraşmak yerine, kendi ihtiyaçlarınıza ve mutluluğunuza odaklanın. Sizi iyi hissettiren şeylerle meşgul olun.
  • Destek Alın: Toksik insanlarla başa çıkmak zorlayıcı olabilir. Güvendiğiniz insanlardan destek alarak, bu süreçte yalnız olmadığınızı bilin.
  • Gerekirse Uzaklaşın: Bazı durumlarda, toksik insanlarla ilişkiyi kesmek en sağlıklı seçenektir. Kendinizi korumak için, gerekirse bu adımı atmaktan çekinmeyin.

İletişim Stratejileri

Toksik insanlarla iletişim kurarken aşağıdaki stratejileri kullanabilirsiniz:

  • Kısa ve Öz Olun: Toksik insanlarla uzun sohbetlere girmeyin. Sorularına kısa ve öz cevaplar verin.
  • Konuyu Değiştirin: Toksik bir konu açıldığında, konuyu değiştirmeye çalışın. İlgi alanlarınızla ilgili bir şeyden bahsedin veya ortamı terk edin.
  • Tartışmaktan Kaçının: Toksik insanlarla tartışmaya girmeyin. Onların manipilasyonlarına cevap vermeyin.
  •  Duygularınızı Açıkça İfade Edin: Toksik davranışlardan rahatsız olduğunuzu açıkça ifade edin. Ancak bunu yaparken sakin ve saygılı olun.
  • "Hayır" Demeyi Öğrenin: Toksik insanların isteklerine "hayır" demeyi öğrenin. Kendinizi savunmaktan çekinmeyin.
  • Toksik insanları değiştiremezsiniz. Sadece kendi tepkilerinizi ve davranışlarınızı kontrol edebilirsiniz.
  •  Kendinize karşı şefkatli olun. Toksik insanlarla başa çıkmak zor bir süreçtir.
  • Gerekirse profesyonel yardım alın. Bir terapist veya danışman, toksik insanlarla başa çıkmanıza yardımcı olabilir.

Kısaca; Bu insanlara uzun uzadıya cevap vermeye gerek yoktur. Onlara kendimizi ispat etmeye çalışmak asla yapacağımız bir şey değildir. Onları ikna etmeye çalışmayın. En önemli ikna edilmesi gereken kişi kendi varlığınız. Siz kendinizi biliyorsunuz. Siz kendinizin farkındasınız ve şu bilgiyi de biliyorsunuz: Bazı insanlar sizin varlığınızla rahatsız olabilirler. Her insan herkesi sevmek zorunda değil. Şeftali çoğu kişi için en güzel meyvedir ancak bazısı için elma en iyidir. Bunu unutmayın. İnsanların sizi sevmemesi sorun değildir. Siz kendinizi ne kadar seviyorsunuz önemli olan budur. Vicdanlı, merhametli hareket ediyor musunuz? İnsanlara iyi davranıyor ve empatik yaklaşabiliyor musunuz? Bu cevaplar olumlu ise gerisini boşverin. Zehirli insanların hepsi acımasız ve umursamaz değildir. Bazıları bizi çok sever. Birçoğunun iyi niyetleri vardır. Çoğu varlığımız için toksiktir çünkü ihtiyaçları ve dünyada var olma biçimleri bizi kendimizden ve mutluluğumuzdan ödün vermeye zorlar. Doğaları gereği kötü insanlar değillerdir, ancak bizim için doğru kişiler değillerdir. Ve ne kadar zor olsa da, onları bırakmalıyız. Hayat, sizi aşağı çeken insanların etrafında olmadan da yeterince zor ve ne kadar önemseseniz de, başkası uğruna kendinizi yok edemezsiniz. Refahınızı bir öncelik haline getirmelisiniz. Bu ister değer verdiğiniz birinden ayrılmak, ister bir aile üyesini uzaktan sevmek, ister bir arkadaşınızı bırakmak ya da acı veren bir durumdan kendinizi uzaklaştırmak anlamına gelsin, ayrılmak ve kendiniz için daha güvenli bir alan yaratmak için her hakka sahipsiniz.

Manipüle olma, dik dur ve haksızlıklara sessiz kalma!

1. Önce kendine saygı duy.

2. Sınır koy, hayır demeyi bil. Kendini net bir şekilde ifade et.

3. Hayırlarınız kadar sağlam evetlerde olsun. Neye evet, neye hayır diyeceğini bil. Örneğin biri sana gel oturalım dedi. Gerçekten bunu istiyor musun? Onunla yemek yemek istiyor musun? O davette, o insan topluluğunda olmak istiyor musun? 

Hiç sesine güven! Cılız da olsa bir dinle. Yüksek ses belki git o seninle giderdi o sana şunu yaptı senin de bunu yapman lazım ve benzeri diyebilir bu seslere kulak asma. Bazen iyi olmayabilirsin, ayıp olmasın diye yaptığımız şeyler bizde yük olur. Zaten git sen de sıkıntılı olacaksın ve karşı tarafta sorabilir ne oldu bir gün keyfin mi yok ve benzeri. En iyisi kendi iç sesini ucunu sesi dinlemek ve biraz bile gitmek istemiyorsak hayır demeyi bilmektir. İç sesine güven. 

4. Sınırlar nasıl olmalı? Kırmızı çizgilerin neler, kabul edeceğin, edemeyeceği şeyler neler neleri tolere edebilirsin? Hak ettiğiniz saygınlığı görebilmek için bu soruların cevabını bilmek gerekir nokta kendimize dair netlik kazanmalıyız ki kendimize saygımız olsun. 

5. Her sabah uyandığımızda bir esnemeliyiz ve bugün nasıl hissediyorum? Diye sormalıyız. Bu gün be gün öz güveni, kendinle okurduğumuz ilişkinin kalitesini arttıracak ve duygusal farkındalık sağlayacaktır. 

6. Duygusunu yönetemeyen insan hiçbir insan üzerinde kontrol kuramaz. Saygısızlıkla karşılaşıldığında üstüne alma, onun sorununu tükendi ile diye düşün. Sakinliğini Koru nokta şikayet etme. Ajitasyon yapma. Bu saygısızlığı bana yaptı gibi üstümüze almıyoruz. 

7. Sözü saldırı olursa; ve o an cevap verseydim deyip durumu düşüncelerle takıntı haline getirip, yatmadan önce sürekli bu cevabı düşünmek bizi daha çok sinirlendirir ve daha çok patlamamıza sebep olur. Aslında kendimize öfkeleniriz. İletişim sakinlik, sükunet, dinginlik ister.  Dürtüsel olduğumuzda tepkisel davranışlar sergilediğimizde kontrolü kaybediyoruz. Kendimize hakimiyet kuramazsak karşı tarafa güç vermiş oluyoruz ve olaydan rotadan çıkıyoruz manipüle olmuş oluyoruz. 

Bazıları bizi aşağılamaya, duygusal sömürü yapmaya başlar. Güçlü taraf olmak istiyorsak kişi senin için çok bir şey ifade etmiyorsa hafif bir tebessümle bedenini yavaşça ona bakmadan başka bir yöne çevir. Ama cevap vermen gerekmiyor. Bunu anlatman gerekiyor. O insana cevap vermeyecek kadar kelime israfı yapmayacak kadar değerli olmadığını anlar.

8. Kişi bizim için önemli ise sakince tepki ver. Davranışlarını kontrol et. Gergince söylersen onun seni olumsuz etkilediği ortaya çıkar ve daha çok sinirlenirsin. Hafif bir tebessümle o senin bakış açın veya sen öyle algıladın veya ne dediğini anlayamadım bir daha açıklar mısın diyebilirsin. Bu noktada karşı taraf kontrolü kaybeder ve size olan duyguları, açıkladığı cümlelerle ortaya çıkar. Bir iletişimde her zaman çok açıklama yapan bir gün kontrolü kaybeder ve saçmalamaya başlar. 

9. O kişiyi sahnede hayalet. Hal, hareket, tutun ve tavırlarına bakın nokta kelimeleri söylemlerine bakın nokta orada niyet açığa çıkar. Biz bunu hak etmiyoruz o kişi aslında kendisini yansıtıyor bunun farkında olmalıyız. Enerji alışverişini kesersek bir güç savaşı da kalmaz. 

Reddedilmeyi Kullan!

1. Bazen evrenin "HAYIR"ı daha büyük bir şey için gizli bir evet olduğu anlamına gelebilir.

2. Görmezden gelindiğinde, değerim bilinmediğinde sen de aynısını yap. Düşün birisi senin için zamanını ayırmaya değmeyeceğine karar veriyor ve bu onun kaybıdır. Sen de etkileşime girmeyerek "ben daha değerliyim" diyorsun. 

3. Davranışları sessizce yansıtmak kolay bir iş değildir. İçgüdülerin bağırarak"ara, Ulaş, sana bunu nasıl yapar, neden" Çığlık atabilir. Onları dinlemeyeceksin nokta iradeli olacaksın. Mutlu eden şeyleri yapacaksın. Hobilerine ilgi ayır.  Örneğin; sup, yüzme, yürüyüş, kitap, doğa, bahçe ve benzeri. 

4. Sana değer verenlerin yanında ol.

5. Yeni bir beceri edin. Hobi veya Spor, yeni bir dil, yemek vb. 

6. Seni zenginleştiren faaliyetlere yönel. ÖRN; kişisel gelişim, atölyeler ve benzeri. 

7. Bu birinden öç almak ile ilgili değildir enerjini geri kazanmak ve önemli olan yere yatırmakla ilgilidir. Biliyorum, zor görmezden gelinmek acı veriyor. Ancak bunu büyümek için bir fırsat olarak görmek gerekir. Kendine saygı duyduğun bir kale İnşa et. Onların ilgisizliğinin bu kaleden sekmesine izin ver nokta bu seni geliştirir. Unutma değerim buna bağlı değildir. 

8. Olumsuz düşünceler, duygular geldiğinde kaçıp saklanabileceğin bir kutu yarat en güzel anına git ve orada hayallere dal. 

9. Kendine sadık kal eylemlerin konuşsun sosyalleş ve benzeri. 

10. Duygusal tepkiverme. Sakin kal. Bu senin gizli silahın. Hayal kırıklığı ve üzüntünün direksiyona geçmesine izin verme."bu beni neden rahatsız ediyor" diye sor. Kendimi nasıl geliştirebilirim? 

11. Güç başkalarının sana nasıl davrandığı değil senin verdiğin tepkilerdir. İç huzurun dış onaylara bağlı değil bunu sakın unutma. 

12. Uzaklaş! Reddedilmeyi kabul et. 

13. Pozitif çember oluştur. 

14. Mesaj atma nokta bu sessizlik stratejik bir geri çekilmedir. Saygınlığını korumakla ilgilidir. 

15. Beklenti içine girmeden nazik ol. Nezaketini koru. Bu sınır çizmektir.

16. Geçmişinde onu sana çağrıştıran, onun enerjisinde, onun kalıbında belki sert, belki otoriter bir  ebeveynin vardı. Bu döngüyü fark et! 

NOT: Bir başkasının eylemlerinin duygusal durumunu belirlemesine izin vermemek bilinçli bir seçimdir. Nazik ve mesafeli kalarak kayıtsızlığının dengemi bozmasına izin vermiyorum demiş olursun. Mücadeleni gösterme. Soğukkanlı ol. Bu içsel istikrarın bir yansımasıdır. Sakinlik ve özgüven rehberin olsun. Asla seni sevmeyecek birinin peşinden koşmayı bırakın! Sihirli olan budur, seni değerli kılacak olan.

Doğarken dünyaya bir kullanma kılavuzu ile gelmediniz; aşağıdaki kurallar yaşamınızı daha iyi kılmak içindir.
Kural 1:
 Asla kendinden şüphe etme... Sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur. Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana aksini söylese bilesenin hissettiklerin senin için doğrudur. Onlar farklı hissedebilir,farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu ...gösterir.
Kural 2:
Asla farklı olduğun için utanma. Eğer çevrende senin gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa, o zaman çirkin ördek yavrusu hikayesini hatırla... Muhtemelen sen yanlış yerde, yanlış insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır. O halde hedefin, ait olduğun yeri bulmak olmalıdır. Asla muhteşem bir kuğu olduğun gerçeğini unutma ve ördek olmak için uğraşma.
Kural 3: Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma ve özür dileme. Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, olayda yaptığın hataları ve yeniden aynı durumda olsan nasıl davranacağını iyice düşün ve gelecek olaylar için kendini hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir
Kural 4: Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma. Bu hayat senin ve istediğin gibi yaşamaya hakkın var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış açısını anlamaya çalış.
Kural 5: Ailen dışındaki insanlarla ilişkilerinde, asla kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma. Her zaman ama her zaman önce sen gelmelisin. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih  etme. Sen kaldırabiliyorsan, onlarda kaldırabilir. Karşındaki insan senin mutluluğunu düşünmüyorsa ve senin üzülmene yol açıyorsa, o zaman o insan sana değer vermiyor demektir. Bu kişileri değiştireceğini ya da sana zamanla önem vereceğini düşünme. 
Sana karşılıksız sevgi veren ve senin için her şeyi göze alabilecek tek insanlar ailendir.
  • Size bir vücut verilecektir. Onu beğenebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz, ancak kesin olan bir şey varsa o da ömrünüzün geri kalanı boyunca ona sahip olacağınızdır.
  • Dersler öğreneceksiniz. "Yeryüzünde Yaşam" isimli tam zamanlı gayrı resmi bir okula kaydoluyorsunuz. Her kişi veya her olay birer evrensel öğretmendir.
  • Hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Büyümek bir deneyim sürecidir. "Başarı" kadar "yenilgiler" de bu sürecin bir parçasıdır.
  • Bir ders öğrenilene kadar tekrar edilir. Bu ders, ta ki siz öğrenene kadar size çeşitli biçimlerde anlatılır -- ancak ondan sonra bir sonraki derse geçebilirsiniz..
  • Eğer kolay dersleri öğrenemezseniz bu dersler giderek zorlaşırlar. Dışsal sorunlar içsel durumunuzun kesin bir yansımasıdır. İçsel engelleri ortadan kaldırdığınız zaman dış dünyanız değişir. Acı, evrenin sizin dikkatinizi çekme şeklidir.
  • Davranışlarınız değiştiği zaman bir dersi öğrenmiş olduğunuzu anlarsınız.. Bilgelik egzersizdir. Bir şeyin bir parçası, hiç bir şeyin birçoğundan daha iyidir.
  • "Buradan" daha iyi bir "orası" yoktur. "Orası" dediğiniz yer "burası" olduğu zaman gene "buraya" kıyasla daha iyiymiş gibi görünen bir "orası" olacaktır."
  • Diğer insanlar yalnızca sizin aynanızdırlar. Diğer bir kişinin bir yönü sizin kendinizde sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz bir yönünüzü yansıtmadıkça onu sevmeniz ya da ondan nefret etmeniz mümkün değildir.
  • Yaşamınız size bağlıdır. Yaşam size tuvali sunar, resmi siz yaparsınız. Yaşamınıza sahip çıkın -- yoksa başkası sahip çıkacaktır.
  • Daima ne isterseniz onu alırsınız. Bilinçaltınız kendinize çektiğiniz enerjileri, deneyimleri ve insanları doğrulukla belirler. Dolayısıyla ne istediğinizi bilmenin en güvenilir yolu neye sahip olduğunuzu görebilmektir. Kurbanlar yoktur, yalnızca öğrenciler vardır.
  • Doğru ya da yanlış yoktur, ama sonuçlar vardır. Ahlaki yaklaşımların faydası olmaz. Yargılamalar ise yalnızca davranış kalıplarını korumak içindir. Yalnızca yapabildiğinizin en iyisini yapın.
  • Cevaplar kendi içinizdedir. Çocukların başkalarının rehberliğine ihtiyacı vardır; bizler ise olgunlaştıkça Ruhun Yasalarının yazılı olduğu kalbimize güveniriz. Bildikleriniz duyduklarınızdan, okuduklarınızdan ya da size söylenenlerden çok daha fazladır. Yapmanız gereken yegâne şey bakmak, dinlemek ve güvenmektir.
  • Tüm bunları unutacaksınız. Ne zaman arzu ederseniz hatırlayabilirsiniz.
**Sabır ziyaret etti beni** Ve hatırlattı ki, Güzel şeyler meyve vermek için zamana ihtiyaç duyar. Ve sağlam adımlarla yavaşça büyür.
**Huzur ziyaret etti beni** Ve hatırlattı ki,  
Hayatın fırtınalarında sakin kalabilirim,  
Etrafımı saran kaosa rağmen.  
**Umut ziyaret etti beni**  
Ve hatırlattı ki,  
Daha iyi günler yakındır  
Ve o, her zaman bana rehberlik edip beni yükseltecektir.  
**Tevazu ziyaret etti beni**  
Ve hatırlattı ki,  
Onu, kendimi küçültüp azaltarak değil,  
Dünyaya hizmet ederek ve etrafımdakileri yükselterek bulabilirim.  
**Nezaket ziyaret etti beni**  
Ve hatırlattı ki,  
Kendime ve çevremdekilere karşı  
Daha yumuşak, bağışlayıcı ve şefkatli olmalıyım.  
**Özgüven ziyaret etti beni**  
Ve hatırlattı ki,  
Başkalarını rahat ettirmek için  
Yeteneğimi ve hediyelerimi saklamamalıyım,  
Beni ben yapan şeyleri kucaklamalıyım.  
**Odak ziyaret etti beni**  
Ve hatırlattı ki,  
Başkalarının güvensizlikleri ve benim hakkımdaki yargıları  
Benim sorunum değil,  
Ve dikkatimi başkalarından tekrar kendime çevirmeliyim.  
**Özgürlük ziyaret etti beni**  
Ve hatırlattı ki,  
Zihnime, düşüncelerime ve esenliğime  
Benden başka kimse hükmedemez.  
**Ve sevgi ziyaret etti beni**  
Ve hatırlattı ki,  
Onu başkalarında aramama gerek yok,  
Çünkü o zaten içimde saklı.  
~ Tahlia Hunter
Hayırseverlik insan olmanın en önemli erdemlerindendir.
İnsanlar Antik Doğu'dan beri birbirlerine yardım etmek için çaba sarf ettiler. İyi işler yapmak ve nezaket göstermek erdemli bir kişilik özelliği olarak kabul edildi. İhtiyacı olanlara merhamet ve sempati birçok din ve felsefenin temelini oluşturdu.
Merhamet hissettiğimizde ve yardıma ihtiyacımız olduğunda, yürekten bir şeyler yaptığımızda ve minnettarlığımızı aldığımızda, ihtiyaç duyulduğumuzda ve onarıldığımızı hissederiz. Evrenin yasalarına göre, ne kadar çok iyilik verirsek o kadar iyi karşılık alırız.
Hayırseverlik ruh için neşedir. Birinin temel ihtiyaçlarının ötesinde olanlar hakkında endişelenmek insanın ruhsal gelişimine tanıklık eder. Aşk ve merhamet en yüksek titreşimleri taşır. Mutluluğun ve içindeki ilahi kıvılcımın farkındalığına yol açarlar.
En iyisi kalbinize dokunan bölgelere yardım etmek ve içsel bir tepki uyandırmaktır. Hasta insanlara, yaşlılar, öksüzler, hayvanları kurtarmak, engelli insanlara ya da başı dertte olanlara yardım etmektir.
Ülkenizde en az refah olan yaşam alanını bulabilirsiniz ve yeteneklerinize göre acil sorunların çözülmesine yardımcı olabilirsiniz. Küresel sorunlara da dikkat edebilirsiniz: ormanların korunması, nesli tükenmekte olan türleri kurtarmak, hastalıklarla savaşmak ve az gelişmiş ülkelerdeki insanlara yardım etmek.
Hayır kurumlarına, organizasyonlara, gönüllülere ya da doğrudan ihtiyacı olanlara yardım edebilirsiniz.Örgütleri mali olarak desteklerseniz, bu sayede faaliyetlerini ve bütçelerini planlamalarını kolaylaştırırsınız.
Hayırseverlik en etkili Upayalardan biridir, bu da karmayı uyumlu hale getirmenin yollarıdır ...eğer doğuş haritanızda gezegenin konumunu bilirseniz, o bölgelere ve o günlere bağış yapabilirsiniz.
Örneğin, Ay'ı uyumlandırmak için, kadınlara yardım etmek ve pazartesi günleri ihtiyacı olanları tedavi etmek lehinedir. Mars'ı uyumlu hale getirmek için en iyisi tıbbi kurumlara bağış yapmaktır. Hasta Venüs'le birlikte, Cuma günleri hayır işi yapmak en iyisidir.
Hayır işi yapmanın pek çok yolu vardır: para bağışlamak, yiyecek hazırlamak, onarımlara yardım, temizlik veya ulaşıma yardım etmek, gerekli şeyleri bağışlamak, bilgi yaymak ve ilgi paylaşmak, bakım ve enerji.
Profesyonel becerileriniz ve yetenekleriniz aracılığıyla yardımcı olabilirsiniz, örneğin ücretsiz danışmanlık vererek ve buna ihtiyacı olan ama para ödeyemeyenler için özverili bir şekilde iş yaparak. Kendine bir soru sor: İçten, benim kaynaklarımdan ne verebilir? Cevap, dünyayı daha iyi bir yer haline getirme yolun olacak. Hayırseverlik imkanlarınızla mümkün olmalı ve kişisel stres ve yoksunluk olmadan ılımlı bir şekilde gerçekleştirilmelidir.
Enerjinin ve kaynaklarının bir kısmını hayırseverlikle bağışladığını unutma. Eğer boşsanız ve kişisel ihtiyaçlarınız karşılanmazsanız bunu kendinize zarar vermeden yapmanız imkansızdır. Dünyaya vermek için önce minnettarlıkla almayı öğrenmelisin.
Ver ve almanın hassas dengesi çok önemlidir. Akışı ve sabit enerji yenilenmesini başlatır, hayata uyum getirir ve ruhu zenginleştirir. Sadece kendimiz doluysak yürekten paylaşabiliriz. Bunu yapmak için, finans alanında korkuların ve olumsuz inançların üstesinden gelmek, faydaların tadını çıkarmak, kendinizi memnun etmek ve hayatınızı daha iyi hale getirmek daha iyidir.
Bilincin yeni bir seviyesine küresel geçiş sürecinde yaşıyoruz. Tek bir eylem bile fark edilmez. Dünya'nın birleşik alanı her birimizin özverili hizmetine bağlıdır. Saf bir kalple verirsek, egoyu bastırırız, arınırız ve daha iyi oluruz. Dünyayı nezaket ve sevgiyle böyle doldururuz.
ETKİLİ ÇATIŞMA ÇÖZME BASAMAKLARI
1- Ortak sorunun müzakere ederek çözümünün istenmesi :
Bu basamakta çatışmanın tarafları “ortak sorunlarını” müzakere yoluyla çözmek istediklerine ilişkin isteklerini karşılıklı belirtmeleri ve birbirlerini sorunu çözmeye davet etmeleri süreci kolaylaştırır. Kişiler karşılıklı olarak birbirlerine ne istediğini açıkça söyleme ve tanımlama sorunun çözümünü kolaylaştırır. Bu basamakta çatışmanın tarafları “ortak sorunlarını” müzakere yoluyla çözmek istediklerine ilişkin isteklerini karşılıklı belirtmeleri ve birbirlerini sorunu çözmeye davet etmeleri süreci kolaylaştırır. Kişiler karşılıklı olarak birbirlerine ne istediğini açıkça söyleme ve tanımlama sorunun çözümünü kolaylaştırır. Örneğin: ‘Bu aracı şimdi ben kullanmak istiyorum.’ Bu süreç, iyi bir iletişim becerisini ve çatışmanın küçük parçalar biçiminde tanımlanmasını içerir. Kişi sorununu açık ve öz olarak belirtmelidir. Sorunun kendisi, aynı zamanda kişinin gereksiniminin varlığını ve ne olduğunu gösterir. 
2- İsteklerin ve nedenlerin belirlenmesi
Problem çözme tartışmaları, çatışmanın taraflarının karşılıklı olarak istemlerinin nedenlerinin belirlenmesi ile başlar. Çatışan kişiler ne duyumsadıklarını anlamalı, duygularını açık, net ve doğru bir biçimde iletmelidirler. 
Tartışmada en sık kullanılan iki hata şunlardır: çatışmanın saldırgan biçimde tanımlanması ve diğer kişinin incitilmeye çalışılması; hiçbir şey söylenmemesi ve çatışmanın içe atılması. İsteklerin ve hedeflerin açıkça iletilmesi için şunlar yapılmalıdır Ben, benim, benimkisi gibi kişisel ifadeler kullanılmalıdır. İstekler ve hedefler somut olmalı ve nedenleri ile birlikte belirtilmelidir. Diğer kişinin isteklerinin sizin isteklerinize ulaşmada nasıl engel olduğu açıklanmalıdır. Ne istediğimizi açıkça tanımlarken, diğer kişinin de ne istediği dikkatlice dinlenmelidir. Bunun için de şu yapılmalıdır: diğer kişinin yüzüne bakılmalıdır, diğerinin sözü kesilmemelidir, ne istediğimizi açıkça tanımlarken, diğer kişinin de ne istediği dikkatlice dinlenmelidir. Diğer kişiden ne anlaşıldığı ona gösterilmelidir. 
3- Kişiler istemlerinin ve duygularının nedenlerini söylemeli ve tanımlamalıdırlar:
Problemi çözmek için ne hissettiğinin yani duyguların ve nedenlerinin karşılıklı belirtilmesi de oldukça önemlidir. Duyguların ifade edilmesi ve denetlenmesi, çatışma çözümünün en güç ve en önemli basamaklarından birisidir. Çünkü problemi çözmek için ne hissettiğinin yani duyguların ve nedenlerinin karşılıklı belirtilmesi de oldukça önemlidir. Duyguların ifade edilmesi ve denetlenmesi, çatışma çözümünün en güç ve en önemli basamaklarından birisidir. Çünkü insanların duygularını saklamaya yönelik bir eğilimleri vardır. Reddedilme, gülünmez durumlarından kaçınabilirler.
Duyguların, çatışma yaşanan karşıdaki kişiden saklanması oldukça güçtür. İstemediğiniz halde ağlayabilirsiniz, sesin yükseltilmesi uygun olmamasına karşın bağırabilirsiniz, diğerini rahatsız etmesine karşın gülebilirsiniz.
Çatışma içinde duyguların ifadesi oldukça güçtür. Duyguların karşı tarafa iletilmesinde sürecinde olabildiğince saldırı, iğneleme, aşağılama gibi yıkıcı ifadelerden arındırılarak verilmelidir. Böylece karşı tarafa davranışlarının sizin üzerinizdeki somut etkileri ve sizde uyandırdığı duygular belirtilmelidir. 
4- Diğer kişinin İstemlerinin, duygularının ve bunların nedenlerinin Empati ve Etkin Dinleme Teknikleri yoluyla anlaşıldığının gösterilmesi 
Örneğin: ‘Senin söylediklerinden benim anladığım şudur:.....’. Bu durum, çatışmanın öteki kişisinin bakış açısından sorunun anlaşılmasını ve aynı anda her iki taraftan da sorunun görülebilmesini içerir. Genellikle kişi kendi bulunduğu noktadan sorununu ve gereksinimini gördüğü için kendinden uzaklaşıp ötekinin sorununu ve gereksinimini, onun bulunduğu noktadan görmesi güçtür. Bu nedenle ötekinin bakış açısından soruna yaklaşma becerisi, taraflar arasındaki uzlaşmacı kişiliği ve çözüm olasılığını güçlendirecektir.
5- Karşılıklı Kazançları içeren Çözüm seçeneklerinin yaratılması:
Çatışma çözümünde genellikle kişiler ilk çözüm seçeneğinde anlaşmaya yönelimlidirler. Buna karşın anlaşmaya varmadan önce birkaç tane iyi çözüm önerisi üretilmelidir. Çatışma çözümünde genellikle kişiler ilk çözüm seçeneğinde anlaşmaya yönelimlidirler. Buna karşın anlaşmaya varmadan önce birkaç tane iyi çözüm önerisi üretilmelidir. Çatışmanın her iki tarafının da ortak kazançlarını arttıran üç aşamalı çözüm planının bulunması ve kavranması önemlidir. ‘Plan A:.........., Plan B:.........., Plan C:.........’. Bu süreç çatışmanın her iki tarafının da çıkarlarını arttıran ve problemi çözen yaratıcı seçenekleri olan anlaşmanın üretilmesini kapsar. Beyin fırtınası tekniğiyle tartışmanın tarafları, her iki tarafında gereksinimlerini karşılayabilen olası çözümleri üretmeye çalışırlar. 
6- El sıkışarak ortak anlaşmanın yapılandırılması ve uygulanmasına yönelik akılcı eylem planının seçimi: ‘Haydi Plan B’ de uzlaşalım’. Anlaşma ortak çıkarların arttırılmasını çatışan tarafların birlikte işbirliği içinde çalışabilmesini güçlendirmesi ve gelecekte çatışmaların yapıcı bir biçimde çözülmesini sağlamalıdır. Bu durum her iki tarafında gelecekte nasıl davranacağını ve anlaşmanın çalışmadığı takdirde yeniden tartışılmasını ve gözden geçirilmesini belirginleştirir. 
Unutmayın Çatışma çözmeyi öğrenemezseniz; hayatınızın her aşamasında sorunlarla karşılaşır ve hep sorunlu bir birey olursunuz. 

İLİŞKİLERİ İYİ SONLANDIRMAK: 
İlişkilere girdiğimizde kendimizi sevgiye ve bağlanmaya açarız. Hayatımıza başka birini dahil eder, ortak ritüeller ve kalıplar yaratırız. Ancak ilişkiler sona erebilir ve geride kayıp ve kalp kırıklığı bırakabilir.
Eurobiyologlar ayrılığın üç aşamasını tanımlar. İlki, umutsuz bir uzlaşma arzusuyla belirginleşen inkardır. Beyin, ilişki anılarıyla bağlantılı dopamin üretmeye devam eder ve bu da eksiklik duygularını yoğunlaştırır. Sanki kendimizden bir parçayı kaybetmişiz gibi, devam etmek imkansız gibi gelir.
Acınızı sevdiklerinizle paylaşmak ve destek almak çok önemlidir. Başa çıkmakta zorlanıyorsanız, profesyonel yardım alın. Bir psikolog, beden terapisti veya şifacıyla çalışmak - yoga, inzivalar, masajlar, ses terapisi veya tarotla birlikte - faydalı olabilir. Size neyin hitap ettiğini seçin. Günlük tutmak da çok iyileştirici olabilir. Düşüncelerinizi ve duygularınızı yargılamadan yazın, böylece içinizde tıkanıklıklara neden olmalarını önleyin.
Yas tutmak için kendinize zaman tanıyın. Acınızı gözyaşları, titreme, ağlama, derin nefesler veya dua yoluyla ifade edin. "Duygularla Çalışma" bloğundaki meditasyonlar ve "Zor Dönem" bölümündeki olumlamalar iyileştirici olabilir.
Ayrılıklar bizi duygusal, zihinsel ve fiziksel olarak etkiler. Reddedilme, fiziksel acıyla aynı beyin bölgelerini harekete geçirir. Sevdiğimiz birini kaybetmenin acısına benzeyen en zor deneyimlerden biridir. Güçlü duygular ortaya çıkar: üzüntü, öfke, suçluluk, kızgınlık ve bazen de rahatlama ve özgürleşme.
Hayatınızın bazı bölümlerinin eski partnerinize ait olduğunu, zamanınızı nasıl geçirdiğinizi, ne yediğinizi, sosyal çevrenizi, çevrenizi fark edebilirsiniz. Bu, kendinizi keşfetme, eskiyi bırakma ve size uygun bir hayat kurma zamanıdır.
Sonunda bağlanma zayıflar. Stres hormonları azalır ve partnerinizi düşünme sıklığınız azalır. Hayata olan ilgi, yeni olasılıklarla birlikte geri döner. Üzüntü hala yüzeye çıkabilir, ancak daha az bunaltıcı hale gelir. Şimdi, dikkatinizi içinize çevirin ve yeni benliğinizi keşfedin. Şimdi kimsiniz? Kim olmak istiyorsunuz? Sizi ne heyecanlandırıyor?
Yalnızlığınızı bir kenara bırakın. Tek başınıza yapmaktan hoşlandığınız şeyleri keşfedin. Yeni şeyler deneyin: yeni yerler ziyaret edin, hobiler edinin, yeni insanlarla tanışın. Dans, biyoenerji veya yoga gibi sizi bedeninizle yeniden bağlayan uygulamalar faydalıdır. İyileşme ve yeniden doğuş gelecektir. Başkalarından bağımsız olarak bütünlüğünüzü yeniden kazanacaksınız. Kendinizi -hayatınızdaki en önemli kişiyi- tanıyacaksınız ve bir daha kendinize ihanet etmeyeceksiniz.
Şifalı bitkiler veya beden terapistleri, kalbinizi ve alt enerji merkezlerinizi olumsuz bağlardan arındırmanıza yardımcı olabilir. Tamamlanma ve bırakma meditasyonları dinleyin.
Duygusal açıklığınızı yeniden keşfedecek, neşe dolu hayata ve aşka kucak açacaksınız. Geçmişten değerli dersler alarak yeni ve mutlu ilişkilere doğru ilerleyeceksiniz. Bir ayrılıktan sonra, işlenmemiş duygulardan, iç çatışmalardan veya suçluluk duygusundan kaynaklanan enerji tıkanıklıkları devam edebilir. Meditasyonlar, nefes egzersizleri ve mantralar zihinsel arınmayı destekler.
Vedic bilgelik, her karşılaşmanın ruha dersler sunduğunu öğretir. Acı diner. Sonunda, ilişkinin sana kendin hakkında ne öğrettiğini, yeni bir ilişkiden ne istediğini ve neleri tekrarlamayacağını anlayacaksın.
Sevgi, bağışlama ve minnettarlık kaldığında ders tamamlanmış olur. "Sevgi-Nezaket Meditasyonu" bunu destekleyebilir.
İyileşmek zaman alır. Kendinize karşı nazik olun. Destek arayın. Her adım sizi ışığa yaklaştırır.
Belki de tüm bunları yaşadıktan sonra, olgunlaşmanın ve bütünlüğe ulaşmanın önemli bir aşamasını tamamlamışsınızdır. Ve gelecekte, hazır olduğunuzda, istikrar, öz yeterlilik ve dürüstlük konumundan yeni ilişkiler kurabileceksiniz. Ve olgun, bilinçli bir birlikteliğe hazır, benzer bir partneri kendinize çekeceksiniz.

Yorumlar