TARLA BİTKİLERİ
Tarla Bitkileri
GİRİŞ:
Nadas, toprağın işlenerek belli bir süre boş bırakılmasıdır. Nadas yapılma zamanına ve yapılma şekline göre çeşitlere ayrılabilir. Örneğin; güz nadası, yarım nadas, bostan nadası, kara nadas, anızlı nadas ve tam nadas.
Stolon; gövdenin genellikle toprak üstünde yatay olarak uzanan sap ve sürgünlerini ifade etmektedir. Üzerinde gövde ve boğumları olan sürgünlerin boğumlarındaki gözlerden yeni bitkiler meydana gelmektedir. Stolon tipi tohumluğa ak üçgül ve çilek örnek olarak verilebilir.
Tarla tarımı içerisinde değişik bitkilerin birbirini takip edecek şekilde ve belirli bir sıra ile aynı tarlada yetiştirilmesine ekim nöbeti denir. Münavebe veya rotasyon olarak da adlandırılan ekim nöbeti kısaca, aynı tarlada arka arkaya farklı bitkilerin yetiştirilmesidir.
Ekim nöbetinin faydalarını ise maddeler halinde şöyle sıralamak mümkündür:
Erozyonu önlemek (azaltmak),
Toprak canlılığını derinlemesine arttırmak,
Toprağın değişik katlarından aynı derecede faydalanmak,
Hastalık ve zararlılarla mücadele etmek,
Toprağın yapısını düzeltmek,
Çeşitli ürünler yetiştirilerek ekonomik yönden fayda sağlamak.
TOHUMLUK ÇEŞİTLERİ
Bitkilerin üretimlerinde kullanılan yumru, soğan, kök gibi vegatatif bitki bölümleri vegatatif tohumluk olarak tanımlanmaktadır. Eşeysiz olarak gerçekleşen bu üretme (çoğaltma) şekli dışında bu ünite içerisinde ele alınmayacak olan başka eşeysiz çoğalma (apomiksis) şekilleri de vardır.
Vegatatif tohumluk çeşitleri;
• Rizom: Sınırsız gelişme kabiliyeti olan boğum ve gözleri kapsayan toprak altı gövde ve sapı ifade etmektedir.
• Stolon: Gövdenin genellikle toprak üstünde yatay olarak uzanan sap ve sürgünlerini ifade etmektedir. Üzerinde gövde ve boğumları olan sürgünlerin boğumlarındaki gözlerden yeni bitkiler meydana gelmektedir.
• Sap Yumruları: Bu tüp yumrular hipokotilin (sapçık) kuvvetli bir şekilde kalınlaşmasıyla ya da çok sayıda boğum arasından oluşan sap kısımları vasıtasıyla meydana gelmektedir.
• Kalınlaşmış Kök: Bunlar tamamen ya da kısmen kalınlaşmış olan kökten ibarettir.
• Soğan: Toprak altında gelişen kalınlaşmış ve etli pul yaprakları kapsayan, çok kuvvetli bir şekilde kısalmış bir saptan oluşmaktadır. Bitkinin besin deposudur.
• Çubuk: Vegatatif olarak üreme yeteneğine sahip, değişik amaçlarla kullanmak üzere kesilen bir yıllık sürgünlerdir.
• Çelik (klon): Değişik amaçlarla kullanılmak üzere kesilen, farklı yaşlarda ve boylardaki sürgünlerden elde edilen, üzerinde en az iki göz bulunduran, köklendirilmek üzere hazırlanmış vegatatif bitki kısımlarıdır.
Generatif tohumluk: Bitkilerin eşey organlarında, tozlanma ve döllenme sonucu meydana gelen, bitki embriyosunu ve embriyo yedek besin maddesini (endosperm) taşıyan bitkisel üretimde kullanılan materyal tohumdur.
Tohum kabuğu veya testa, örtü zarlarının (integüment) değişmesinden meydana gelmektedir. Tahılların tohumlarında tohum kabuğu ile meyve kabuğu (perikarp) birleşmiş durumda olup bu yapıya karyopsis denilmektedir.
Bazı bitkilerin tohum kabuğunda ise hilum (göbek) adı verilen şekli ve rengi ile büyüklüğü türlere göre değişen bir yarık mevcuttur. Hilum tohumun olgunlaştığı zaman funikulustan (göbek bağı) koptuğu anda üzerinde kalan ize verilen isimdir.
Tohumlarda yaşam süresi, bitki türüne ve içinde bulunduğu çevre koşullarına bağlı olarak birkaç hafta ile pek çok yıl olarak değişiklik gösterir. Yaşam süreleri bakımından tohumlar 3 gruba ayrılırlar;
Mikrobiyotik Tohumlar: yaşam süresi 3 yıldan az olanlar.
Birkaç gün olanlar: Söğüt, Kavak, Şeker Kamışı, Çay
Bir yıl olanlar: Yer Fıstığı
İki yıl olanlar : Soğan, Mısır
Üç yıl olanlar: Bezelye, Fasulye
Mezobiyotik Tohumlar: yaşam süresi 3-15 yıl arası olanlar
Dört yıl olanlar : Mercimek, Hardal, Kuzu Kulağı
Altı yıl olanlar : Pancar, Bakla, Kabak
On yıl olanlar: Hıyar, Hindiba
Onbeş yıl olanlar: Yüksük otu
Makrobiyotik: Yaşam süresi 15 yıldan fazla olanlar
Nilüfergillerden bazı türlerde (Nelumbium speciosum) 250 yıl, Cassia türleri (sinameki) 100-115 yıl gibi çok uzun ömürlü bitkiler bu gruba dahildirler.
Sertifikalı tohumluklar bitki cins ve türlere göre farklı derecelerde sınıflandırılmaktadırlar. Yurdumuzda; Elit, Orijinal ve Sertifikalı tohum olmak üzere üç kademe vardır.
Sertifikalı tohumluklar, tescil edilmiş çeşitlere ait o yılın üretimin programında olduğu resmi gazetede ilan edilen, fiziksel ve biyolojik nitelikleri en yüksek düzeyde bulunan, çeşit safiyetini devam ettiren, ambalajlanıp etiketlenerek satışa arz olmuş tohumluklardır.Yeni ıslah edilmiş veya geçmiş yıllarda ıslah edilmiş olmakla beraber, usulüne uygun olarak çeşit safiyeti muhafaza ve devam ettirilen, doğrudan doğruya ıslahçı tarafından kontrol edilen orijinal tohumluğun başlangıcı ve diğer sınıflardaki tohumlukların kaynağını teşkil eden tohumluk Elit Tohum olarak tanımlanır.
Orijinal Tohumluklar ise elit tohumluktan veya kendisinden elde edilen çeşit safiyetini devam araştırma, ıslah kuruluşlarında yetiştirilen tohumluktur.
Sertifikalı Tohumluk: Orijinal tohumluk veya kendisinden elde edilen çeşit safiyetini devam ettiren, tarla ve laboratuar kontrolleri yapılarak standartlara uygunluğu belirlenen tohumluklar ise olarak ifade edilir. Esas olarak üreticiye dağıtımı yapılan tohumluk grubu sertifikalı tohumluklardır.
Bu tip bitkilerin en bilinen örneği olan Buğdayda orijinal sınıfta 2 kademe, sertifikalı sınıfta 3 kademe söz konusudur.
Yabancı döllenen bitkilerde ise ana-baba üretini orijinal, hibrit tohum üretimi ise sertifikalı olarak nitelendirilir.
Dünyada tohum sertifikasyonu ile ilgili organizasyonlar 1900’lü yılların başlarında kurulmaya başlamıştır.
1906 yılında Almanya’da oluşturulan Avrupa Tohumluk Kontrol Birliğini (ESTA),
1908 yılında kurulan Amerika ve Kanada Resmi Tohumluk Sertifikasyon Ajansları Birliği (AOSCA) izlemiştir.
1924 yılında tohumluklardan numune alınması ve laboratuar analizlerinde belli kuralların ortaya konulması amacıyla Uluslararası Tohum Test Birliği (ISTA) kurulmuştur.
Yine aynı yıl Uluslararası Tohum Federasyonu (ISF) faaliyetine başlamıştır.
1958 yılında özellikle Birleşmiş Milletlere üye ülkelerin katılımı ile dünya tohumluk ticaretini kolaylaştırmak ve ülkeler arasındaki uygulama farklılıklarını ve ticaret engellerini en aza indirmek amacıyla OECD tohum sertifikasyon sistemi oluşturulmuştur.
308 sayılı Tohumlukların Tescil, Kontrol ve Sertifikasyonu Hakkındaki Kanun 1963 yürürlüğe girmiştir.
TAHILLAR
GENEL BİLGİLER:
Tahıllarda başlıca beş gelişme devresi vardır. a) Çimlenme ve Sürme, b) Kardeşlenme, c) Sapa Kalkma (Kaleme kalkma, kucak yapma), d) Başaklanma ve Çiçeklenme, e) Döllenme ve Erme
Çeşitli ülkelerin insanları asıl besin maddelerini farklı tahıllardan almaktadırlar. Bu tahıllar; Amerika, Batı ve Orta Avrupa, Türkiye’de buğday, Rusya, Polonya, Almanya, Norveç, İsveç ve Danimarka’da çavdar, Afrika’da darılar ve Uzak Doğu’da ise pirinç’dir.
Yatmaya etkili olan faktörler; a) Çeşit Özelliği,b) Sap Sağlamlığı,c) Ekim Sıklığı,d) Bitki Boyu,e) Toprakta Alınabilir Azot Miktarı,f) Kök Tacı
Serpme ekimin sakıncaları;
• Birim alana atılan tohum miktarı artar.
• Her tohumun yaşama alanı farklı olur.
• Tohumlar aynı derinlikte ekilmez, bazıları derin de bazıları ise yüzeyde kalırlar.
• Tohumların çimlenmeleri farklı zamanda olur.
• Düzensiz çıkışa bağlı olarak olgunlaşma zamanları farklıdır.
• Verim düşük olur.
BUĞDAY
Makarnalık buğday üretiminde ilk sırada %38’lik üretim ile İç Anadolu Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi yer almaktadır. Ege Bölgesi ise üretimde %13’lük pay ile üçüncü sıradadır.
Tetraploid gruptan makarnalık buğday formu, durum buğdayı olarak da bilinir.
Buğday gelişmesinin ilk devresinde (kardeşlenme) yüksek sıcaklıktan hoşlanmaz.
Başaklanmadan hemen önceki zamanda buğday nisbi nemi oldukça yüksek hava ister.Bu devrede sıcaklık 5-10 °C nisbi nem %60’ın üstünde geçerse bitki normal gelişmesini sürdürür.
Vegetatif gelişmenin ileri devresinde (sapa kalkma) 10-15 °C sıcaklık, %65 nisbi nem ve az ışık iyi bir gelişme için uygundur.
Ekmeklik buğdaylar -35 °C’lik kısa süreli soğuklara kar örtüsüz dayanabilir.
Makarnalık buğdaylar -15 °C'den sonra zarar görürler, Bu nedenle makarnalık buğdaylar bütün dünyada yazlık ekilirler, Kışlık ekilişler yalnızca Türkiye ve Akdeniz çevresindeki ülkelerde görülür.
buğday, tahıllar içerisinde ekim alanı ve üretim bakımından ilk sırada yer almaktadır. %30
Yurdumuzda hasat zamanı, mayıs-ağustos ayları arasındaki 3-5 aylık devredir.
Hegzaploid grup (Ekmeklik buğday), kromozom sayısı 2n=42’dir. Asıl ekmeklik buğday grubudur. Bu türün çıplak taneli kültür formu olan aestivum türü ekonomik önemi olan ekmeklik buğdayların 3/4’ünü oluşturmaktadır. Ayrıca buğdayları; sertlik, tane rengi ve ekiliş durumuna göre sınıflandırılmaktadır. Bunlar:
• Tane sertliğine göre; sert buğday, yarı sert buğday, yumuşak buğday
• Tane rengine göre; kırmızı buğday, beyaz buğday
• Ekilişlerine göre; yazlık buğday, kışlık buğday
Buğday ekimi bölgemizde genellikle 15 Ekim-15 Kasım tarihleri arasında yapılmaktadır. Ekimde geç kalınmamalıdır. Aksi halde kışlık buğdaydan da, yazlık buğday gibi düşük verim elde edilmektedir. Onun için günlük ortalama ısının 5-8 ºC etrafında seyrettiği devrede buğday ekimi yapılmalıdır. Kışlık buğdayların 5-8 cm derinlikte ekilmesi verimin artmasında önemli etkendir. Ekime hazır vaziyetine getirilen tohum yatağına kuru koşullarda 15-17 kg/da, sulu koşullarda ise 13-15 kg/da üzerinden mibzerle ekim yapılmalıdır. Ekimden önce tohum mutlaka civalı ilaçlarla ilaçlanmalıdır.
Bütün kültür bitkilerinde olduğu gibi buğdayda da birimalan verimini artırmak için ele alınacak önlemlerin başında uygun miktarlarda uygun zamanlarda ve uygun yöntemlerle ticaret gübrelerinin kullanılması gelmektedir.
Fosforlu gübreler; buğdaya veya serin iklim tahıllarına kuru tarım alanları için 6 kg/da, sulu alanlar için 8 kg/da saf olarak P2O5 formunda ekimle birlikte verilir. Azotlu gübreler, yağışın 300 mm olduğu bölgelerde 4 kg/da N, 600 mm civarında olan bölgelerde ise koşullara bağlı olarak 16-20 kg/da saf N şeklinde kullanılmalıdır.
BUĞDAY ZARARLILARI:
Kımıl: Orta Anadoluda zarar yapmaya başlamıştır. Zarar şekli sünede olduğu gibidir.
Zabrus: Bütün Orta Anadoluda, geçit ve kıyı bölgelerinde önemli zarar yapar. Larvaları genç bitkileri keserek zarar yaparlar.
Bambul: Orta Anadoluda % 3-5 zarar yapar. Larvası toprak yüzüne çıkarak genç bitkilere zarar verir.
Çekirgeler: Güney-Doğu ve Güney illerimizde zarar yaparlar. En iyi mücadele havadan uçakla ilaçlamadır.
HASTALIKLARI: Sürme, pas, karapas
Yeryüzündeki değişik iklim koşulları nedeniyle dünyada her ay buğday hasadı yapılmaktadır. Örneğin; Arjantin ve Avustralya’da buğday hasadı Ocak ayında,
Akdeniz ülkelerinde Nisan, Haziran vs. aylarında yapılır. Yurdumuzda hasat zamanı, Mayıs-Ağustos ayları arasındaki 3-5 aylık devredir.
En erken Akdeniz bölgesinde en geç ise Erzurum, Ağrı, Kars, Ardahan’da yapılır. Marmara bölgesinde 1-15 Temmuzdur
ARPA
Arpanın dönümden (dekar) kaldırdığı azot, fosfor ve potasyum çok fazla olduğundan arpanın gübre istekleri de fazla olmaktadır. Özellikle yağışlı bölgelerde dekara 8-12kg N, 4-6 kg P2O5 ve 3-6 kg K2O verilmesi yeterli olabilir.Bu şekilde gübreleme arpa için iyi bir gübrelemedir.
Biranın ana maddesi malt olup, başta arpa olmak üzere çeşitli tahıllardan elde edilir. Malt üretimi, arpa tanelerinin ıslatılması, çimlendirilmesi ve kavrulması gibi üç temel aşamayı kapsar.
YULAF
En çok nem isteyen tahıldır.
Yulaf, Türkiye serin iklim tahılları ekilişinde ve üretiminde buğday, arpa ve çavdardan sonra dördüncü sırada yer alan bir üründür.
Yulaf yetiştiriciliğinde üç ana grupta toplanabilen bölgelerimiz içerisinde en fazla yulaf yetiştiren bölgeler II.grupta toplanan Orta Anadolu ve Geçit Bölgeleridir.
Yulaf iç kavuz özelliğine göre;
• Sorguçlu yulaflar,
• Dişli yulaflar olarak sıralanmaktadır.
kromozom sayılarına göre de sınıflandırılmaktadır:
• Diploid (2n=14)
• Tetraploid (2n=28)
• Hegzaploid (2n=42)
Dünyada ve Türkiye’de kültürü yapılan yulaflar (Avenasativa L.) hegzaoplaid gruba giren yulaflardır.
Türkiye Yulaf Çeşitleri: • Arlington,• Yeşilköy-1779,• Ankara-76,• Ankara-84• Yeşilköy 330• Faikbey, Seydişehir, Kahraman, Kırklar olarak
sıralanabilir.
Yulaf zararlıları:
Pas, dünyada ve Türkiye’de yulafın en önemli hastalığıdır.
İki şekilde zarar yapan pas vardır. Bunlar:
• Karapas • Taçlı pas
Her iki pas hastalığı da kıyı bölgelerimizde ve Orta Anadolu’da zarar yapar. Dayanıklı çeşit kullanılmalıdır.
• Yaprak Leke Hastalığı • Yaprak Çizgi Hastalığı • Rastık
ÇAVDAR:
Ülkemiz koşullarında çavdar gübrelemesinde ekimle beraber 4-6kg/da P2O5 verilmelidir. Tohumla birlikte 1- 2 kg/da N yeterlidir. Kuru tarım alanlarında çavdara 4 kg/da N iyi bir verim için uygun olmaktadır.
çavdar zararlılar: Çavdarda en önemli hastalık, başak hastalığı olan çavdar mahmuzudur. Tane yerine mahmuz şeklinde uzun bir çıkıntı meydana gelir. İçerisinde Ergotin, Ergotamin, Ergosterin gibi alkoloidler olup zehirlidir. Hastalıklı
çavdar veya çavdar unundan yapılan besin maddelerini yiyen insan ve hayvanlarda ergotizm denilen bir hastalık görülür.
Çavdarda ayrıca, diğer tahıllarda olduğu gibi pas hastalıkları da yaygın olarak görülmektedir.
TRİTİKALE
Türkiye Tritikale Çeşitleri: • Tatlıcak-97• Melez-2001• Karma-2000• Presto
• Tacettinbey • Mikham-2002
Gübrelemede dekardan 600 kg ve üzeri tane verimi beklendiğinde, kuru koşullarda 12 kg/da, sulu koşullarda 14 kg/da saf azot yeterli olmaktadır.
Yaprak hastalıklarına tarla koşullarında toleranslıdır.
Tritikale tarımında da yabancı ot mücadelesi aynı buğday
tarımında olduğu gibi kültürel tedbirlerle ve kimyasal yöntemlerle yapılmaktadır.
*tahıl bitkilerinden hangisinin hektolitre(protein ölçen kriter) ağırlığı yüksektir?
Tritikale. 70-75 kg.
MISIR
Mısır sıcak bölgelerin bitkisidir. Yüksek verim için fazla sıcak istemekte, bu yüzden ilkbahar ve sonbaharın soğuk günlerinden etkilenmekte hatta, 10 °C’nin altındaki düşük sıcaklıklarda zarar görmesi kaçınılmazdır.
Mısır yazlık bir bitki olduğu için büyüme ve gelişmesini yılın güneşli ve sıcak günlerinde yapar.
Çimlenme minimumu 9-10 °C olup, optimum çimlenme sıcaklığı 18°C’nin üzeridir. Ekim zamanı, düşük sıcaklıklarda (10-12 °C) çıkış gecikir.
En uygun büyüme sıcaklığı 25-30 °C arasıdır.
Yüksek bir verim için, mısırın yetişme dönemi içinde 400-750 mm su isteği vardır.
Hastalık ve toprak altı zararlıları; tel kurtları, dana burnu ve bozkurt için,
toprak üstü zararlıları; mısır kurdu, mısır koçan kurdu ve mısır maymuncuğu için bitkinin tüm vejetasyon döneminde ilaçlı mücadele yapılmalıdır.
Yabancı otlara karşı ise, ekim öncesi ya da çıkış sonrası bitkinin 6. yaprak dönemine kadar herbisitlerle, daha sonra gerekli olursa mekanik mücadele yapılmalıdır.
DARI
SORGUM:
*Sorghum bicolor ssp. saccharatum sapları ezilerek veya sıkıştırılarak şerbeti çıkarılır ve pekmezi yapılır.
*Sorghum bicolor ssp. technicus temizlikte ot süpürge yapımında kullanılır.
* Kağıt yapımında kullanılır.
MISIR
Mısır sıcak bölgelerin bitkisidir. Yüksek verim için fazla sıcak istemekte, bu yüzden ilkbahar ve sonbaharın soğuk günlerinden etkilenmekte hatta, 10 °C’nin altındaki düşük sıcaklıklarda zarar görmesi kaçınılmazdır.
Mısır yazlık bir bitki olduğu için büyüme ve gelişmesini yılın güneşli ve sıcak günlerinde yapar.
Çimlenme minimumu 9-10 °C olup, optimum çimlenme sıcaklığı 18°C’nin üzeridir.
Ekim zamanı, düşük sıcaklıklarda (10-12 °C) çıkış gecikir. En uygun büyüme sıcaklığı 25-30 °C arasıdır. Yüksek bir verim için, mısırın yetişme dönemi içinde 400-750 mm su isteği vardır.
Mısır di¤er tahıllar gibi saçak kök sistemine sahiptir. Mısırda; çim kökü (kılavuz kök), embriyonal kökler, adventif kökler (sürekli kökler-harici kökler) ve destek kökler olmak üzere dört tip kök vardır.
ÇELTİK:
Çeltiğin azotlu gübre isteği fazladır.
Fosfor ihtiyacını karşılamak üzere, toprağın verimlilik durumuna göre ekim
öncesi belirli oranda süperfosfat gübresi veya kompoze gübre toprağa karıştırılmalıdır.
Dünya çeltik ekim alanlarının %4’ne kırçeltiği, %21’ne derin su ve %75’ne tava çeltiği çeşitleri yerleşmiştir. Ülkemizde hemen tamamı tava çeltiği çeşitleridir.
Toprak isteği bakımından seçici bir bitki değildir. Suyu tutabilen hemen her cins toprakta yetiştirilebilir. Killi - milli, killi - tınlı, ağır tınlı, tınlı kireçli ve bol humuslu topraklarda iyi yetişir. Kumlu hafif topraklar uygun değildir.
Islak-sulak ve bataklık alanlar olmak şartı ile, bütün tropik ve suptropik iklimlere yayılmıştır.
Susuz, tarlada su göllendirmeden yapılan çeltik tarımı KIRÇELTİĞİ.
Tava: Çeltik tarlalarında suyu tutabilmek için etrafı seddelerle çevrilmiş alanlara denir.
Çeltik tavalarında eğim en fazla % 0.4 olmalıdır.
Ekim Zamanı Çeltik için en uygun ekim zamanını, çeşidin vejetasyon süresi ve hava ve sulama suyu sıcaklığı belirler. Çimlenme ve fide devresi için en uygun sıcaklık 18-35 °C, kritik sıcaklık ise 12-15 °C’dir.Çeltiğin minimum çimlenme sıcaklığı 12 °C’dir.
Çeltikte minimum çimlenme sıcaklığı 12°C olmasına rağmen, günlük ortalama sıcaklığın 20°C’nin üzerinde seyrettiği yerlerde iyi yetişir. Çiçeklenme ve tozlanma dönemindeki düşük sıcaklıklar (10-17 °C) salkımda sterilite-kısırlık oranını artırır ve boş başakçıkların veya salkımların miktarı artar.
Çeltik pirince işlendiğinde kepeğe ayrılan tane kabuğunda renk beyaz, açık kahverengi, benekli kahverengi, kahverengi, kırmızı, karışık mor ve mor olabilir.
Ülkemizde çeltik ekiminde yoğun olarak kullanılan yöntem El ile serperek ekim yöntemidir.
Çeltik tarımında uygulanabilen ekim yöntemleri
a) Serpme ekim: El ile veya gübre dağıtıcılarla serperek ve uçakla serpme ekim), b) Tohum ekme makineleri ile sıraya ekim, c) Fideleme (dikme) olarak sıralanabilir.
Tane boyu 5.51-6.60 mm arasında olanlar orta taneli çeltiklerdir.
KUŞYEMİ
Buğdaygiller familyasının Phalarideae oymağına giren kuşyeminin, bilinen 7 türü vardır. Bunlardan 4’ü yem bitkisi olarak önem taşır. Bazıları yarı yabani form olup, ılıman ülkelerde çok yıllık olarak yetişirler. Kuşyeminin gen merkezi Vavilov’a (1951) göre, Batı Akdeniz ülkeleridir.
Kuşyemi tek yıllık ve yazlık bir bitkidir.
Kültür çeşitlerinde, kromozom sayısı 2n=12 olarak bulunmuştur.
Yabanisi yumrulu kanyaştır (P. tuberosa). En fazla kuşyemi olarak tüketilir.
Arjantin, Meksika, Fas, İspanya, İtalya ve Türkiye en fazla kuşyemi yetiştirilen ülkeler olmakla beraber, tarımı gittikçe azalmaktadır.
Yurdumuzda daha çok, dış satım ürünü olarak önemlidir. Trakya bölgesinde, çok az bir kültürü vardır. Dolayısıyla İç Anadolu bölgesinde değil Trakya’da ekimi yapılmaktadır.
Tane üzerinde ince ve sık tüyler bulunur. Bin tane ağırlığı 7-8 gramdır.
Yemeklik baklagil
tanelerinin insan beslenmesinde kullanılmasının yanında tane ve sapları hayvan beslenmesinde de kullanılmaktadır.
Sap samanın kalitesi selüloz miktarının düşüklüğü ile ölçülür.
Tanelerin işleme artıklarında çok yüksek oranda protein (% 10-25) mevcuttur. Bu artıklar kırılarak, ıslatılarak ya da pişirilerek belli oranlarda rasyonlara katılır.
Hayvan beslenmesinde büyük yeri olan tahıl saplarının 1 tonu 70.5 kg protein bulundururken, baklagillerde bu değer 137.4 kg’ dır. Yani 2 ton tahıl sapı, 1 ton baklagil sapına eşdeğerdir.
Ayrıca baklagil saplarında ve tanelerinde bulunan proteinlerin hazmolunabilirlik dereceleri (% 78) de tahıllara oranla belirgin bir şekilde yüksektir.
FASULYE((Phaseolus Vulgaris L.) 2n=22
Taksonomisi:Takım:Rosales Familya: Leguminosae/Fabaceae Alt familya:Papilionoideae Oymak: Phaseoleae Cins: Phaseolus Tür: Phaseolus vulgaris
Botanik yapılarına göre ülkemizde 6 çeşidi vardır. Bunlar; tombul, çalı, horoz, dermason, selanik, battal, şeker, barbunya ve bombadır.
Dermason: Bu çeşide giren kuru fasulyelerin tane renkleri beyaz, şekilleri dolgunca yassı olup bir uçları düz, diğer uçları yuvarlaktır. |
Türkiye’de Tescilli Bazı Fasulye Çeşitleri Eskişehir - 855, Şeker fasulye, Karacaşehir- 90, Şahin- 90, Şehirali- 90,
Bir dişi organ (gynaecium) ve 10 erkek organ (androecium) bulunduran fasulye çiçekleri erkek organlar bakımından diadelphus durum (9+1) göstermektedir. Fasulye çiçeğinin yumurtalığında 2-8 tohum taslağı bulunmaktadır.
Tanede Pişme Kuru fasulye’nin pişme süresini etkileyen koşullar:
1. Tane kabuğunun kimyasal bileşimi, phytin miktarı artınca pişme süresi uzar.
2. Tane kabuğunun lignin kapsamı artınca pişme süresi uzar.
3. Tane kabuğunda palizat hücreleri katının kalınlığı artınca pişme süresi uzar.
4. Mikropil ve çimlenme bölgesinin su emme yeteneği azalınca pişme süresi uzar.
İklim İstekleri
Fasulye, optimum gelişme için ortalama 18-24 °C sıcaklığa gereksinim duyan bir sıcak iklim bitkisidir. Sıcaklığın 30 °C olması başarılı yetişmenin üst sınırıdır. Bu sıcaklığın üzerinde çiçeklerin dökülmesi hızlanır, 35 °C’ nin üzerinde ise tane tutma çok zayıflar.
Yıllık ortalama yağışı 500-1500 mm arasında olan yerlerde sulanmadan yetiştirilir.
Çiçeklenme döneminde hava oransal neminin % 50’den fazla olmasını ister.
Çimlenme için optimum sıcaklık 16-20 °C’dir, 10 °C’nin altında çimlenme yavaş olur.Donlardan çok zarar görür, 105-120 gün don olmayan bir süre gereklidir.
Toprak İstekleri Fasulye hafif kumlu topraklardan ağır killi topraklara kadar değişik toprak tiplerinde yetişir. Kolay ufalanan, derin, iyi drene edilmiş toprak idealdir. Kötü drene edilmiş topraklarda çimlenme zayıf olur. pH’nın 6.0-6.8 arasında olması uygundur.
Tohumluk, temiz olmalı, zayıf, bozuk ve kırık tanelerden arınmış; çimlenme güçleri % 80-95 arasında ve sertifikalı olmalıdır.
Börülce (Vigna sinensis L.) 2n=22
Günümüzde iklim koşullarının uygun olduğu tüm kuşaklarda yaygındır.
Taksonomisi Familya: Leguminosae / Fabaceae Alt familya: Papilionoideae Oymak: Phaseoleae Cins: Vigna Tür: Vigna sinensis
Nohut (Cicer arietinum L.) 2n=16
Taksonomisi; cicer cinsi, cicer arietinum türüne aittir.
Cicer arietinum türünün sınıflandırılması; cicer türleri arasındaki en eski türdür. Türkiye nohutları şekil dikkate alınarak üçe ayrılmıştır;
cicer arietinum,
cicer arietinum L. Ssp.
İntermedium, cicer arietinum L. Ssp.pisiforme.
Tescilli bazı nohut çeşitleri; Canıtez, Aydın, Aziziye vs
İklim istekleri; çoğunlukla kuzey yarım kürede yetiştirilir. Çimlenme sıcaklığı 15-30°C, gelişme dönemlerinde 21-32°C, çiçeklenmede 18-29°C ister.
Ekim zamanı ve yöntemleri; ülkemizde şubat ortası ve nisan ayları arasında ekilir. Geç ekimler verimi düşürür. Sıra halinde makine ekimi en iyi yöntemdir.
Tohumluk ve ekim sıklığı; sıra arası 25-30cm, sıra üstü 10-15 cm olmalıdır. Tohumluk miktarı bin tane ağırlığına göre değişir.
Gübreleme; havanın serbest azotundan yararlanır. Ekim sırasında bakteri aşılanmalıdır. Ekimle birlikte analiz sonuçlarına göre azotlu ve fosforlu gübre verilir. Çiftlik gübresi ekim nöbetinde nohuttan önceki bitkiye verilmelidir.
Hasat ve harman; ekimden 95-150 gün sonra olgunlaşır. Tane dökme sorunu olmadığı için iyice kuruması beklenir. Çoğu çeşit makinalı hasada uygundur.
Hastalık ve zararlıları; hastalıklar, fusarium solgunluğu, nohut antraknozu, pas, yaprak leke hastalığı ve virüslerdir.
Zararlılar; nohut bakla kurdu, nohut bruchusudur.
Mercimek (lens culinaris Medik.) 2n=14
Büyük ve orta tanelilerin kökeni Türkiye, küçük tanelilerin kökeni Afganistan ve Himalaya dağlarıdır.
Gübreleme; azotlu gübrelere fazla reaksiyon göstermemektedir. Dekar başına 4kg azot, 4 kg fosfor uygulanmalıdır. Ayrıca 3-4kg potasyum, 10-15 kg kireç verilmelidir. Tahıllardan sonra azotlu gübre verilmelidir. Azotu bakteriler sayesinde karşılar. Fazla azot verimi düşürür.
Yolunarak ya da tırpanla biçim yapılır. Erken hasatta verim düşer, geç hasatta tane kaybı olur. Hasat edilen bitki kurutulur, harman işlemi dövenle, makinalarla yapılır. Bazı bölgelerde biçerdöver kullanılır.
Hastalık ve zararlıları; mantarlar, kök sistemine zarar verir. Pas hastalığı, mildiyö önemli zararlar verir. Ülkemizde en önemli zararlı bruchus’tur.
İklim istekleri; serin iklime adapte olmuştur. Sıcak, ılıman iklimlerde de yetişebilir. Soğuğa en dayanıklı baklagildir. Küçük taneliler 10-20°C, büyük taneliler 15-25°C’de çimlenir. Yağış isteği fazla değildir, kuraklığa dayanıklıdır.
Bakla (Vicia faba L.) 2n=12
İklim istekleri; yetişme süresi 120-200 gün olan bakla, sıcaklığı 18-27°C arasında ister. Gelişmenin ilk devrelerinde -5°C’ye dayanır. Kurağa dayanıklı değildir. 600-1000 mm/yıl yağışa ihtiyaç duyar. Toprak istekleri; seçici değildir. pH 6-7 olması uygundur.
Ekim zamanı ve yöntemleri; ılıman iklimlerde kışlık olarak ekim, kasım, aralık aylarında ekilebilir. Yazlık ekimler şubat ve martta yapılır. Sıra halinde mibzerle, sıra arası 20-30 cm, sıra üzeri 6-10 cm arasında ekilir. Tohum miktarı, tohum iriliğine ve ekim zamanına göre değişir. 8-16 kg/da arasındadır. Ekim derinliği küçük tanelerde 5-6cm, büyüklerde 7-8cm’dir.
Gübreleme; kök yumrularının azot bağlama yeteneği fazladır. Dekara 1.5-5 kg azot, 4-6 kg fosfor verilmektedir. pH 6.5 altındaysa, kireçlenme yapılır. Toprağa en fazla azot bağlayan baklagildir.
Bakım; tohumların bastırılması, kaymak tabakanın kırılması gerekir. Bitkiler 10-15 cm iken yapılacak çapa verimi artırır. Yazlık ekimlerde sulama gereksinimi daha fazladır.
Hasat ve harman; hasadı kolaydır. Gövde dik gelişir, meyveler yüksektedir. Hasada meyveler siyahlaştıktan sonra başlanır. Biçerdöver ile hasat yapılabilir. Elle yapılan hasatta bitkiler kurutulur, harman makinesinden geçirilir.
Bezelye (Pisum sativum L.) 2n=14
Kökeni, tarihçesi ve yayılma alanı; kökeni Doğu Akdeniz, İran Kafkasya, Afganistan ve Tibet’e kadar uzanan bölgedir. Arpa ve buğdayla aynı zamanda kültüre alınmıştır. M.Ö. 6750 yıllarına dayanır. En geniş yayılma alanı ılıman iklim kuşağıdır.
Taksonomisi; pisum cinsi, pisum sativum türü. Pisum cinsinin sınıflandırılması; pisum formosum, pisum fulvum, pisum abyssinicum, pisum humile, pisum elatius, pisum, sativum, pisum satıvum ssp. asiaticum, pisum sativum ssp. sativum.
Türkiye’de tescilli bezelye çeşidi; Marmara. Kuru bezelye tanesinin kimyasal bileşimi; karbonhidrat ve protein bakımından zengindir.
Morfolojisi; Kök; ince ana kökü ve yan kökleri vardır. Çiçeklenmeye kadar kök uzaması devam eder. 120 cm derinlik, 50-75 cm yanlara doğru gelişir.
Gövde ve yapraklar; gövde zikzaklar oluşturacak şekilde sıralanmış boğum ve boğum aralarından oluşmuştur. Gövde kesiti çeşitli şekillerde olabilir, içi boştur. Bitki boyu 20-200 cm arasında değişir. Yaprakları 2-4 yaprakçığın birleşmesiyle meydana gelen bileşik yaprak şeklindedir.
Çiçek; yaprak koltuklarından çıkarlar. Bir dişi, on erkek organ bulundurur. Kendine döllenir. Bakla ve taneler; meyve kabukları gelişerek iki parçalı simetrik baklayı oluşturur. Bezelye tanesi tohum kabuğu, kotiledonlar ve embriyodan oluşur. Tane iriliği çeşit ve yetiştirme koşullarına göre değişir.
İklim istekleri; çimlenme için 2-4°C ve optimum 30°C kadardır. Çiçeklenmeye kadar 15-28°C, olgunlaşmaya kadar 18-21°C uygundur. Gelişme evresinde -5°C’ye kadar dayanabilir. Kurağa dayanıklı değildir. Yıllık yağış 800-1000 mm olan yerlerde iyi sonuç verir.
Toprak istekleri; çeşitli toprak tiplerinde yetişir. Serin, nemli iyi drene edilmiş, orta ağırlıktaki topraklarda iyi yetişir. pH’ın 6,5-7,2 olması uygundur. Büyük taneli çeşitler daha iyi toprak koşulları ister.
Kültürü; Toprak hazırlığı; tahıllardan sonra ekim yapılacaksa, sapların sökülmesi için 10-15 cm derinlikte güz toprak işlemesi yapılır. Keseksiz tohum yatağı iyi çimlenmeyi sağlar.
Ekim zamanı ve yöntemleri; ılıman iklimlerde ekim, kasım, aralık aylarında, yazlık olarak ekilecekse kış sonu ve şubat, mart aylarında yapılmalıdır. Ortalama sıcaklık 3.5-9°C olduğu zaman ekim yapılabilir. Sıralar halinde mibzerle ekim yapılır. Sıra arası 20-30 cm, sıra üzeri 8-10 cm olmalıdır. Dekara 12-35 kg tohum atılır.
Ekim derinliği 5-7,5 cm olmalıdır.
Gübreleme; tohumun çimlenip, kök yumrularının oluşmasına kadar geçen sürede azota ihtiyaç duyar. Dekara 1-2 kg azotlu gübre, 4-6 kg fosforlu gübre verilmelidir. pH düşükse kireçleme uygulamak gerekir.
Bakım; bitkiler 5-6 cm’e ulaşınca çapa ile yabancı otlar temizlenmeli toprak havalandırılmalıdır. Çıkıştan çiçeklenmeye kadar sulama gereksinimi vardır.
Hasat ve harman; alttaki baklalar tamamen olgunlaşıp sarardığı zaman yapılmalıdır. Biçilerek ya da yolunarak hasat yapılır. Biçilen bitkiler kurutulduktan sonra harman edilir.
TARLA BİTKİLERİ 2
İyi bir tarla toprağının meyilinin % 2’den az, derinliğinin 90 cm’den fazla, hacim olarak % 10-40 arasındaki oranda kil ihtiva eden, granül yapıda ve hacim olarak % 5’i organik madde, % 25’i su, % 45’i mineral madde, % 25’i kadarı da hava boşluklarından oluşması gereklidir.
Endüstri bitkilerinin yetiştirileceği topraklar genellikle derin, allüviyal, süzek, drenajı iyi, su tutma kapasitesi de çok düşük olmayan topraklardır. Endüstri bitkilerinin tamamı çapa bitkisi olduğu ve genellikle sulanarak yetiştirildiği için akarsu deltalarındaki (Çukurova, Amik ovası, Manisa, Gediz, Dalaman ovaları, Antalya, Aksu ve Manavgat ovaları, Meriç, Ergene ovaları, Bafra ve Çarşamba ovaları, Adapazarı ovası) Fırat ve Dicle nehirleri başta olmak üzere, yukarda isimleri sayılan ovaları sulayarak geçen yerlerdeki taşınmış topraklarda çok iyi yetişmektedirler.
Alkaloid: Bitkilerin bünyesinde teşekkül eden uyarıcı ve çoğu kez ilâç olarak kullanılan zehirli maddelerdir.
Kütlü: Pamuk bitkisinde lif ve tohumlardan (çiğit) teşekkül eden meyvedir.
Glikoz: Fotosentez sonucu üretilen ilk şeker molekülüdür.
Mineral Madde: Bitkilerin kökleriyle suda erimiş halde anyon ve katyon olarak aldıkları organik olmayan elementtir.
Turgor: Bitkilerde, hücreler ve hücre arası boşluklarda, doku ve organlarda yeterli suyun bulunması ve bu suyun basınçı ile bitkilerin dik durması halidir.
Endüstri bitkileri içerisinde; pamuk, pancar, tütün, patates ve ayçiçeği gibi geniş ekim alanına sahip ürünler ele alındığında pamuğun payı % 26, pancarın ve patatesin % 24, tütün, ilaç ve baharat bitkilerinin payı % 8 ve ayçiçeği dahil diğer bütün yağ bitkilerinin payı % 42 kadardır
İnorganik kaynaklı gübreler; ticari gübreler, kimyasal gübreler veya mineral gübreler adıyla da anılırlar. Bitkilerin topraktan fazla miktarda aldıkları Azot (N), Fosfor (P2O5), Potasyum (K2O), Kükürt (S), Kalsiyum (Ca), Magnezyum (Mg) gibi besin maddelerine makro besin maddeleri adı verilmektedir. Bitkilerin yaşamları boyunca topraktan az miktarda aldıkları Demir (Fe), Mangan (Mn), Bakır (Cu), Çinko (Zn), Molibden (Mo), Bor (B), Klor (Cl), Kobalt (Co), Sodyum (Na), Vanadyum (V) ve Silisyum (Si) gibi besin maddeleri de mikro besin maddeleri olarak adlandırılmaktadırlar.
Endüstri bitkileri sınıflandırıldığı takdirde dört grup altında toplamak mümkündür. Bunlar;
lif ve kauçuk bitkileri; bu bitkilerin değişik organlarından (tohum, sap, yaprak, meyve vb.) tek ve çok hücrelerden ibaret lifler elde edilmektedir. Lif alımı için çeşitli tekniklere başvurulmaktadır. Bunlar; pamuk, keten, kenevir, jüt, rami hibiskus, sisal, güneş keneviri, lif kabağı, guayül ve kök sakızı gibi bitkilerdir.
Nişasta ve şeker bitkileri; bu bitkilerin yumru, kökgövdesi ve şişkinleşmiş ana kökleri ile saplarından nişasta ve şeker elde edilmektedir. Bunlar; patates, yerelması, batat, kassava ve yams; şeker pancarı, şeker kamışı, hurma, akcaağaç, şeker darısı gibi bitkilerdir.
Tütün ilâç ve baharat bitkileri; tütün, haşhaş, datura, atropa, yüksük vb; şerbetciotu, anason, kimyon, kişniş, dereotu, maydonoz, defne, kekik, çemen, nane, soğan, sarımsak, biber ve benzeri gibi bitkilerdir.
Yağ bitkileri; ayçiçeği, susam, yerfıstığı, soya, haşhaş, kolza, aspir, hardal, yağ şalgamı, hintyağı, ızgın, ketencik, pelemir gibi bitkilerdir.
Endüstri bitkileri haşhaş ve kolza gibi birkaçı hariç hemen hepsi yazlık (bitki) olarak ekilen ve yetiştirilen bitkilerdir.
Endüstri bitkilerinin tamamı fazla ışıklı ve güneşli iklimleri sever.
Haçlı çiçekler (crucifera) familyasındaki bitkilerin bazıları örneğin kolza ışığa karşı toleranslıdır. Bu bakımdan başta pamuk olmak üzere gerek lif ve yağ, gerekse tütün, ilâç ve baharat bitkileri de ışıklı, açık havaları ve yüksek sıcaklıkları sever.
Nişasta ve şeker bitkilerinde gerek patates ve pancar, gerekse yerelması ve batat da aşırı olmamakla beraber sıcaklık istekleri bakımından talepkârdır. Yazlık ekilirler.
Patates yayla iklimine, pancar ise karasal iklime mevsimlik ve günlük sıcaklık farkları fazla olan yerlere uyum göstermişlerdir.
Kışlık (bitki) olarak ekilebilen haşhaş ve kolza dahil bütün endüstri bitkileri tarla çıkışından sonraki fide dönemlerinde düşük sıcaklıklardan zarar görürler. Özellikle kar örtüsü olmayan yerlerde -6, -8°C de genç fideler zarar görür, hatta hayatını kaybeder. Fakat kışa kuvvetli, rozet şeklinde giren haşhaş ve kolza fideleri kar örtüsü altında -12, -16 °C ye kadar düşük sıcaklıklara dayanabilirler. Hemen hemen bütün endüstri bitkileri yazlık olarak ekildiğinden +3, hatta +5, +8°C’de bile zarar görebilirler. Çünkü genç fidelerin kuru madde içeriği çok düşük (% 4-8), su içeriği ise çok yüksek (% 92-96)’tir ve donmaları son derece kolaydır.
Endüstri bitkilerinin yağış isteği oldukça yüksektir. Yağış denildiği vakit akla gelen yağış şekilleri yağmur, kar, kırağı, çiğ ve doludur. Dolu hariç diğer yağışlar genellikle faydalıdır. Ekonomik bir endüstri bitkileri yetiştiriciliği için yüksek yağış alınması gerekmektedir.
Heterosis: Kendilenmiş hatların melezlenmesi ile meydana gelen F1 döllerinin ana ve babalarından daha fazla verimli olması, hibritlerin ortaya çıkışı, melez gücü derecesidir.
Heterobeltiosis: Hibrit (melez) bireylerin herhangi bir karekter (verim) bakımından en yüksek verimli anacı geçmesi derecesidir.
Kendi çaplarının en az yüz katı uzunluğunda, esnek bağlayıcı ve belirli bir derecede dayanıklı doğal ve yapay orijinli ince iplikçiklere lif denir. Elde edildiği yere göre dörde ayrılırlar;
• Tohumlardan; pamuk vb.
• Saplardan; keten, kenevir, jüt, hibiskus, rami vb.
• Yapraklardan; manila, sisal keneviri vb.
• Meyvelerinden; lif kabağı vb.
Türkiye’de ekonomik olarak yetiştirilen lif bitkileri, pamuk, keten ve kenevirdir.
PAMUK (haploid kromozom sayısı n=13’tür)
Pamuk liflerinin %82-96’sı selülozdan oluşmuştur Pamuk tohumlarında yaklaşık % 17-24 civarında yağ bulunmaktadır.
Faydalanma ve kullanım alanı olarak en geniş tekstildir. Ayrıca çiğitlerden elde edilen yağ, sabun, yağlı boya sanayi ile yağı alındıktan sonra, küspesi yem sanayinde kullanılır.
Türkiye, dünyada ekim alanında 8., üretim miktarında 7. verimde 3. sıradadır. Güneydoğu Anadolu, Ege, Çukurova ve Antalya bölgelerinde yetiştirilmektedir.
Çiçekler gün ağarırken açarlar, 3-5 saat içinde tozlanma, 12-30 içinde döllenme olur. Pamuk kendine döllenen bitkidir ancak böcekler sayesinde yabancı döllenme de olabilir.
Pamuk sıcak bölge bitkisidir. Gelişme süresi 5-6 aydır. Işıklı, az fakat sık yağışlı ilkbahar, ortan nemli sıcak yaz, kurak ve ılık sonbahar iklimde iyi yetişir.
Ekimi toprak sıcaklığı 13-15 °C’ye geldiğinde yapılır. Erken ekimde yeterli çıkış olmaz, geç ekimde verim düşer. Ekim derinliği 3cm, sıra arası 70-80 cm, sıra üzeri 20 cm uygundur. Dekara 3kg tohum atılır. İyi verim için dekarda 9-11 bin bitki olmalıdır.
Suya ihtiyaç duyulduğunda; • Yeşil sürgünlerin büyümesi durur • Yeşil yapraklar koyulaşır • Çok fazla çiçeklenme olur • Geceyi geçiren çiçeklerde pörsüme devam eder.
Hasat Çukurova ve Güneydoğu Anadolu’da ağustos ayında, Ege ve Antalya’da eylülün ikinci yarısı başlar. Elle ve makine ile yapılır.
Pamuk liflerinin ortasındaki mikroskobik boşluğa LÜMEN
Endüstri bitkileri içinde pamuğun ekim alanı payı yüzde 26
Keten (LİNUM)
Saplarından lif elde edilir. Lifleri pamuk liflerinden daha sağlamdır. %30-45 yağ içerir.
En çok Rusya ekim alanına sahiptir. Üretim en çok Çin’e aittir.
Ketenli dokumacılığın merkezi Karadeniz Bölgesi’nde Kastamonu, Taşköprü, Sinop, Ayancık, İzmit, Kandıra ve Şile olmuştur.
Keten yağına ticarette bezir yağı denir.
Lif ketenlerinde dört olgunluk devresi vardır.
Yeşil olum devresi; bu devrede bitkiler henüz yeşildir. Çiçeklenme sonaermek üzeredir. Kaliteli lif elde etmek için bu devrede hasat edilir.lif randımanı ve verimi düşüktür.
Yeşil sarı olum; bu devrede bitki saplarında aşağıdan yukarı doğru birsararma başlar. Alt yapraklar dökülmüştür. Sarı bir renk almaya başlamış kapsüller içinde tohumlar meydana gelmiştir. Tohumlar çimlenme yeteneğini kazanmış fakat yağ nispeti oldukça düşüktür. Yeşil sarı olum devresinde lif verimi ve randımanı yüksektir. Keten genellikle lifi için bu devrede hasat edilir.
Sarı (tam) olum devresi; bitkiler tamamıyla sararmış ve yapraklar tamamen dökülmüştür. Kapsüllerin ucu çatlamaya başlamış ancak tohum dökülmesi söz konusu değildir. Eğer ketenin lifinden ve tohumundan faydalanılmak istiyorsa uygun hasat devresi budur. Tohumlarında yağ nispeti tamdır. Fazla miktarda lif ve tohum alınır, lif kalitesi düşüktür, lifler sertleşmeye başlamıştır.
Ölü olum devresi; bitki tamamıyla olgunlaşmış ve kahverengi esmer birrenk almıştır. Yağ ve tohum verimi yüksektir.Tohum için hasat yapılır, lif hasadı yapılmaz. Lifler sertleşmiş, kalitesi düşmüştür.
Meyvelerine kapsül denir, içinde tohumları bulunur. Tohumları iri, koyu renkli, parlak, kaygan, uçları sivri, yassı, ovaldir. %12-14 nem, %38 yağ, %22 protein, %33 karbonhidrat ağırlık oranlarına sahiptir.
Lif ketenleri yazlık ekilir, nispi nemi yüksek, yazları serin geçen sahil kesiminde iyi yetişir. Yağ ketenleri ise sıcak, kurak ve step karakterli yerleri sever, kışa nispeten dayanıklıdır. Keten nemli, orta derecede ağır toprakları sever.
Lif ketenleri tahıl mibzeri ile ekilebilir. Sıra arası 15-17 cm olur. Sık ekimde dallanma olmaz, kaliteli lif yetişir. Yağ ketenleri daha seyrek ekilir, sıra arası 20-25 cm. Ekim derinliği 2-2,5 cm. Dekara lif ketenlerinde 8kg, yağ ketenlerinde 4kg tohum atılır.
Anastamoz: Keten lifi hücreleri ile keten lifi hüzmelerinin birbirine bağlanmasıdır.
Saplarından lif elde edilen keten ve kenevir gibi bitkilerde, mikroorganizmalar (bakteriler) yardımıyla sapın kabuk kısmında bulunan lif hüzmeleri arasındaki “dış pektin” lamellerinin parçalanması ile lif hüzmelerinin açığa çıkarılması gerekir. Bu işleme “havuzlama” denir.
KENEVİR
Lifler, pamuk ve ketene göre daha sağlam, fakat daha kabadır. İp, halat, çuval, yelken bezi vb. yapımında kullanılır.
Tohumları %32-35 yağ, %20-25 protein, %20-30 karbonhidrat içerir. Arap sabunu, vernik, cila, kozmetik imalatında kullanılır. Küspesi hayvan beslenmesinde değerlendirilir. Tohumlarından ilaç sanayinde faydalanılır. Ayrıca çerez ve kuş yemi olarak da tüketilir.
Erkek kenevirler lif, dişiler tohum üretiminde kullanılır.
Etken madde, salgı tüylerince salgılanan cannabinoidlerdir. Salgı tüyleri en çok dişi çiçek perigon yapraklarında bulunur.
Lif amaçlı kenevir ekiminde dekara kaç kilogram tohum atılır? 5-6
Kauçuk Bitkileri
Türkiye için yetiştirilmesi ekonomik değildir.
Kauçuk ağacı gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt rengi ve kıvamında, yaprakları oval, kalın sıcak ülke bitkisidir. Lastik ağacı da denir. Lastik ağacından kauçuk elde edilir. Lastik teker, ayakkabı tabanı gibi birçok yerde kullanılır. Latin Amerika, Uzak Doğu, Afrika, Avustralya’da yetiştirilmektedir.
Kök sakızı(Taraxacum officinale), yabani yetişir. Kazık köklüdür. Kökler sökülünce sıvı salgılar. Bu sıvı hava ile temas edince, katılaşır, elastik bir yapı kazanır. Bu maddeden kauçuk yapılır.
Patates
Türkiye’de yetiştirilen en önemli nişasta bitkisidir. Kökeni Güney Amerika’dır.
En verimli Nevşehir. en çok üretilen Niğde.
Patlıcan, domates, tütün, biber ve patates Solanaceae familyasında yer alır.
Sarı patateslerde nişasta oranı daha az, beyazlarda daha çoktur.
Solanin, patateslerde özellikle yabani türlerin kabuklarında bulunan ve zehir etkisi yapan ve patatesi acılaştıran steroidal alkaloidlerdir.
Yumruların çimlenme sıcaklığı 8 °C ve gelişme devresinde istediği sıcaklık 18-22 °C’dir.
Patatesin ortalama yumru ağırlığı kaç gramdır? 40-120
Patates ocağa, karığa, sırta ve pulluk çizisine dikilebilir. Dikim elle veya makine ile yapılır. Ilıman yerlerde mart’da, yaylalarda nisan- mayıs’ta, 60-70x 40-35 cm sıra arası ve üzeri mesafe ile 8 cm derinlikte, toprak sıcaklığı 8-10 °C olunca dikilir.
15-21 °C sıcaklıkta, 3.5-4 ay gelişme devresinde, 375 mm yağış toplamı bulunan bölgelerde sulanmadan yetiştirilebilir.
İyi havalanmayan topraklarda kök gelişmesi zayıflar, yumrular iyi gelişmez.
Taban suyu yüksek, pH derecesi 4’ten düşük ve 8’den yüksek, organik maddece çok fakir topraklar patates tarımına elverişli değildir.
Patates hastalık ve zararlıları çok olan bir bitkidir. Bu nedenle aynı tarlaya en az 3-4 yıl geçmeden dikilmemelidir.
Kök sistemi yüzeysel, ince ve liflidir. Patates bitkisi saçak köklü bir bitkidir. Kökleri genel olarak 60-70 cm derinliğe iner. Köklerin toprak içerisinde yanlara doğru yayılışı 30-40 cm kadardır
Sulama zamanları şöyledir:
Birinci su, çıkış ile yumru meydana gelmesi devresi arasında verilir. Bu devredeki fazla su, yumru çürümelerine ve köklerin zayıf gelişmesine neden olacağından, dikkatli olmak gerekir.
İkinci su, yumru meydana gelme devresinde verilir. Bu devre patatesin suya en fazla ihtiyacı olduğu devredir. Uyuz hastalığı kontrolü bakımından önemlidir.
Üçüncü su, yumruların şişme devresinde verilir. Bu dönemde suya ihtiyaç çok fazladır.
Dördüncü su, gerektiğinde üçüncü sulamadan 10-15 gün sonra veya tahmini hasat gününden 10 gün kadar önce yapılmalıdır
Patates ılıman-serin iklim bitkisidir. Yumru gelişme devresinde, düşük ve yüksek sıcaklıklar zararlı olur. Soğuklara karşı hassastır. İlkbaharın geç, sonbaharın ilk donları zararlıdır.
Dekara 8-12 kg saf N. Azotlu gübreler bölünerek, diğerleri dikimle beraber verilmelidir. Sulama, hava şartlarına ve gübrelemeye göre yapılır. Yumrular çok iri ise dikine kesilerek dikim yapılır.
Çapalama, ot alma, boğaz doldurma, sulama, hastalık ve zararlılarla mücadele, bakım işleridir. Sulama zamanları; • Birinci su; çıkış ve yumru meydana gelmesi arasında • İkinci su; yumru meydana gelme devresinde • Üçüncü su; yumruların şişme devresinde • Dördüncü su; gerekirse hasattan 10 gün önce
Yer elması, ayçiçeğinin akrabasıdır. Türkiye’de en çok Ankara’da yetiştirilir. İnsan gıdası, hayvan yemi ve endüstri hammaddesi olarak kullanılır. Çiçek tablası oluşmadan, biçilerek hayvanlara verilir. Sıraya veya ocaklara dikilir. Bakım işleri patatesteki gibidir. Hasattan sonra sonbahar ve kışın değerlendirilmeyecekse, yumrular ilkbahara kadar toprakta bırakılabilir.
Tatlı patates Convolvulaceae (batat), yağışı fazla, sıcaklığı yüksek olan yerlere kolay adapte olur. Hatay, Adana, Mersin, Antalya yöreleri müsaittir. Nişasta ve şeker kaynağıdır. İnsan besini ve hayvan yemi olarak kullanılır.
Şeker Pancarı
Türkiye’de ekonomik biçimde tarımı yapılmaktadır. Çok yüksek yerler hariç, tüm bölgeler elverişlidir. Sınırlayıcı faktör kuraklıktır. Sulama ile bu engel aşılmaktadır.
Şeker pancarı 30. güney enlemi ile 60. kuzey enlemleri arasında yetiştirilebilmektedir.
Kökgövdesi; şişkin ve koniktir. Baş, boyun, gövde, kuyruk olarak incelenir. Başına epikotil denir, yaprakların oturduğu yere kadar olan kısımdır. Toprak seviyesindedir.
Boyuna, hipokotil denir. Dış yaprakların oturma yeri ile üstteki yan köklerin arasındadır. Burada kök meydana gelmez.
Pancar tohum topaklarına glomerul denir.
Fazla ışık ve sıcaklık isteyen uzun gün bitkisidir. Toplam 2500-2900 °C sıcaklık ister. Çimlenme sıcaklığı 4-25 °C arasındadır. Hasat zamanı -7 °C’ye kadar dayanıklılık gösterir.
Bütün pancarların kökgövdeleri, yaprak ve sapları yenilebilir.
Şeker elde edilirken ortaya çıkan melas da kuru yemlere karıştırılır.
Gerek süt ve gerekse besi hayvanlarına silaj yapılarak verilebilmektedir.
Bakteriostatik özelliğe sahip olduğundan birçok gıda maddesinde kullanılır.
Örnek ekim nöbetleri; patates + pancar + buğday + nadas, pancar + arpa + baklagil + patates olarak verilebilir.
Hastalık sebepleri virüsler (kök sakallanması), bakteri ve mantarlardır (yaprak lekesi, mildiyö, külleme). Zararlıları arasında en sık rastlanılanı nematodlardır. Parazit bir bitki olan küsküt de çok fazla zarar verir. Hasat vakti, yapraklar sararmaya başlar.
Dünyadaki en önemli şeker kaynağı, Türkiye’de ekonomik olarak üretilemeyen, sadece Çukurova, Mersin ve Antalya’da çerezlik olarak yetiştirilen şeker kamışıdır.
Şeker kamışında şeker oranı (% 12-15) şeker pancarından (%15-20) daha azdır.
Keyf verici bitkiler, tütün (nikotin), çay (tiamin), kahve (kafein), anason (anatol), şerbetçiotu (lupulin), haşhaş (afyon ve alkaloidleri), kenevir (esrar) sayılabilir.
Şeker pancarının içerdiği şeker SAKKAROZ.
TÜTÜN
Dikimi Türkiye’de azalmış, Ege (%76), Karadeniz (%16) ve az miktarda Marmara’da (%8) yetiştirilmektedir. Ekim alanında Çin birincidir, Brezilya, Hindistan, Endonezya, Türkiye takip eder.
Dünyada tütün dikim alanı 3.5 milyon ha’dır. Ekim alanı yönünden Çin %
30.6’lık pay ile ilk sırada gelmekte ve bu ülkeyi Hindistan % 13.3, Brezilya % 11.0, Endonezya % 5.3, Zimbabve % 4.3 ve ABD % 2.7 ile takip etmektedir. Şark tipi kalite tütün yetiştirmekte Türkiye’nin rakipleri Bulgaristan ve Yunanistan’dır. Dünya tütün üretimi 6.3 milyon tondur. Tütün en fazla Çin, Brezilya, Hindistan, Endonezya, ABD ve Türkiye’de üretilmektedir.Dünyada üretimdeki payı % 4.0 iken, şark tipi kalite tütün üretimindeki payı % 50’ nin üzerindedir. Kalite tütün üretiminde Bulgaristan % 28, Yunanistan % 14 ve Yugoslavya % 6 paya sahiptir.
Tütün taban arazilerde verimli ve kalitesiz; kır, kırtaban, yaka ve cebelarazilerde düşük verimli ve iyi kaliteli olur. Taban kalitesiz.
meyvelerine kapsül denir.
Tohumlar çok küçüktür. Bin dane ağırlığı 0,07-0,09g’dır. %10-15 su, %40-45 yağdır. Kalanı karbonhidrat ve proteindir.
kÖK`, 30-60 cm derinliğe iner.
Yaprak ayasına kıt’a denir.
Zenep, tütün yaprak ayasını (yüzeyi) bitkinin gövdesine birleştiren kısım, sap’tır.
Yaprak;%80-90 su, %10-20 kuru maddedir. Kuru yaprakta tersidir, %52 karbonhidrat, %12 inorganik madde, %15 azotlu madde, %13 organik madde, %3 reçineler, % renk maddeleri, % tanenler, %1 eterik yağ bulunur. Diğer besin maddeleri; K, Ca, Mg, Fe, P, S, Si ve Cl’dir. Potasyum yanma kabiliyetini artırır.
İki tip harmanlanır, kaliteyi artırmak için katılan tütünler ve dolgu tütünleri. Nikotin azaldıkça kalite artar.
Kalite tütünlerinde dekara 13-15 BİN ADET
. Veremli hastaların tedavisinde kullanılan ve tütünden elde edilen ilacın adı PHYTİN
Maviküf, Çıfıt alacası ve vahşi ateş önemli hastalıklarıdır. Danaburnu, patates güvesi, tütün tripsi önemli zararlılardır. Hasat zamanı; • Yaprak uçları, kenarları kınalaşır, • Yaprakta kurbağa derisi gibi lekelenme (kurbağalaşma), • Yaprak uçları aşağı sarkar, • Dip yapraklar sararır, • Yaprak kırıldığı zaman çıt sesi çıkar.
Fermantasyon ile; • Kalite ortaya çıkar, • Karbonhidrat şekere dönüşür • N’lu bileşiklerde azalma olur, • Amonyak artar ,Organik asit oranı azalır, • Tütün hafif aside kayar, • Nikotin azalır, • Renk sarılaşır, • Tanen, reçine, eterik yağ artar, • Tütün içilebilecek aroma kazanır
Haşhaş
Yağı ve afyonu kullanılır. Tıpta uyuşturucu, ağrı kesici, pıhtılaştırıcı olarak değerlendirilir.
Çek Cumhuriyeti’nden sonra ikinci sıradadır.
Ekim zamanı kışlıklarda ekim başı, yazlıklarda mart sonudur. Uygun sıcaklık ve nemde 7-12 günde çimlenir.
Su tüketimi kışlıklarda 750 mm, yazlıklarda 425 mm’dir.
Diğer Önemli İlaç Bitkileri
Son yıllarda bitkisel kaynaklı ilaçların kullanıldığı tedaviye (fitoterapi) daha çok önem verilmektedir. Doğrudan ilaç olarak kullanılan bitkiler; kenevir, atropa, yüksükotu, pireotu, kantaron, ceviz, datura, banotu, kadın tuzluğu, ebucehil karpuzu ve baldırandır.
Kenevir, esrar elde edilir. Yağı için de yetiştirilmektedir.
Güzel kadınotu (atropa), içerdiği alkaloid güçlü bir zehirdir. Kalp ilacı yapımında kullanılır.
Datura (tatula), asidi teskin edici, yatıştırıcı olarak kullanılır.
Banotu, etkili maddesi hyoscyaminli bileşiklerdir. Yağı romatizma ve kulak ağrılarına karşı haricen kullanılır.
Daigitalis türleri, digitalin kalp atışlarını yavaşlatıcı, kasılmaları düzeltici ve kuvvetlendirici etki yapar.
Pireotu, etkili maddeleri piretrin I, II, cinerin I ve II’dir. Böcek öldürücü ilaç yapımında kullanılır.
Kadın tuzluğu, kabuk ve köklerinden elde edilen preparatlar iştah açıcı, ateş düşürücü olarak kullanılır.
Kantaron, iştah açıcı, ateş düşürücü, teskin edici olarak kullanılır.
Ceviz ağacının yaprakları, ağaç kabukları, tomurcukları, filizleri ve bitki özsuyu ilaçlık olarak kullanılır. Kan temizlenmesi, saç dökülmesi, kepek, ishal gibi durumlara karşı ilaçların yapımında kullanılır.
Ebucehil karpuzunun etkili maddesi elaterine’dir. İshal, sinüzit, nefes yolları hastalıklarına karşı kullanılır. Migren ağrısı ve sancılara iyi gelmektedir. Elaterine’den yapılan preparatlar, kusturucu, iştah açıcı olarak kullanılmaktadır.
Baldıran, zehiri öldürücüdür. Acı ve ağrıları dindirici olarak kullanılır.
Tıbbi ve aromatik bitkilerin genel olarak kullanılan kısımlarına Drog adı verilir.
Önemli Baharat Bitkileri
Lezzet, koku, tat vermek için ve iştah açıcı olarak kullanılırlar. Kokulu baharat bitkilerini parfümeri ve kozmetik sanayi de kullanmaktadır.
Sınıfları; • Tuzlular (mutfak tuzu vb.) • Ekşiler (sirke, limon vb.) • Acılar (soğan, hardal vb.) • Hoş kokulular (maydonozgiller, gülgiller vb.) • Kokulu acılılar (karabiber, zencefil vb.)
YAĞ BİTKİLERİ
Önemli yağ bitkileri zeytin (%21), hurma (%50), ayçiçeği (%36), soya (%21), susam (%50), kolza (%45), aspir (%25), yerfıstığı (%59), tütün(%38)’dür. ,
Tüketilen yağların %30 soya, %32 palmiye, %14 kolza, %8 ayçiçeği, %2 zeytin tarafından karşılanmaktadır.
Heliotropik in kelime anlamı Güneşe yönelim dir.
Geotropik: Yer çekimi istikâmetine yönelim.
Ayçiçeği ) FabaceaeHeliantus annuus2n=34
Doğu, güney Avrupa ülkeleri, Arjantin, ABD, Hindistan, Çin, Türkiye’de yetiştirilmektedir.
Faydalanma ve kullanım alanları; önemli yağ bitkisidir. Üretim alanı dünyada, soya, kolza, yerfıstığından sonra gelmektedir.
türkiye’de üretim açısından birinci, verim açısından 4. sıradadır.
Meyvede %35, iç kısmında %45-55 yağ vardır. Ayçiçeği küspesi % 35 protein içerir
%100 yabancı döllenme hakimdir. 5 adet birbirine bitişik erkek organ bulunur. Polen (çiçek tozu) iri ve sarıdır. Tozlanma arılarla olur.
Vejetasyon bakımından erkenci (70-110gün), ortacı (110-150 gün), geççi (150-165 gün) olarak üçe ayrılır.
2600-2850 °C sıcaklık ister.
Kök sistemi sayesinde kuraklığa dayanımı iyidir. İyi drenajlı, nötr, sus tutma kapasitesi, taban suyu yüksek, asitli toprakları sever.
Çimlenme sıcaklığı 8-10 °C’dir.
Mart sonu-mayıs ortasında ekilir. Erken ekilirse verim artar. 450 mm su, yüksek verim için yeterlidir.
Uygun ekim nöbetleri, buğday + ayçiçeği + fiğ + mısır, şeker pancarı + ayçiçeği + buğday + fiğ, pamuk + buğday + ayçiçeği + baklagildir.
En önemli zararlısı, orobanş parazitidir. Hastalıkları ayçiçeği mildiyösü, sap, kök, tabla çürükleridir.
Susam(tüp çiçekliler takımından, sesamum indicum L. cinsidir. n=13)
Ekim açısından Türkiye’de ayçiçeği, haşhaş ve kolzadan sonra gelir. 4.
Tahin ihracatı olduğu için, susam ithalatı fazladır.
En fazla Hindistan, Sudan ,Çin, Meksika, Türkiye'de üretilmektedir.
%55-60 yağ, %25 protein vardır. ,
Yağ sanayinden çok, tahin ve helva üretiminde, kuru pasta, simit, şekerleme, çerez gibi gıdalara çeşni, aroma vermek için kullanılır. Kozmetik, sabun yapımında kullanılır. Küspesi iyi yemdir.
Ege (%25), Akdeniz (%30), Güneydoğu Anadolu’da (%35), tahıldan sonra ikinci üründür.
Sıcağı sever. Sıcaklık isteği 6000 °C’dir. Gelişme evresinde 20 °C, çimlenmede 12 °C sıcaklık ister.
Ana ürün Nisanda, ikinci ürünse tahıl hasadını takiben ekilmelidir.
Bitkiler 10-15 cm boyda ulaştığında tekleme, 30-35 cm boyda boğaz doldurma yapılır. 60-75 günde çiçeklenir, 110-130 günde hasat edilir.
Önemli zararlılar, bozkurt, susam güvesi, yaprak biti ve beyaz sinektir. Hastalıklar solgunluk, kök çürüklüğü, yaprak leke hastalığıdır.
Sesamin zirai mücadele ilâçlarının insektisit etkilerini artırır. Sesamol ise antioksidant etkisiyle susam yağının bozulmasını önler.
Kapsüller sarardığında, meyve uçları çatladığında hasat gelmiştir. Demetler baskıya alınır. Temiz örtüler üzerinde silkelenir.
Yerfıstığı(gülgillerden, baklagil familyasında, arachis hypaea türüdür (2n=40)
Baklagillerden otsu, yıllık ve yazlık yağ bitkisidir. Meyveleri toprak içinde oluşur. Çapa bitkisi olduğu için ıslah edicidir.
Yetiştirmede Hindistan ve Çin başta gelmektedir. Verimde Türkiye ve ABD ilk sıralardadır.
%47-55 yağ içerir.%25-30 protein, %6-21 karbonhidrat vardır. Küçükler yağlık, iriler çerezliktir
Türkiye’de 1935 yılında üretilmeye başlanmıştır. En fazla Akdeniz bölgesinde, Adana’da yetiştirilmektedir.
Yerfıstığında döllenmiş yumurtayı toprağa ileten ve toprak içinde yerfıstığı meyvelerini oluşturan organa Meyve ve tohum; döllendikten sonra, ek meristem doku gelişerek uzantı oluşturur, buna ginofor denir.
Ilıman iklim sıcak kuşaklarda yetişir. Sıcaklık ve güneş isteği fazladır. 5500-6000 °C sıcaklıK.
Çimlenme sıcaklığı en az 12 °C’dir.
Ana ürün için, sonbaharda 30 cm sürülür, martta ikileme yapılır, ekimden önce tapan çekilir. İkinci ürün için, hasat artıkları temizlenir, toprak tava getirilir. Tohumlar ilaçlanır, bakteri kültürü aşılanır. Ekim mibzerle yapılır.
Soya(Gülgillerden, glycine max L. Merr (n=20)
Baklagillerden tek yıllık, yazlık bitkidir.
Protein bakımından zengindir. %17-24 yağ, %40 protein içerir.
Karadeniz’de, Ege’de, Akdeniz’de, Güneydoğu Anadolu’da yetiştirilmektedir. ABD, Brezilya, Çin, Arjantin üretimin %90’dan fazlasını karşılamaktadır.
Mayıs-Eylül aylarında ortalama günlük sıcaklık 25 °C olan yerlerde iyi yetişir. 550-600 mm suya ihtiyacı vardır. Ekim için Nisan sonları iyidir. Kumlu- killi toprakları sever.
Pamuk+buğday+soya, buğday+soya+mısır, ekim nöbetleri uygulanır.
Kolza Brassica napus (n=19)
Tohumu ve yağı için üretilir. Kanada, AB ülkeleri, Asya’da, Avustralya’da ekilir. Tek yıllık yazlık ve kışlıkları olan bir bitkidir. Lahana ve yağ şalgamının melezlendiği düşünülmektedir.
%22 protein, %18 karbonhidrat bulunur.
Biyodizel üretiminin %84’ünü karşılar.
Kışlık kolza eylül veya ekimde tava ekilir ve sulanır. Yazlık kolza, mart ve nisanda ekilir. Ekim mibzerle yapılır. Ot alma, çapalama, seyreltme önemli bakım işleridir.
Aspir(Carthamus tinctorius) 2n=24
En çok ABD, Hindistan ve Meksika’da üretilmektedir. Kurağa dayanıklıdır.
En çok aspir Kazakistan, Rusya ve Hindistan’da ekilmektedir.
yağ oranı %45-48’dir.
Kendine döllenir.
Soğuğa dayanır, kışlık ekilebilir. 600mm yağış ister. Çimlenme için 4-5 °C yeterlidir. Drenajı iyi, kumlu ve killi-tınlı topraklarda iyi yetişir. PH 5-8
Aspir Tabla çapı 2-5 cm’dir.
YEM BİTKİLERİ
Yem bitkileri, doğada çayır ve meralarda rastlanan veya bu alanlarda kendiliğinden yetişen bitkilerdir. Yem bitkilerini; evcil hayvanların yeşil ve kuru ot, silaj, tane ve yumru yem ihtiyacını karşılamak üzere tarla topraklarında yetiştirilen bitkiler olarak tanımlanabilir.
Botanik bakımdan yem bitkilerini üç grupta toplayabiliriz. Bunlar buğdaygiller, baklagiller ve diğer familyalara bağlı yem bitkileridir.
Çok yıllık yem bitkilerinden çayır üçgülü, melez üçgül, yonca yeşil gübreleme amacı ile ekilebilir.
Bunların dışında birçok ülkede yem şalgamı, yem kolzası ile birlikte çim türleri, çavdar ve yulaf yeşil gübre amacıyla yetiştirilmektedir.
İki Yıllık Yem Bitkileri şunlardır:
Melilotus alba - Ak taşyoncası
Melilotus officinalis - Sarı taşyoncası
Lolium italicum - İtalyan çimi
Beta vulgaris ssp. crassa - Hayvan pancarı
Ülkemizde yetiştirilen önemli yem bitkiler; yonca, korunga, yaygın fiğ, hayvan pacarı, mısırdır.
Serin mevsim yem bitkileri büyüme döneminde ortalama + 4 °C sıcaklık isterken, sıcak mevsim yem bitkileri ortalama + 10-12 °C sıcaklık ister.
Serin Mevsim Yem Bitkileri; Çayır üçgülü, Ak üçgül, Kırmızı üçgül, Tüylü fiğ, Koca fiğ, Yaygın fiğ, Yonca, Korunga, Yem bezelyesi, Otlak ayrığı, Mavi ayrık, Yüksek otlak ayrığı, Kılçıksız brom, Domuz ayrığı, Çayır kelpkuyruğu, Çayır salkımotu, Çayır tilkikuyruğu. örnek olarak verilebilir. Sıcak Mevsim Yem Bitkileri;
Glycine max - Soya fasulyesi
Vigna sinensis - Yem börülcesi
Lupinus sp. - Acı bakla türleri
Andropogon ischaemum - Sarı sakalotu
Andropogon gryllus - Yeşil sakalotu
Cynodon dactylon - Köpek dişi
Panicum sp. -Darı türleri
Setaria italica - Cindarı
Sorghum sudanense - Sudanotu
Sorghum vulgare - Kocadarıdır.
Yararlanma şekli yönünden yem bitkileri farklı gruplara ayrılır;
• Kuru ot bitkileri; yüksek çayıryulafı, çayır tilkikuyruğu, çayır kelpkuyruğu gibi.
• Yeşil yem bitkileri; mısır, sudanotu, fiğ ve tahıl karışımları gibi.
• Dane yem bitkileri; yem bezelyesi, fiğ, koca fiğ, burçak gibi.
• Yeşil gübre bitkileri; taşyoncası türleri, acıbakla türleri, fiğ, kırmızı üçgül gibi.
• Silaj bitkileri; mısır ve kocadarı türleri gibi.
• Yumru yem bitkileri; Hayvan pancarı ve yem havucu gibi.
İklim koşullarına bağlı olarak yapılan ara ziraatının uygulama şekilleri:
• Yazlık veya kışlık tahıllarla birlikte alt bitki şeklinde yem bitkisi ekimi
• Tahıllar veya diğer kültür bitkilerinin anızına yem bitkisi ekimi
• İlk ürün kaldırıldıktan sonra anızın bozulup, sonbaharda yem bitkisi ekilmesi
Ekilecek tohum miktarı: Ekilecek tohumun küçüklüğüne göre değişir. Çok küçük tohumlar dekara 400-500 gram ekilirken, iri tohumlar dekara 15-20 kg olarak ekilir.
Ekim şekli: Ekimin mibzerle yapılmalıdır. Ekim sıra arası, yağışlı bölgelerde 15-20 cm, kurak bölgelerde ise 25-90 cm olmalıdır.
Bazı yem bitkisi türlerinin tohumları çok küçüktür. Bu türlerden çok temiz to- hum elde etmek mümkün değildir, örneğin, sakal otlarında safiyet derecesi % 15-20’ye kadar indiği halde, baklagillerin çoğunda safiyetin % 99 olması istenir.
Hayvan besleme açısından baklagil yem bitkilerinin yeri büyüktür. Biçim zamanına bağlı olarak % 30’a kadar değişen protein içerikli kaliteli ot üretirler. Yüksek ham protein değerleri ve bünyelerinde hayvanların iskelet yapılarında, kan pıhtılaşmasında, enerji metabolizmasında önemli rolü olan kalsiyum, fosfor gibi minerallerce zengindirler. Ayrıca, A ve D vitaminince yüksek ot üretiler.
Bitkilerin bir gurubuna zarar vermeden diğerlerini öldürmek için kullanılan ot öldürücülerine Seçici (Selektif) Herbisit denilmektedir.
Yonca (Medicago) Cinsi
Yonca en iyi büyüme ve gelişmesini havası kurak ve sıcak olan fakat suyu bol olan yerlerde yapar. Toprak bakımından yoncanın özel bir isteği yoktur. En iyi yetiştiği topraklar, tınlı, kumu çok olmayan, yeter derecede kireçli topraklardır.
Görüldüğü gibi yonca türlerinin çoğu yıllıktır, önemli bazı yonca türleri; yonca (Medicago sativa), sarıçiçekli yonca (Medicago falcata), melez yonca (Medicago media), şerbetçiotu yoncası (Medicago lupulina), fıçı yoncası (Medicago truncatula)’dır.
Medicago sativa, Yonca yem bitkilerinin en önemlisidir ve yonca tarımının % 90-95’ini oluştur maktadır.
Sulu şartlarda yetiştirilen yonca, genellikle her biçim için iki su ister. Birinci su, biçimden bir hafta önce ikinci su ise biçimden bir hafta sonra verilir. Çünkü yonca 1 kg kuru madde üretmek için 800 litre su harcar.
Seyrekleşme nedenleri:
Yabancı otlar ile rekabet edemediğinden
Taban suyunun yüksek ve durgun olduğu yerler
İyi tesviye edilmemiş yonca tarlaları
Yoncanın Ot Hasadı: Biçme, bitkinin yedek besin maddesinin en fazla olduğu zaman yapılmalıdır. Bu nedenle yonca çiçeklenme başlangıcında yani % 10 çiçeklendiğinde biçilebilir. Çünkü bu devrede dekara ham protein verimi en yüksek düzeydedir. Fazla geç kalınırsa ham protein verimi azalacağı gibi yoncanın diplerinden, ikinci biçimi verecek olan sürgünler gelişmeye başlar ve bunların biçilme tehlikesi de ortaya çıkar. Genellikle biçme yüksekliği 8-10 cm’dir. Bir yıl içerisinde her çiçeklenme devresinde biçilir. Kış mevsimi yaklaşırken biçim o şekilde ayarlanmalıdır ki son biçimden sonra bitkide gelişme olmamalıdır. Biçilen bitkiler, tarla üzerinde veya çıtalar üzerinde kurutulabilir. Türkiye’de son yıllarda kurutma fabrikaları kurulmuştur. En iyi yonca kurutma yöntemi de bu fabrikalarda uygulanan yapay kurutmadır.
Yoncanın yetiştirilmesi için toprak asitliğinin pH=6.5’dan aşağı olmaması gereklidir. Bu nedenle asitli topraklarda kireçleme yapmalıdır.
Korunga (Onobrychis) Cinsi
Korunga iyi bir mera bitkisidir. Türkiye’de birçok yüksek rakımlı doğal meralarda korungayı görmek mümkündür. Besleme değeri ve kıraç koşullara dayanımı nedeniyle yapay mera tesislerinde baklagil kaynağı olarak çoğunlukla korunga tercih edilir.
Korunga otu şişme yapmamaktadır. Bu özelliği ile yapay ve doğal meralarda hayvanlara doğrudan otlatılabilmektedir.
Özellikle koyunlar korunga otunu otlamayı diğer yem bitkilerine tercih etmektedirler.
Smoliak and Hanna (1975) yaptıkları bir çalışmada; yonca, korunga ve nohut geveninin koyunlar için lezzetliliğinde bir fark görülmediğini ancak, koyunların ilk önce korungayı otladıklarını bildirmişlerdir. Parker and Moss (1981) yaptıkları lezzetlilik testinde 6 aylık düvelerin korunga otunu yonca otuna tercih ettiklerini bildirmektedirler. Kuzularda zarar yapan mide nematodlarına karşı korunga yeminin iyileştirici özelliği bulunmaktadır. Yapılan bir araştırmada korunga otu ve silajı ile beslenen kuzularda kontrol yem grubuna göre sırasıyla %64 ve %48 oranında daha fazla nematod kontrolü sağlanmıştır (Heckendorn et al. 2007).
Eğimli alanlarda erozyon kontrolü için ideal bitkilerdendir (Yüksek ve Yüksek, 2007). Özellikle yatık gelişen korunga ekilmesiyle kıraç alanlarda su ve rüzgâr erozyonunu kontrol etmek mümkündür.
Korunga iyi bir bal özü kaynağıdır. Bal arıları yan yana ekili yonca ve korunga parsellerinden genellikle korunga parselini tercih etmektedirler.
- Fakir, kuru ve kalkerli topraklarda yetişebilir.
Fiğ (Vicia) Cinsi
Vicia sativa (Yaygın Fiğ) Türkiye’de en fazla yetiştirilen fiğ türüdür. Otu besleyici bir hayvan yemidir. Yaygın fiğ danesi kırılmak suretiyle kesif yem olarak hayvanlara yedirilir. Harman sonunda çıkan yaygın fiğ samanı da hayvanlar tarafından sevilerek yenen bir yemdir. Yaygın fiğ tek yıllık bir bitki olduğu için ekim nöbeti bitkisi, yeşil gübre bitkisi, örtü bitkisi ve silo yemi olarakta yoğun bir şekilde kullanılır.
Ot üretimi amacı ile dekara 4-6 kg tüylü fiğ gereklidir.
o T İÇİN Fiğ hasadı :
Yaygın fiğ ot için biçilecekse, bitkinin en alt kısımlarında bulunan meyveler gözlenmelidir. Alttaki meyvelerin gelişmesi beklenmeli, bu meyveler dolgun hale geldiğinde ot için en iyi biçme zamanı gelmiş demektir. Bu gelişme devresinde tahıllarla beraber ekilmişse, tahıllar da süt olum devresinde olacağından ot için en uygun zaman seçilmiş olur. Ot biçimi tırpanla veya çayır biçme makinası ile yapılır. Yaygın fiğ yalnız yetiştirilmişse çayır biçme makinası ile ot hasadı güç olur. Çünkü yaygın fiğ yalnız yetiştirildiğinde yatar. Ot için biçilen fiğleri çıtalar üzerine alıp kurutmak en iyi yoldur. Kurutulan yaygın fiğler ambara günün erken saatlerinde taşınmalıdır. Yeşil ot verimi dekara 8002500 kg arasında değişir.
Tohum hasadı:
Yaygın fiğ tohum hasadında yine bitkinin alt tarafındaki meyveler gözlenmelidir. Alttaki meyvelerin sararmasını ve kurumasını beklemek gerekir. Bu devreyi çok iyi gözlemek lazımdır. Eğer tohum hasadında geç kalınacak olursa yaygın fiğ meyveleri kolayca çatlayacaklarından hasatta tohum kaybı fazla olacaktır. Tahıllarla beraber ekilmişse, bu devrede tahıllar da hemen hemen aynı zamanda tohum olgunluğuna gelmiş olacaktır. Tohum için de çayır biçme makinası veya orak kullanılır. Tohum için biçilen fiğler kurutulduktan sonra harman makinası ile harman edilir. Eğer yaygın fiğ tahıllarla beraber ekilmişse, tohum hasadında biçerdöğer kullanılabilir. Elde edilen yaygın fiğ ve tahıl tohumu karışımı sonradan seperatör (ayırıcı) adı verilen aletlerden geçirilerek birbirinden ayrılır. Yaygın fiğ tohum verimi dekara 120200 kg civarındadır.
Tüylü Fiğ: Kışa ve kurağa dayanımı çok iyi olan bir fiğ türüdür. Tüylü fiğ Akdeniz Bölgesinin Ön Asya ve Batı Asya’nın yerli bir bitkisi olduğu için Türkiye’nin birçok yerinde de yabani formlar halinde bulunmaktadır. Tüylü fiğ hemen hemen her toprakta yetişen bir bitkidir. Kumlu topraklarda çok iyi yetişebilmektedir. Türkiye’nin her yerinde kışlık fiğ olarak yetiştirilebilir. Macar Fiği: Macar fiği Orta Avrupa’nın yerli bir bitkisidir. Kışa ve kurağa dayanımı iyi bir fiğ türüdür. Toprak seçiciliği fazla değildir. Macar fiği, fiğ ve tüylü fiğ gibi fazla yatmadığı için yalnız yetiştirilebilir.
Koca Fiğ: Türkiye’de doğal olarak yetişen bir fiğ türüdür. Dik gelişen bir fiğ türüdür. Kaliteli ot veremez, bu nedenle de ot üretimi yapılmaz. Tohumlarının ham protein oranı yüksektir. Yeşil gübre bitkisi olarak yaygın bir şekilde kullanılır.
Burçak: Burçak Türkiye’de çok eskiden beri bilinen ve kültürü yapılan bir bitkidir. Gen merkezinin Akdeniz ülkeleri olduğu kabul edilmektedir. Yazı kurak olan bölgelerde, esas olarak kurağa dayanıklılığı nedeniyle yetiştirilir. Kısa boylu dik gelişen bir fiğ türüdür. Kışa fazla dayanıklı değildir.
Bezelye (Pisum) Cinsi
Yem bezelyesi serin mevsim yem bitkisidir. Sıcak ve kurak bölgeler yem bezelyesi için uygun değildir. Kuraklık düşük sıcaklıktan daha tehlikelidir.
Yem bezelyesi süzek, nötr karakterli, besin maddelerince zengin topraklarda iyi gelişmektedir. Killi ve nemli toprakları sever. Kumlu topraklar çok defa kuru olmaları nedeniyle yem bezelyesi tarımına elverişli değildir. Hümüsce zengin, nemli, esmer topraklarda yem bezelyesi iyi ürün verir. Asit karakterli topraklar kireçlenmelidir. Toprağın kireç ve fosforca zengin olması bitkinin verimini arttırır.
"Kürül", "gürül", "külür" gibi isimlerle bilinir.
Ot için yem bezelyesi hasadı:
alttaki meyvelerin dane bağladığı zaman yapılmalıdır, ileriki devrelerde yapraklar sararmaya başlıyacağı ve ot kalitesi düşeceği için hasadın zamanında yapılması gerekir. Yaprakları kolayca döküldüğü için kurut maya dikkat edilmelidir. Ot verimi kıraç şartlarda dekara 1000 kg yaş ottur. Nemli ve sulanabilen yerlerde bu miktar 2500 kg’a çıkabilir.
Yem bezelyesinin tohum hasadı, bitkideki alt baklaların sarardığı, yani olgunlaştığı ve tohumun sertleştiği zaman yapılmalıdır. Gecikilirse tohum dökme görülür. Hasat edilen bitkilerin üst baklaları henüz yeşil olduğundan, biçilen bitkiler tarlada bir süre soldurulmalı, ondan sonra harman yapılmalıdır. Hasat, orak, tırpan ve çayır biçme makinaları ile yapılabilir. Kuruyan bitkilerin harmanında, harman makinaları kullanılır. Ancak danelerin kırılmasını önlemek için, batör ve kontrbatörün iyi ayarlanması gerekir. Dekardan 150250 kg tohum elde edilir.
Üçgül (Trifolium) Cinsi
Üçgüller içerisinde önemli olan türler; çayır gülü, ak üçgül, kışlık üçgül, yeraltı üçgülü, İskenderiye üçgülü, kırmızı üçgül, çilek üçgülü, melez üçgüldür. .
Bu türlerden çayır üçgülü, ak üçgül, çilek üçgülü ve melez üçgülü çok yıllık,
kışlık üçgül, yeraltı üçgülü, İskenderiye üçgülü ve kırmızı üçgül tek yıllık türlerdir.
Çayırüçgülü
Dünyada yoncadan sonra en fazla yetiştirilen baklagil yem bitkisidir. Kısa ömürlü, çok yıllık bir bitki olan çayır üçgülü daha çok ot amacı ile yetiştirilir.
Nemli ve serin bölgelerin bitkisidir. Su isteği fazladır. Kurağa dayanamaz. Kökleri fazla derine inmediği için, susuzluğa korunga ve yonca kadar dayanamaz.
Çayır üçgülünün ekimi genellikle ilkbaharda yapılır.
Tohumları küçük olduğu için, tohum yatağının çok iyi hazırlanmış olması gerekir. Çayır üçgülü yalnız veya buğdaygillerle karışık olarak ekilebilir.
Ak Üçgül: Ak üçgülün kökeni Asya’nın batısı ve Türkiye’dir. Türkiye’nin hemen hemen her yerinde bu bitkiye doğal olarak rastlanmaktadır.
Ak üçgül mera bitkisi olarak kullanılır. Otu lezzetli olup, besleme değeri yüksektir. İklim değişikliklerine kolayca adapte olabildiğinden, dünyanın birçok yerinde yetiştirilir. Çok yıllık bir bitkidir.
Ak üçgülün kökleri fazla derine inmediği ve yüzlek olarak geliştiği için toprağın üst kısmının besin maddelerince zengin olması gereklidir.
Ak üçgül, tohum ekimi dışında genellikle buğdaygillerle beraber ekilir. Ekimi genellikle ilkbaharda yapılır.
Kuru ot için biçim zamanı, çiçeklenmenin yarıdan fazla olduğu zamandır. Tohumları küçük olduğu için, tohum hasadı zordur.
İklim değişikliklerine kolayca adapte olabildiğinden, dünyanın birçok yerinde yetiştirilir. Çok yıllık bir bitkidir. Ak üçgülün kökleri fazla derine inmediği ve yüzlek olarak geliştiği için toprağın üst kısmının besin maddelerince zengin olması gereklidir.
Taban arazide, killi, tınlı ve orta reaksiyonda veya biraz asitlik gösteren topraklardan iyi ürün elde edilir. Toprakta yeteri kadar kireç ister. Toprak fosfor ve potasyumca zengin olursa, ürün miktarında artış görülür.
Yoncaya oranla daha düşük pH derecesine dayanabilir. Fakat tuza dayanması fazla değildir.
Kışlık Üçgül:
Türkiye ve İran’ın da içinde bulunduğu Batı Asya bölgesinin yerli bir bitkisidir. Taban yerlerde doğal olarak yetişir.
Tek yıllık ve adından da anlaşıldığı gibi kışlık bir üçgül türüdür.
Mera bitkisi olarak değeri fazladır. Besin değeri yüksektir. Bütün hayvanlarca sevilerek yenir. İlkbaharda erken bir gelişme gösterir. Otlatmaya dayanıklıdır.
Ot elde etmek amacı ile yalnız ekildiği gibi, buğdaygillerle de iyi bir karışım meydana getirebilir.
Kışlık üçgül fazla kurak koşullara dayanamaz. Su isteği fazladır, taban yerlerde ve yağışın fazla olduğu bölgelerde iyi gelişir. Serin mevsim yem bitkisi olduğu için soğuğa dayanıklıdır.
Kışlık üçgülün tohumları çok küçüktür, bu nedenle iyi hazırlanmış bir tohum yatağı ister. Kışları ılıman geçen bölgelerde sonbaharda ekilmesi daha uygun olur. Kışlık üçgülün biçim zamanı, çiçek açma devresidir. Kışlık üçgülün tohum verimi yüksektir. Tohum taşıyan kapsüller kahverengi olunca tohum hasadına başlanır.
Gazalboynuzu (Lotus) Cinsi
Gazalboynuzu cinsine giren yaklaşık 140 tür doğal olarak yetişmektedir. Türkiye’nin her bölgesinde bu bitkiye rastlanmaktadır.
Sarıçiçekli Gazalboynuzu: Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde çok yetiştirilir. Mera bitkisi olarak önemlidir. Hayvanları şişirme tehlikesi çok azdır. Ağır otlatmalara dayanabilen fakir topraklarda gelişebilen bir bitkidir. Kuru ot amacı ile yetiştirilebilir. Yüksek kaliteli ot verir. Kuru ve orta derecede nemli iklimlerde başarılı bir şekilde yetiştirilebilir. Kurağa ve soğuğa oldukça dayanıklıdır. İyi bir ürün almak için toprağın besin maddelerince zengin olması gerekir. İlk yıl iyi bir tohum yatağı ister. Ekim zamanı, kışı sert geçen bölgelerde ilkbahardır. Kıyı bölgelerde kışlık olarak ekilebilir.
Sarıçiçekli gazalboynuzunun tohum hasadı zamanını belirlemek çok güçtür. Hasat ve harmanı zordur. Tohum olgunlaştığında bile bitki yeşildir. Bu da biçerdöğer ile hasadını güçleştirir. Sert tohumların çimlenebilmesi için tohum kabuğunun çizilmesi gerekir. Uniform bir tohum olgunluğu yoktur. Olgunlaşan meyveler hemen çatlar ve tohum dökerler. Hasat ve harmanı zordur. Tohum olgunlaştığında bile bitki yeşildir. En iyisi önce bitkileri biçip, ondan sonra harman etmektir. Tohum verimi dekara 1015 kg arasında değişir.
Fakir topraklarda yetişebilirse de, iyi bir ürün almak için toprağın besin maddelerince zengin olması gerekir. Asit karakterli, nemli, kumlu, kalkerli ve tuzlu topraklarda yetişebilir. Taban topraklarda da iyi gelişme gösterir.
Gazalboynuzunun kültürü henüz Türkiye’de yapılmamaktadır. Dünyada kültürü yapılan 5 türü vardır. Bunlar, sarıçiçekli gazalboynuzu (Lotus corniculatus), daryapraklı gazalboynuzu (Lotus tenuifolius), iri gazalboynuzu (Lotus uliginosus), narin gazalboynuzu (Lotus angustissimus), tüylü gazalboynuzu (Lotus hispidus) olup bunlardan son ikisi tek yıllık türlerdir.
Buğdaygil Yem Bitkileri
Buğdaygil yem bitkisi türleri içerdikleri zengin karbonhidratlar bakımından hayvan beslenmesinde büyük değere sahiptirler.
Buğdaygiller familyasına bağlı bitkiler saçak köklüdürler. Gelişmiş saçak kökleri sayesinde toprak erozyonunu önlerler ve toprağa bol miktarda organik madde sağlarlar.
Köksap (Rizom): Toprak altında bulunan ve yukarı doğru filizler, aşağı doğru kökler veren yatay gövdedir.
Ayrık otu cinsinin en önemli türleri
Otlak ayrığı (Agropyron cristatum)Otlak ayrığının ana vatanı Rusya’nın Sibirya bölgesinden, Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu, Ön Asya ve Doğu Avrupa ülkelerine kadar olan bölgedir. Bu ülkelerde doğal olarak yetişmektedir. Tarımı Kanada, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya başta olmak üzere geniş bir alanda yapılmaktadır. Otlak ayrığının yeşil ot verimi dekara 600-800 kg’dır.
Otlak Ayrığının Ekimi Otlak ayrığı tohumları küçük olduğu için ve fideleri kuvvetli olmadığından yoncada olduğu gibi, tohum yatağının çok iyi hazırlanması gerekir. Özellikle de tohum yatağı yabancı otlardan iyice arındırılmalı ve ekilecek tohumluk yabancı ot tohumları yönünden temiz olmalıdır. Ekimden sonra toprak iyice bastırılmalıdır. Ekimi sonbaharda yapılabilir. Sonbaharda erken bir tarihte çimlenirse, soğuktan hiç bir zarar görmez. Eğer ekimde geç kalınırsa kıştan zarar görebilir. Otlak ayrığı baklagillerle karışım halinde ekildiğinde ekim zamanı karışımda kullanılacak baklagilin ekim zamanına göre ayarlanır. Bu nedenle ilkbahar ekimi yapılırsa, ekim zamanını mümkün olduğu kadar erken tutmak gerekir.
Mavi ayrık (Agropyron intermedium): Mavi ayrık uzun ömürlü, rizomlu bir bitkidir. Dünyada oldukça geniş bir ekim alanı vardır. Çok çeşitli iklim koşullarında yetişebilir. Türkiye’de doğal olarak yetişen bir bitkidir. Mavi ayrık, otlak ayrığından daha yüksek boyludur, bu nedenle de ot üretimi amacı ile yetiştirilebilir. Mera bitkisi olarak ve erozyon kontrolü amacı ile yaygın olarak kullanılmaktadır.
Yüksek otlak ayrığı (Agropyron elongatum): Kıraçta yeşil ot verimi dekara 1000-1200 kg kadardır. Bu verim taban suyunun yüksek olduğu bölgelerde önemli olarak artar. Ot hasadı bitkinin dal ve yapraklarının körpe olduğu zaman yapılmalıdır. Bitkinin olgunlaşması beklenirse ot kalitesi çok çabuk düşer. Yüksek otlak ayrığının tohum verimi de yüksektir. Tohum verimi genellikle dekara 50-60 kg’dır.
Kıçıksız brom : çok yıllık, serin mevsim yem bitkisidir.
Dünyada en fazla kültürü yapılan buğdaygil yem bitkisi türlerinden birisidir.
Otu lezzetli ve kalitelidir.
Kılçıksız brom rizomlu bir yem bitkisi olduğu için mera bitkisi olarak da kullanılır.
İklim ve toprak istekleri bakımından fazla seçici değildir. Kurağa ve soğuğa dayanabilir.
Kılçıksız brom derin, drenajı iyi, besin maddelerince zengin topraklarda en yüksek verimini verir. Kumlu-tınlı topraklardan hoşlanır.
Derin, süzek topraklarda iyi gelişir. Toprakta azota bol miktarda ihtiyaç duyar.
Fakir topraklar azotla gübrelenmelidir. Bu nedenle baklagillerle karışımda iyi sonuç vermektedir.
Önemli yumak türleri şunlardır:
Koyun yumağı (Festuca ovina)Koyun yumağının ana vatanı, dünyanın kuzey yarımküresidir.İç Anadolu için çok önemli bir yem bitkisi türüdür.
Kamışsı yumak (Festuca arundinacea)
Çayır yumağı (Festuca pratensis=Festuca elatior)
Kırmızı yumak (Festuca rubra)
Domuz ayrığı Avrupa ve Ön Asya’nın yerli bir bitkisidir. Nemli ve ılıman iklimlerde ot ve mera bitkisi olarak önem taşır. Erken ilkbaharda büyümeye başlar ve bu devrede otlatılırsa kaliteli ve lezzetli yem verir.
Çayır kelpkuyruğunun ot için en iyi biçim zamanı çiçeklenme başlangıcıdır. Çiçeklenme başlangıcında biçildiğinde proteince zengin kaliteli ot alınır. Kuru ot verimi dekara 600-700 kg arasındadır.
Çok uzun ömürlü bir bitki olan çayır salkımotu rizomlu olması ve otlatmaya dayanıklı olması nedeniyle bazı meralarda 25-50 yıl yaşayabilmektedir.
Çim (Lolium) cinsinin iki türü kaliteli birer yem bitkisidirler. Bu türler şunlardır:
Spor alanlarında, park ve bahçelerde çok kullanılır. Çünkü çiğnenmeye ve biçmeye dayanıklıdır. Yağışlı bölgelerde, nemli topraklarda iyi gelişir. Kurağa dayanıklı değildir. Besin maddelerince zengin, nemli, drenajı iyi topraklarda çok iyi ürün verir. Hafif ve kumlu topraklarda ise gübreleme ve sulama yapmak koşulu ile yetiştirilebilir, hafif tuzlu topraklara iyi adapte olmuştur.
Çokyıllık çim (Lolium perenne)
İtalyan çimi (Lolium italicum=Lolium multiflorum)
MISIR:
Türkiye’de son yıllara kadar mısır, dane amaçlı insan yiyeceği olarak, sap ve yaprakları hayvan yemi olarak kullanılan bir bitkiydi. Son yıllarda ise yeşil yem ve silaj üretimi amacıyla ekim alanı artmıştır. Yüksek verim için mısırın yetişme dönemi içerisinde yaz yağışlarının 200 mm’nin altına düşmemesi, en iyisi de 400 mm’nin üstünde olması gerekir.
Mısır bitkisi silaj üretimi için genellikle süt olum devresinde biçilir. Bu devre mısır otunun protein oranının ve sindirilebilme düzeyinin en uygun olduğu dönemdir. Ancak, son yıllarda yapılan araştırmalar hamur olum döneminde yapılan biçmelerden elde edilen silajlarda protein oranının düşmesine karşılık, verim, kuru maddenin sindirilebilirliği ve hayvanlar tarafından tüketilme miktarın artışın sağlandığını ortaya koymuştur. Bu nedenle mısır silajı için nem oranı % 65-70’e düştüğü dönemde biçilmelidir.
SUDANOTU : ÇOK YILLIK. Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde gerek birinci üründen, gerekse ikinci üründen dekara 7-10 ton alındığı kaydedilmektedir.
ÇAYIR MERA
Çayır ve meralarınyararları :
• Su ve rüzgâr erozyonunu önlerler,
• Toprak verimliliğini artırırlar,
• Çeşitli av ve diğer yaban hayvanlarına yaşam ortamı olurlar,
• Su toplama havzası olarak taban suyunu ve akarsularımızı zenginleştirirler,
• İnsanların piknik yeri ihtiyaçlarını karşılarlar,
• Temiz hava kaynağıdırlar. Kirli havayı temizlerler.
Çayır, otu biçilerek değerlendirilen, düz ve taban suyunun yüzeye yakın olduğu yerlerde bulunan ve üzerinde daha çok yüksek boylu bitkilerin bulunduğu yem alanıdır.
Çayırlar oluşumlarına göre Doğal Çayır ve Yapay Çayır olmak üzere ikiye ayrılırlar:
Doğal Çayırlar
Taban yerlerde ve nemli topraklarda kendiliğinden oluşan yem alanlarıdır. Doğal çayırların bitki örtüsü buğdaygil ve baklagil familyalarından birçok bitki türünü içerir.
Doğal çayırla toprak nemi bakımından ikiye ayrılır:
• Yaş çayır; drenaj bozukluğu olan, yılın büyük bir kısmında yaş olan ve üzerinde ekşi otlar yetişen çayırlardır.
• Kuru çayır; yaz aylarında toprağı kuruyan, üzerinde ekşi otlar bulunmayan ve yaz aylarında üzerindeki bitkiler de kuruyan çayırlardır.
Yapay Çayırlar
Nemli veya sulanabilen topraklarda bol kuru ot elde etmek amacıyla buğdaygil ve baklagil yem bitkilerinin bir karışım halinde yetiştirildiği çayırlardır. Yapay çayırların amacı kış yemi olarak kaba yem elde etmektir.
Yayla çayırı
• Dağ çayırı
• Orman çayırı
• Biçenek: Biçenek, her yıl ilkbaharda belirli süre otlatıldıktan sonra, yeniden gelişen bitkilerin biçilerek değerlendirildiği doğal çayırlardır. Biçenekleri diğer doğal çayırlardan ayıran fark, bu alanların ilkbaharda bir süre otlatma amacıyla kullanılmalarıdır.
Yapay çayır kurmak amacıyla tek bir tür yetiştirildiğinde yapay çayır ile yem bitkileri yetiştiriciliği birbirine karışır. Bazen tek bitki olarak yetiştirilen çok yıllık bitkilere de yapay çayır denir. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak için yapay çayır tesisinde kurak yerlerde yetişebilen bitki çeşitleri karışıma alınmaz. Çünkü çayırlar nemli toprak isterler.
Nemi topraklar üzerinde veya sulanabilen yerlerde yetiştirilen bitki çeşitleri ile çok yıllık bitkilerin karışımı kullanılıyorsa buna yapay çayır, karışımdaki bitki çeşitleri tek yıllık bitkilerden oluşuyorsa buna da yem bitkisi yetiştiriciliği denir.
Tek yıllık yem bitkileri karışım halinde kuru ot amacıyla yetiştiriliyorlarsa bunlara “Geçici Yapay Çayır”, çok yıllık yem bitkileri karışım halinde yetiştiriliyorlarsa bunlara da “Devamlı Yapay Çayır” denir.
Üzerinde evcil hayvanların otlamasına elverişli doğal veya yapay bir bitki örtüsü bulunan, kısa boylu bitkilerden oluşan yem alanlarına mera denir.
MERA VE ÇAYIRLARIN FARKI
Meralar çayırların aksine, nispeten meyilli, engebeli ve taban suyu derinlerde bulunan kıraç yerlerde oluşurlar.
• Çayırlar taban suyunun oldukça yüksek bulunduğu nemli topraklarda oluşurken, meralar taban suyunun daha çok derinlerde olduğu yerlerde bulunur.
• Çayırlarda bulunan bitkiler genellikle kök-sap ve sülük bulunmayan ve dik olarak gelişen yumaklı bitkilerdir. Mera bitkileri genellikle yumak halinde fakat kısa boylu, kök-saplı ve sülüklü bitkilerdir.
• Çayırlar genellikle biçilmek, meralar ise otlatılmak yoluyla değerlendirilen yem alanlarıdır.
• Çayırların genellikle düz, taban yerlerde oluşmalarına karşılık, meralar daha meyilli topraklarda oluşmuşlardır.
MERALARIN MEYİL DERECELERİ
• Meranın bulunduğu arazi meyili 0-5∞ arasında olanlara Düz Mera,
• Meranın bulunduğu arazi meyili 5-15∞ arasında olanlara Hafif Meyilli Mera
• Meranın bulunduğu arazi meyili 15-25∞ arasında olanlara Orta Meyilli Mera
• Meranın bulunduğu arazi meyili 25-35∞ arasında olanlara Dik Mera
• Meranın bulunduğu arazi meyili 35-45∞ arasında olanlara Çok Dik Mera
• Meranın bulunduğu arazi meyili 45∞‘nin üzerinde olanlara Sarp Mera adı verilir.
Meralar oluşumlarına göre Doğal Mera ve Yapay Mera olarak iki kısımdan meydana gelirler.
YAPAY MERA: Sulu veya kıraç koşullarda, mera veya tarla arazisinde uzun veya kısa süreler için insanlar tarafından ekilerek kurulan yüksek verimli yem alanlarıdır.
Doğal Meralar: Üzerinde evcil hayvanların otlamasına elverişli doğal bir bitki örtüsü bulunan otlatma alanlarıdır. Bu meralar genellikle üzerinde tarım yapılamayan veya eşitli nedenlerle yapılmayan alanlarda bitki örtüsünün doğal olarak gelişmesiyle meydana gelirler.
Meralar; bulundukları yerlere, bulundurdukları bitki çeşitlerine ve faydalanma şekillerine göre farklılık gösterirler.
• Taban Meralar : Toprağın oldukça düz, nemli ve besleyici olduğu taban arazilerde kendiliğinden gelişmiş olan doğal meralardır.
• Tuzlu ve Alkali Taban Meralar: Toprağının önemli miktarda tuzlu ve alkali madde içerdiği taban meralardır.
• Kıraç Meralar: Fakir ve kurak topraklarda bulunan bu meralar Türkiye’nin önemli bir kısmını kaplar.
• Orman İçi Meralar: Ormanlık bölgelerde çeşitli nedenlerden ağaçların gelişemedikleri geniş alanlarda kendiliğinden yetişen ve ormanla çevrili bir durumda olan doğal meralardır.
• Orman Altı Meraları: Ormanlık alanlarda ağaçların altında gelişen, ormanı koruyucu yöntemlerle otlatılması gereken ve otsu bir bitki örtüsü taşıyan doğal meralardır.
• Alp Meraları ve Yaylalar: Alp meraları dağlık bölgelerde, orman sınırının üstünde oluşan meralardır. Yaylalar diğer meralardaki bitkilerin tamamen kuru oldukları yaz aylarında hayvan otlatılmalarına elverişli yeşil yem üreten yüksek rakımlı doğal meralardır.
• Çalılık Meralar: Hayvanların otlayabilecekleri çeşitli çalı türlerinin çoğunlukta bulunduğu doğal meralardır.
Benzer doğal çayır ve meralarda kendiliğinden yetişen fakat kültürü yapılmayan kır kekiği (Thymus squarrosus), kır yavşanı (Artemisia fragrans) ve adi bozkırotu (Kochia prostrata) birer yem bitkisi olmayıp mera bitkisi olarak bilinirler.
Ekim Nöbeti Meraları: Tarla topraklarında, normal ekim nöbeti içerisinde çok yıllık veya kendi kendini tohumlayan tek yıllık yem bitkileri ile kurulan ve bir müddet otlatmak ve biçerek değerlendirildikten sonra, sürülüp yeniden kültür bitkileri ekimine bırakılan kültür meralarıdır.
Ekim nöbeti meraları kurulma sürelerine göre; Uzun ekim nöbeti meraları Kısa ekim nöbeti meraları olmak üzere ikiye ayrılır.
Çayır Mera Islahının Tanımı : Yem üretimi amacıyla, vejetasyonu ıslaha yönelik, otlatma, biçme, gübreleme, sulama, drenaj, tohumlama vb. kültürel işlemlerin çayır ve mera üzerinde uygulanmasına çayır ve mera ıslahı denir.
Mera ıslah yöntemlerinin seçilmesinde dikkat edilecek hususlar:
Islahı yapılacak mera üzerinde daha önce araştırma yapılmış ve ekonomik olduğu kararına varılmış olmalıdır.
Islah için gerekli araç-gereç ve finansman sağlanmış olmalıdır.
Islah süresince meranın otlatılmasını kısıtlamak veya tamamen durdurmak gerekiyorsa, yem ihtiyacını karşılayacak tedbirler alınmalıdır.
Mera ıslahı için o meradan yararlananlar arasında işbirliği sağlanmalıdır.
Yabancı ve zehirli otlarla savaşta, bunların yoğunlaşmadığı dönemlerde mücadele yapılmalıdır.
Islah için ekonomik olan yöntem seçilmeli ve yapılacak masrafa göre, en büyük verimi sağlayacak ıslah yöntemi seçilmelidir.
Meraların suni tohumlamaya ihtiyacı olup olmadığı dikkatli biçimde incelenmelidir.
Yüzlek ve fakir topraklar, dik yamaçlar ve çok kurak yerlerdeki meraların ıslahı ile verimli hale getirilmeleri çok güç olacağından pahalı ıslah yöntemleri düşünülmemelidir.
Doğal tohumlama yoluyla mera ıslahı: Bitki örtüsünde bulunan türlerin olgunlaştırdıkları tohumlarını dökerek uygun şartlarda çimlenmesi ve yeni bitki kuşağını oluşturması yöntemine doğal tohumlama denir. Bu durumun olabilmesi, yani bitkilerin tohumlarını olgunlaştırıp toprağa dökebilmeleri için bitkilerin otlatma ve biçme baskısından kurtulmaları gerekir.
Doğal tohumlamayı teşvik için mera ıslahında alınması gereken önlemler:
• Mera en az iki otlatma mevsiminde otlatmadan korunarak bitkilerin tohum tutması ve olgunlaşan tohumların toprağa dökülmesi, çıkan fidelerin de otlatmaya dayanabilmeleri sağlanmalıdır.
• İlk otlatma döneminde dinlendirilerek tohumlarını oluşturan meralar son dönemde otlatılmalıdır.
• Doğal tohumlama sonucunda tohumlardan çıkan fidelerin yerleşik bitkilerle yaşayabilmesi için bitki örtüsünün seyrek olması gerekir.
• Otlatma baskısı azaltılarak bitkilerin kendilerini tamamlamalarına fırsat vermek gerekir. Kültürel yöntemlerle mera ıslahı: gübreleme yapılarak eksik olan makro ve mikro besin maddeleri toprak analizi sonucuna göre ilave edilmelidir.
Mera ıslahında uygulanan kültürel yöntemler :
• Gübreleme,
• Yabancı ot savaşı,
• Sulama,
• Toprak ve su muhafaza yöntemleri.
Genellikle düz ve taban yerlerde bulunan çayırların yılda birkaç kez sulanmaları gerekir. Çayır ve meraların sulanmasında esas olan toprağın 30-40 cm’lik üst kısmının her zaman nemli bir durumda bulundurulmasıdır. Bu durumun sağlanması için toprakta değişik su muhafaza yöntemleri uygulanmalıdır.
Toprak ve su muhafaza yöntemleri şunlardır:
• Mera toprağının yırtılması; meralarda toprağın belli bir derinliğinde oluşan sert tabakanın 25-90 cm derinlikte aralıklı olarak yırtılmasıdır.
• Mera çiminin yırtılması; bazı meralarda bitkiler gereğinden fazla çoğalarak toprak yüzeyini tamamen kaplarlar. Böyle meralarda toprağın üst tabakasının yırtılması gerekir.
• Kırıklama; yüzey akışını engellemek ve toprak nemini korumak için toprağın 8-10 cm derinliğinde açılması işlemidir.
• Hendekleme; meyilli meralarda su erozyonunu engelleme amacıyla büyük hendeklerin açılmasıdır. • Gözleme; meralarda yağışın tutulması amacıyla çukurların açılmasıdır.
• Su yayma; sel sularının zararını önlemek amacıyla seddeler kullanarak düz alanlara suyu yaymaktır.
• Örme çit; meyilli meralarda toprak ve su kaybını önlemek için paralel sıralar halinde 20-40 cm yüksekliğinde tel kafesler çekmektir.
• Çalı seddeler; erozyonu önlemek amacıyla aralıklı olarak çakılan kazıkların arasının ağaç dallarıyla kapatılmasıdır.
• Taş kordonları; meyilli meralarda su ve toprak kaybını önlemek için 4-5 m uzunlukta ve 40-50 cm yükseklikte örülen taş duvarlardır.
Kuru eşik; erozyonu önlemek amacıyla kuru taş duvar şeklindeki seddelerdir. Orta derecede meyilli küçük veya orta büyüklükteki sel oyuntularında erozyonu önlemek amacıyla oyuntu yarığının enlemesine yapılan kuru taş duvar şeklindeki seddelerdir.
• Drenaj; topraktaki fazla suyun çeşitli yöntemlerle alan dışına çıkarılması işlemidir.
Çayır ve meralarda uygulanan normal bakım işlemleri sürgü çekme, merdane çekme, tırmıklama, gübrenin dağıtılması, temizleme biçmesi, meraların kışa hazırlanması, hendek temizliği ve çit tamiri olarak sıralanabilir.
Bir hayvancılık işletmesinde toplam girdilerin % 65-70’i yem giderleridir.
Yorumlar
Yorum Gönder