Antik FELSEFE ve BİLİM: Mistisizm, Varoluşumuzu Anlamak

Rönesans ve aydınlanma çağının önde gelen düşünce adamından sevgi, aşk, dostluk, politika, hayatın anlamı, insan olmak, ruh, tanrı, din, toplum sosyal olaylar, edebiyat, tarih, sanat, gerçek yaşam, iç dünya, filozoflar, felsefe akımları, varoluş, gizemli, aydınlatıcı, düşündüren Mistisizm, insan ilişkileri üzerine özlü güzel ders veren sözler ve yazılar.




Not: Mistisizm, insanın görünen nesnelerin ötesindeki gerçekliğe, sonsuzluğa ve birliğe ulaşma arzusuyla yaşadığı ruhsal deneyim ve bu deneyimi açıklayan öğretiler olarak tanımlanabilir (Kahveci, 2019: 162). Mistisizmin amacı, insanın hakikate ulaşmasıdır.
Albert Einstein çoğu insan tarafından dahi olarak görülür. Şu ana kadar yaşamış en etkili bilim insanı olmanın yanında teorik fizikçi, filozof ve yazardı. Bilime birçok katkı sağlamış Einstein’ın başarı sırlarını merak ediyor musunuz? 

1. Merakınızın peşinden gidin.

‘Benim özel bir yeteneğim yok. Yalnızca tutkulu bir meraklıyım.’

Sizin merakınızı çeken nedir? Neyi en çok merak ediyorsunuz? Benim merak ettiğim neden bazı insanların başarılı olup bazılarının olmadığıdır. Bu yüzden yıllarca başarı üzerine çalıştım. Merakınızın peşinden giderseniz başarıya ulaşırsınız.

2. Azim paha biçilmezdir.

‘Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçmediğimden başarıyorum.'

Belirlediğiniz yolun sonuna ulaşacak kadar sabırlı mısınız? Posta pullarının gideceği yere varasıya kadar mektuba yapışıp kalmasından ötürü çok değerli olduğu söylenir. Posta pulu gibi olun ve başladığınız işi bitirin.

3. Bugüne odaklanın.

‘Güzel bir kızı öperken düzgün araba kullanan birisi, öpücüğe hak ettiği dikkati vermiyor demektir.’

İki atı aynı anda süremezsiniz. Bir şeyler yapabilirsiniz ama her şeyi yapamazsınız. Şimdiye odaklanın ve bütün enerjinizi şu anda yaptığınız işe verin.

4. Hayal gücü güç verir.

‘Hayal gücü her şeydir. Sizi bekleyen güzelliklerin ön izlemesi gibidir. Hayal gücü bilgiden daha önemlidir.’

Hayal gücünüz geleceğinizi belirler. Einstein şöyle der: ‘Zekanın gerçek göstergesi hayal gücüdür, bilgi değil’. Bu yüzden hayal gücünüzün hantallaşmasına izin vermeyin.’

5. Hata yapın.

‘Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir.’

Hata yapmaktan korkmayın. Eğer nasıl yapacağınızı bilirseniz hatalar sizi daha iyi bir konuma getirebilir. Başarılı olmak istiyorsanız yaptığınız hataları üçe katlayın.

6. Anı yaşayın.

‘Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa gelecektir.’

Geleceği ayarlamanın tek yolu olabildiğiniz kadar şimdide olmaktır. Şu anda dünü ya da yarını değiştiremezsiniz. Önemli olan tek an şimdidir.

7. Değer yaratın.

‘Başarılı olmaya değil, değerli olmaya çalışın.’

Zamanınızı başarılı olmak için harcamayın, değerler yaratın. Eğer değerli olursanız başarı kendiliğinden gelecektir.

8. Farklı sonuçlar beklemeyin.

‘Delilik: Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek.’

Her Gün aynı rutinde yaşayarak farklı görünmeyi bekleyemezsiniz. Hayatınızın değişmesini istiyorsanız kendinizi değiştirmelisiniz.

9. Bilgi deneyimden gelir.

‘Bilgi malumat değildir. Bilmenin tek yolu deneyimlemektir.’

Bir konuyu tartışabilirsiniz ama bu size sadece felsefi bir anlayış kazandırır. Bir konuyu bilmek istiyorsanız onu deneyimlemelisiniz.

10. Kuralları öğrenin, daha iyi oynayın.

‘Oyunun kurallarını öğrenmek zorundasınız. Böylece herkesten iyi oynayabilirsiniz.’

Yapmanız gereken iki şey var. Birincisi oynadığınız oyunun kurallarını öğrenmek. İkincisi ise oyunu herkesten iyi oynamayı istemek. Bu iki şeyi yaparsanız başarı sizinle olur!

"Şefkatli insanlar yaşama sanatında dâhidirler ve insanlığın onuru, güvenliği ve neşesi için bilgiyi keşfedenlerden daha gereklidirler." - Albert Einstein

Nietzsche - Aforizmalarından Seçmeler

İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir. Hoşlanmadığımız bir düşünceyi öne sürdüğü zaman bir düşünürü daha sert eleştiririz. Oysa, bizi pohpohladığında onu daha sert eleştirmek uygun olacaktır.

Sahip olunması zorunlu tek şey var: Ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu, ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh...

Tüm idealistler, hizmet ettikleri davaların her şeyden önce dünyanın tüm öteki davalarından üstün olduğunu düşünürler. Kendi davalarının biraz olsun başarılı olması için, bu davanın tüm öteki insan girişimlerine gerekli olan aynı pis kokulu gübreye açıkça ihtiyacı olduğuna inanmak da istemezler.

Bir kez yürünmüş bir yola düşenlerin sayısı çoktur, hedefe ulaşan az ..

Küçücük bağışlarla büyük mutluluklar kazanmak büyüklüğün bir ayrıcalığıdır.

İnsan, diğer insanlardan hiçbir şey istememeye, onlara hep vermeye alıştığı zaman, elinde olmadan soylu davranır.

Acıların bölüşülmesi değil, sevinçlerin bölüşülmesidir dostluğu yaratan...

Bir şeyden hoşlanmaktan söz edilir, aslında doğrusu, bu şey aracılığıyla kendinden hoşlanmaktır.

Kendinden hiç söz etmemek çok soylu bir ikiyüzlülüktür.

Hakikatin temsilcisinin en az olduğu zaman, onu dile getirmenin tehlikeli olduğu zaman değil, can sıkıcı olduğu zamandır.

Doğa bize aldırmadığından, doğanın ortasında kendimizi öyle rahat hissederiz ki ...

Uygarlaşmış dünya ilişkilerinde herkes, hiç değilse bir konuda kendini başkalarından üstün hisseder. Genel iyi yüreklilik buna dayanır. Çünkü, durum elverirse herkes yardım edebilir, o halde bir utanç duymaksızın bir yardımı da kabul edebilir.

Yapacak çok şeyi olan insan inançlarını ve genel düşüncelerini hemen hemen hiç değiştirmeksizin korur. Aynı şekilde, bir ülkünün hizmetinde olan her insan ülkünün kendisine artık hiç kulak asmaz; onun buna zamanı yoktur. Demem şu ki, ülküsünün hala tartışılabilir olmasından yana olmak çıkarına aykırıdır.

İnsan dilediği kadar bilgisiyle şişinip dursun, dilediği kadar nesnel görünsün, boşuna ! Sonunda her zaman ancak kendi yaşam öyküsünü elde edecektir.

İnsanların tarih boyunca farkına vardıkları aşılmaz zorunluluk, bu zorunluluğun ne aşılmaz ne de zorunlu olduğudur.

Bugün artık kimse ölümcül hakikatlerden ölmüyor; çok fazla panzehir var.

Uygarlık tarafından yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık çağını yaşıyoruz.

Sevilmiş olma isteği kendini beğenmişliklerin en büyüğüdür.

İnsanları şiddetle kendi üzerine çeken, bir oyunu her zaman kendi lehine çevirmiştir.

Çok düşünen ve uygulamalı düşünen, kendi maceralarını kolayca unutur, ama başından geçenlerin çağrıştırdığı düşünceleri hiç unutmaz.

Biri kendi düşüncesine bağlı kalır; çünkü ona kendi kendine ulaşmış olduğunu sanır. Öteki ise, onu zahmetle öğrendiği ve onu anlamış olmakla övündüğü için bağlıdır düşüncesine. Sonuç olarak, her ikisi de kendini beğenmişlik ...

İçine doldurulacak çok şey olduğu zaman, günün yüzlerce cebi vardır.

Bir düşmanla savaşarak yaşayan kişinin, düşmanını hayatta bırakmakta yararı vardır.

Açıklanmamış karanlık bir konu apaçık bir konudan daha önemli sanılır.

Sadece karşıtları can sıkıcı olmayı sürdürdükleri için, arada bir, bir davaya bağlı kalırız.

Bir insan kendini hep çok büyük işlere adadığında, onun başka bir yeteneğinin olmadığı pek görülmez.

Açıkça büyük amaçlar tasarlayan ve daha sonra bu amaçlar için oldukça yetersiz olduğunu gizlice kavramı veren kimse, çoğu zaman bu amaçlardan vazgeçecek kadar da güçlü de değildir. İşte o zaman ikiyüzlülük kaçınılmazdır.

Gür ırmaklar kendileriyle birlikte bir çok çakıl ve çalı çırpıyı da sürükler; güçlü ruhlar da bir çok aptal ve mankafayı.

Bir insanın gerçekten ele almış olduğu düşünce özgürlüğü ile, onun tutkuları ve hatta arzuları da gizli gizli kendi üstünlüklerini göstereceklerini sanırlar.

Bir insan yoğun ve kılı kırk yararak düşündüğü zaman, sadece yüzü değil gövdesi de çekinceli bir havaya bürünür.

Ruh arayanda, hiç ruh yoktur.

İnsan yığınlarının davranış biçimlerini önceden kestirmek için, onların güç bir durumdan kendilerini kurtarmak için hiçbir zaman çok önemli bir çaba göstermediklerini kabul etmek gerekir.

İnsan kahkahalarla güldüğü zaman, kabalığı ile tüm hayvanları geride bırakır.

Eylem ve vicdan genellikle uyuşmazlar. Eylem, ağaçtan ham meyveleri toplamak isterken, vicdan onları gereğinden çok olgunlaşmaya bırakır, ta ki yere dökülüp ezilinceye kadar.

Aşk ve nefret kör değillerdir; ama kendileriyle birlikte taşıdıkları ateş yüzünden kör olmuşlardır.

İnsan hatasını bir başkasına itiraf ettiğinde unutur onu; ama çoğu kez öteki kişi bunu unutmaz.

Alev, başka şeyleri aydınlattığı kadar aydınlatmaz kendini. Bilge de böyledir.

Bir konu hakkında hazırlıksız sorguya çekildiğimizde, aklımıza gelen ilk düşünce çoğu zaman bizim kendi düşüncemiz değildir; ama bizim sınıfımıza, konumumuza ve soyumuza ait olan sıradan bir düşüncedir sadece. Öz düşünceler pek ender olarak su yüzüne çıkarlar.

Bizzat kendimizde olan bir değeri övdüğü, okşadığı zaman mucizeyi de, usdışını da kabul ederiz.

Yarı-bilim tam bilimden daha üstündür. O, sorunları olduklarından daha kolay görür ve bununla görüşünü daha anlaşılır, daha inandırıcı kılar.

Çok düşünen partici olmaya uygun değildir; o, parti arasında düşüncesini çok çabuk sızdırır.

Kötü belleğin iyi tarafı, aynı şeylerden bir çok kez, ilk kez gibi yararlanmaktır.

Bir kurbanın yoldaşı o kurbandan daha çok acı çeker.

ARİSTOTALES'E AİT ÖZLÜ SÖZLER

Akıllı insan düşündüğü her şeyi söylemez, fakat söylediği her şeyi düşünür.

Arzu öyle bir şeydir ki, hiç doymak bilmez; bir çok insanların hayatı, arzuları doyurma yollarını aramakla geçer.

Adalet ilkin devletten gelmelidir. Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir.

Alçak olan kimse düşmekten korkmaz.

Kimi ister kimi verir doğa ile insan bir bütündür.

Arzu bir şeyi istemek veya söylemektir.

Bilim, iyi zamanlarda servet, kötü zamanlarda bir sığınak ve iyi bir yol göstericidir.

Bütün; başı, ortası ve bir sonu olandır.

*Bir 'dost' kimdir? İki vücutta bulunan tek bir ruhtur.

Bir çok kişinin yaşamı, isteklerini doyurma yollarını aramakla geçer.

Bilge kişi zevk aramaz, kaygı ve acılardan uzak durur.

Bilgi doğuştan akılda yoktur, ama akıl bilgiyi üretecek kapasitededir.

Bütün insanlar doğaları gereği bilmek isterler.

Cesaret kuvvetle birleşince birazcık artar.

Çünkü doğaya güvenilir, paraya değil.

Dünya bir hücredir yalnızlığa seni iten fakat seni düşündürüp olgunlaştıran ortamda olabilir.

Demokrasi despotizmin en ileri şeklidir.

Dost kişinin ikinci benliğidir.

Erdem ve kabiliyet yönünden üstün olan kimselerin arkasından gitmek ve onlara uymak doğrudur.

Erdem bilincine sahip olmak yeterli değildir. Erdeme erişmek için ya da iyi insan olmak için çaba göstermeliyiz.

En büyük suçlar, gerekli olanı değil de, fazla olanı elde etmek için işlenir.

Eğitimin kökleri acı, meyveleri tatlıdır.

Fazileti olmayan insan, hayvanların en kirlisi, en vahşisi, en muhteris ve en doymak bilmez olanıdır.

Felsefe kişilerin yaşamı merak etmesinden doğar. Yaşamı en çok merak eden çocuklardır.

Gerçek mutluluk mal ve mülke sahip olmak ile değil, akıl ve erdeme sahip olmak ile mümkündür.

Gerçek bir arkadaş, iki gövdede yaşayan bir ruhtur. Herkes en fazla kendi çıkarını, en az başkalarının çıkarını düşünür.

Hukuk her şeyin üzerinde olmalıdır.

Her devinim, ne denli hızlıysa o denli devinimdir.

Hiç kimse rastlantıyla ya da onun aracılığıyla doğru ve akıllı olmaz.

Hiçbir dahi, biraz çılgınlık karışımından yoksun olamaz.

Hayatı bir şölen sofrası gibi bırakmalı, ne susuz ne de sarhoş olarak.

Her kişi öfkelenir, bu çok kolaydır; ancak tam istenilen kişiye, tam ölçüsünde, tam zamanında, tam yerinde, tam yöntemince öfkelenmek, ne herkesin yetkinliğindedir, ne de kolaydır.

Hükümetlerin alınyazılarını belirleyenler, her zaman silah taşıyanlardır.

İnsanlar arzularına son olmadığı için, bu arzuları tatmin edecek vasıtalara da son olmamasını isterler.

*İyi, basit; kötü ise çok yönlüdür.

İnsanları iyi yapan yasalardır.

İyi iki anlama gelir: Birisi mutlak iyidir. Diğeri ise birisi için iyi olandır.

İnsanoğullarının yönetimi sanatı üzerinde düşünen herkes, devletlerin geleceğinin gençlerinin eğitimine bağlı olduğu konusunda ikna olmuşlardır.

İlkeler ya da ilk nedenler bilimidir felsefe.

İyiliğe gücün yetmezse, kötülük etme.

İnsan düşünen bir hayvandır, insanları tanıdıkça hayvanlara saygı duyuyorum.

İradene hakim fakat vicdanına esir ol

İşler, iş olarak şerefli veya şerefsiz diye ayrılmazlar. Yapılışlarındaki maksada göre şerefli veya şerefsiz olurlar.

İyi rejimler arasında demokrasi en kötüsüdür, ancak kötülerin en iyisidir.

İnsan politik bir hayvandır.

İsteklerini tutsak al, vicdanına tutsak ol.

İnsan, doğası gereği siyasi hayvandır.

İnsanlar bir açıdan iyi pek çok açıdan kötüdür.

Kanun düzendir, iyi kanun iyi düzendir

Kimilerinin gerçekten özgür olabilmesi için ötekilerin köle olması gerekir.

Kimse tesadüfle veya onun vasıtasıyla doğru ve akıllı olmaz.

Kişiler başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.

Mevkilerini para ile satan kimseler, masraflarını geri almak yoluna düşerler.

Mutluluğun özü, bizdeki tam bilgi ve ruh doğruluğudur.

Okuyup yazanla okumayıp yazmayan arasındaki ayrılık, ölülerle diriler arasındaki ayrılık kadardır.

Ortak tehlikeler, birbirlerinin can düşmanı olanları bile birleştirir.

Eflatun'u severim ama gerçeği daha çok severim.

Ruhun güzelliği bedenin güzelliği kadar çabuk görünmez.

Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür.

Zayıf, daima adalet ve eşitlik ister, halbuki bunlar kuvvetlinin umurunda bile değildir.

Sabır acıdır, fakat meyvesi tatlıdır.

Sevmek acı çekmektir, sevmemek ölmek

Sözün en güzeli söyleyenin doğru olarak söylediği, işitenin yararlandığı sözdür.

Sıradan insanlar gibi konuş, bilge adamlar gibi düşün; böylelikle herkes seni anlasın.

*Şiir, daha felsefidir ve ciddiye alınmayı tarihten daha çok hak eder.

Tek istikrarlı devlet, tüm insanların yasa önünde eşit olduğu devlettir.

Umut, uyanık adamın rüyasıdır.

Umut insanı uyandıran bir rüyadır.

Utanç gençlerin süsü, yaşlıların yüz karasıdır.

Yalnız erdemi bilmek yetmez, ona sahip olmak, onu yapmak da gerekir.

Yaratılış bakımından bütün kişiler öğrenmek isteği içindedirler.

Yetinmesini bilenler mutludur.

Yüreklilik güçle birleşince büsbütün artar.

Zayıflar her zaman adalet ve eşitlik isterler. Güçlülerse bunların hiçbirini takmaz.

Aristoteles: 

Bilmelisin ki, güzel bir anı bırakmanın ve Yüce Yaratıcının hoşnutluğuna ermenin dışında, senin için başka bir değer yoktur. O’na tutunacak olursa, seni herkesin şerrinden korur.
Bilmelisin ki, sen kötü oldukça halkını düzeltemezsin. Sen azgın ve sapık oldukça onlara doğru yolu gösteremezsin. Kör olan nasıl yol gösterebilir! Fakir olan nasıl zengin edebilir! Aşağılık biri nasıl yüceltebilir! Zayıf olan nasıl güçlü kılar!
Sorumluluğunu üzerine aldığın kimseleri düzeltmek istiyorsan, önce kendinden başla. Başkalarının ayıbını gidermek istiyorsan, önce kendi kalbini o şeyden temizle. Kendin kirli iken başkasını temizleyemezsin. Bu doktorluk iddiasında bulunan birinin aynı hastalık kendisinde bulunduğu halde başkasını tedavi etmeye kalkışması gibi olmayacak bir şeydir. Sözünle davranışın, içinle dışın birbirine uymadıkça güzel sözlerle dinleyicilere bir şey verdiğini sanmayasın ha!
Bilmelisin ki, insanları ıslah etmek için dürüst idarecilerden daha iyisi, kendilerini ve başkalarını bozmak için yine idarecilerden daha kötüsü olamaz. İdarecinin halkla olan ilişkisi ruhla ceset arasındaki ilişki gibidir, ruhsuz cesette hayat yoktur.
Kanunları uygulamaya çalış, çünkü sürekli huzur bununla sağlanır. Azgınlıktan sakın, çünkü gücünü tüketip bitirir. Kendini beğenmişlikten sakın. Zira bu durum erdemle bağdaşmaz.
Bilmelisin ki, bozguna uğramanın başlıca sebebi kibirlenmektir. Doğruluk yaratıkların yaşama güvencesidir. Yalan bir hastalıktır, yakalanan bir daha kurtulamaz. Ölümü gözü önünde bulunduran kendini ıslah eder. İnsanlara yüzsuyu dökmek yok mu, işte küçük ölüm odur.
İskender'e şöyle yazmıştı: "Halka iyi davran ki sevgisini kazanasın. İyilik ve sevgiye dayanan yönetim, baskı ve zulme dayanandan daha devamlıdır. Bilmelisin ki, sen sadece bedenlere hükmedebilirsin, ama iyilik yaparak gönüllere hükmetmeye bak." Yiyip içtikleri şeylerle övünen bir topluluk görmüş, "Bırakın böyle şeyleri, bunlar bayağılıktır, edebinizle övünün, edep şereftir" demiştir.
İlimden başka her şeyin azı çoğundan daha hafiftir, oysa ilim arttıkça taşıması kolaylaşır. İlim aklın kılavuzu, akıl ise iyiliğin komutanıdır. Kişinin dili aklının kâtibidir, akıl neyi yazdırırsa dil onu söyler. Altın ateşte eritilerek saflaştırıldığı gibi, kişi de mesleğinde pişerek olgunlaşır.
Her şeyin yenisi iyidir, ama sevginin eskisi daha iyidir. Kişinin bilmediğini öğrenmesine engel olan şey, bildiğinden az yararlanmış olmasıdır. Yaptığı işten zevk alan yani severek yapan adam, bu konuda önüne çıkan engellere de katlanmasını bilir. İlmin yararını gören adam, daha çok öğrenmek için güçlüklere göğüs gerer.
Resim: Rob Shouten
“İnsanların dünyasının değersizleşmesi, nesnelerin dünyasının değer kazanması ile orantılı olarak artar.” “Bu açgözlülük ve para hırsı ortamında, bir tek insanca duygu ya da görüşün lekelenmeden kalması olanaksızdır.” 
Karl Marks
"Kapital iktidarda kaldıkça, değil yalnız toprak, değil yalnız insan emeği, değil yalnız insan kişiliği, değil yalnız vicdan, değil yalnız aşk, değil yalnız bilim, her şey, her şey kaçınılmaz olarak alınıp satılacaktır."
V. İ. Lenin
“Makul kişiler kendilerini dünyaya uyarlarlar; makul olmayanlar ise dünyayı kendilerine uyarlamakta ısrar ederler. Bu nedenle tüm ilerlemeler, makul olmayanlar sayesinde gerçekleşir.”
G. Bernard Shaw
“Dünyanın en yoksul insanı, paradan başka hiçbir şeyi olmayandır.”
Schopenhauer
“Derinlemesine hasta bir topluma uyum sağlamak bir sağlık ölçütü değildir.”
Krishnamurti
“Hiçbir şey yozlaşan insandan daha çirkin değildir.”
F. Nietzsche
“Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur.”
Dostoyevski
"Zekanın sınırı vardır, aptallığın sınırı yoktur."
Albert Einstein
"Akıl yeryüzünden kalksa bile, hiç kimse akılsız olduğuna inanmaz."
Sadi
“İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.”
Montaigne
“Sadelik, iyilik ve doğruluk olmayan yerde büyüklük yoktur.”
Tolstoy
"Olgun bir adamı dost edinmek isterseniz eleştirin, basit bir adamı dost edinmek isterseniz methedin."
T. Nelson
“Güçsüzle güçlü arasındaki çelişkiye kayıtsız kalmak tarafsızlık değil, güçlünün yanında olmaktır.”
Paulo Freiere
“Köpeğe atılan bir kemik yardımseverlik değildir. Yardımseverlik, en az köpek kadar aç olduğunda etini onunla paylaşmaktır.”
Jack London
“Dünya kötülük yapanlar nedeniyle değil, seyredip de hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yer.”
Albert EİNSTEİN
“Ezenlerin elindeki en güçlü silah, ezilenlerin aklıdır.”
Steven BIKO
Carl Gustav Jung: Schopenhauer Tedavisi
Bir düşmanının bilmemesi gerekeni dostuna söyleme.
Bütün kişisel ilişkileri sır gibi bak ve yakın arkadaşlarınla bile tam bir yabancı bir gibi kal. Koşullar değişince bizim hakkımızda bildiği en zararsız şeyler bile bizim zararımıza olabilir.
Ne sevgiye ne de nefrete yol açmamak dünya bilgeliğinin yarısıdır hiçbir şey söylememek ve hiçbir şeye inanmamakta öteki yarısı.
Güvensizlik Güven içinde olmanın anasıdır.
Bir insanın karakterinin kötü yanlarını unutmak zor kazanılmış bir parayı sokağa atmak gibidir. Kendimizi aptalca tanıdıklardan ve aptalca arkadaşlıklardan korumalıyız.
İnsanlarla uğraşmada üstüne ulaşmanın tek yolu onlardan bağımsız olduğumuzu göstermenizdir.
Bir insan hakkında gerçekten iyi şeyler düşünüyorsak bunu ondan bir suç gibi gizlemeliyiz.
Önemsememek önemsenmeyi getirir.
İnsanların oldukları gibi olmalarına izin vermek olmadıkları şeyi kabul etmekten iyidir.
Hareketlerimiz dışında asla öfke ve nefret gösterememeliyiz yalnızca soğukkanlı hayvanlar zehirlidir.
Kibar ve dostça davranarak insanları esnek ve itaatkar yapabilirsiniz bu yüzden sıcaklık balmumu için neyse kibarlık da insan doğası için odur.
"Elinde mitolojinin anahtarı var. Ruhun tüm kapılarını açmakta özgürsün. "
Carl Gustav Jung
Yaşlı bir simyacı, öğrencilerinden birine şu teselliyi vermiştir: ''Ne kadar yalnız ve izole olursanız olun, işinizi içtenlikle ve vicdanla yaparsanız, henüz tanımadığınız dostlar bir gün gelip sizi bulacaktır.
Dışarı bakanlar düş kurar, içe bakanlar uyanış yapar.  
Yaşamın bütününü anlamanız gerek, sadece küçük bir parçasını değil. İşte bu yüzden okumak zorundasınız, işte bu yüzden gökyüzüne bakmak zorundasınız, bu yüzden şarkı söylemek, dans etmek, şiirler yazmak, acı çekmek ve anlamak zorundasınız; çünkü tüm bunlar hayattır. Jiddu Krishnamurti 🦋
Sen dünyasın, sen değişirsen dünya değişir. Oslo
Cesaret korkusuz olmak demek değil, korkuya direnmek ona Üstün gelmektir. Mark Twain 
Şükretmek sadece en büyük erdemlerden biri değil, diğer bütün erdemlerin de anasıdır. Cicero
Deri ve kemik paketimiz çok inandırıcı görünse de, bir maske, sınırı olmayan kendimizi gizleyen bir yanılsama. Deepak Chopra

"Hayal edebildiğin her şey  gerçektir." Pablo Picasso

"İçine dön ve iç sesini dinle. Her sorunun bir cevabı vardır. Ruhun bilgelikle doludur ve ne yapacağını bilir." Yogi Bhajan

"Yaşanacak daha pek çok şimdi olduğunu biliyorum. Özgür olabileceğimi anlıyorum. Zamanı durdurmanın onun tarafından yönetilmemekten geçtiğini anlıyorum." Matt HAİG
"En büyük hazine sağlık" anonim. 
"Kontrol edemeyeceğin şeyler için endişelenmek yerine enerjini yaratabileceğin şeylere dönüştür. " Roy Bennet
🌍🌀🔥💧🌝🌞Hayat nedir? ☕  
**Dostoyevski:** Cehennemdir.  
Ona göre hayat, insan ruhunun en karanlık köşeleriyle verilen bir savaştır—acılarla yoğrulmuş bir sınav, korkularımız ve arzularımızla yüzleştiğimiz bir ateş çemberi.  
**Sokrates:** Bir sınavdır.  
Hayat, erdemin, bilginin ve hakikatin en büyük sınavıdır. Sokrates için sorgulanmamış bir hayat, yaşamaya değmez.  
**Aristoteles:** Aklın ta kendisidir.  
Hayat, bilgeliğin ve mantığın izinde bir yolculuktur. Evreni etik, metafizik ve akıl yoluyla anlama çabasıdır.  
**Nietzsche:** Kudrettir.  
Hayat, güç istencidir. İçindeki sınırları aşma, durgunluğu reddetme ve gelişimi kucaklama cesaretidir.  
**Freud:** Ölüm dürtüsüdür.  
Ona göre hayat, Eros (yaşam içgüdüsü) ile Thanatos (ölüm içgüdüsü) arasındaki gerilimdir. Yaratılış ve yıkım arasında gidip gelen bir denge oyunudur.  
**Marx:** Bir fikirdir.  
Hayat, maddi koşulların ve onlardan doğan ideolojilerin şekillendirdiği bir mücadeledir. Eşitlik ve adaletle örülmesi gereken bir dünya tasarısıdır.  
**Picasso:** Sanattır.  
Hayat, tutkularımızın, duygularımızın ve düşlerimizin resmedildiği bir tuvaldir. Hayal gücüyle şekillenen bir yaratım sürecidir.  
**Gandhi:** Sevgidir.  
Hayat, şiddetsizlik, merhamet ve evrensel sevgi üzerine kurulu bir yolculuktur. Barışa ve özverili hizmete doğru bir yürüyüştür.  
**Schopenhauer:** Acıdır.  
Hayat, durmaksızın süren bir çabadır ve bu çaba, kaçınılmaz olarak ıstıraba ve tatminsizliğe yol açar ancak sanat ve güzellik anlarında bir nebze olsun hafifleyebilir.  
**Bertrand Russell:** Rekabettir.  
Hayat, insan arzuları ve hırsları tarafından biçimlendirilen bireysel çıkar ile toplumsal ilerleme arasında hassas bir dengedir.  
**Einstein:** Bilgidir.  
Hayat, evrenin gizemlerini keşfetme yolculuğudur—merak ve hayranlıkla beslenen bir keşif sürecidir.  
**Stephen Hawking:** Umuttur.  
Hayat, zorluklara rağmen devam edebilme gücüdür—geleceğe ve insan zekâsının sınırları aşma potansiyeline duyulan inançtır.  
**Kafka:** Daha yeni başlıyor.  
Hayat, sürreal ve anlaşılmazdır—çoğu zaman absürt görünse de, daima dönüşüm ve keşif kapıları açar.  
**Camus:** Başkaldırıdır.  
Hayat, anlamsız bir evrende anlam bulma çabasıdır—saçmalığa rağmen tutkuyla ve cesaretle yaşamaktır.  
**Thoreau:** Sadeliktir.  
Hayat, gereksiz yüklerden arınmak, doğaya dönmek ve bilinçli bir şekilde yaşamaktır.  
**Mevlânâ:** Bir danstır.  
Hayat, ilahi aşkla dokunan ruhani bir yolculuktur—her ânı kutsal bir ritme dönüşen bir uyumdur.  
**Kierkegaard:** İnanç sıçrayışıdır.  
Hayat, belirsizlik içinde cesur adımlar atmaktır—özümüzü bulmak için bilinmeze güvenmektir.  
**Epikuros:** Hazdır.  
Hayat, gereksiz acılardan kaçınıp, kalıcı ve sade zevkleri artırma sanatıdır.  
**Laozi:** Uyuma teslimiyettir.  
Hayat, su gibi akışkandır—doğanın ritmiyle uyum içinde, çabasızca akmaktır.  
**Konfüçyüs:** Erdemdir.  
Hayat, topluma ve aileye karşı sorumluluklarını bilerek, dürüstlük ve saygıyla yaşamaktır.  
**Carl Jung:** Bütünleşmedir.  
Hayat, bilinçli ve bilinçdışı benlikleri birleştirme sürecidir—gerçek ve özgün olmaktır.  
**Alan Watts:** Bir oyundur.  
Hayat, ciddiye almaktan çok, hayranlıkla ve merakla keşfedilmesi gereken bir deneyimdir.  
**Viktor Frankl:** Anlamdır.  
Hayat, en zor koşullarda bile bir amaç bulabilme gücüdür—sevgi ve hizmetle anlam kazanan bir yolculuktur.  
**Simone de Beauvoir:** Özgürlüktür.  
Hayat, toplumsal rollerin dayatmalarına karşı kendi kimliğini tanımlama gücüdür.  
**Herakleitos:** Değişimdir.  
Hayat, sürekli akan bir nehirdir—aynı suya iki kez basamayacağımız sonsuz bir dönüşümdür.  
**Hegel:** İlerleyiştir.  
Hayat, çelişkiler ve çözümler arasında giderek daha büyük bir anlayışa ulaşan diyalektik bir süreçtir.  
**Hobbes:** Hayatta kalma mücadelesidir.  
Doğal hâlinde hayat, "acımasız, vahşi ve kısa"dır—düzeni sağlamak için kurallar gereklidir.  
**Rousseau:** Doğada özgürlüktür.  
Hayat, toplumsal yozlaşmadan uzak, doğayla iç içe yaşandığında en gerçek hâline ulaşır.  
**Marcus Aurelius:** Kabulleniştir.  
Hayat, stoacı bir metanetle anı karşılamak, akıl ve erdemle hareket etmektir.  
**Seneca:** Ölüme hazırlıktır.  
Hayat, sürenin değil, kalitenin önemli olduğu bir okuldur—iyi yaşamayı ve zamanı geldiğinde huzurla vedalaşmayı öğretir. 
İnsanın Arayışları
GİRİŞ
Tarihte her dönemde var olmuş Klasik Tarz Felsefe Okulları, içinde bulunulan dönemin yaşam koşullarındaki, insani arayışlarındaki benzerlikler sayesinde asırlar sonrasındaki bir döneme de köprü olabilmişlerdir. Örneğin, günümüzde en çok aranan “mutluluk” kavramını ele alırsak; filmlere, şarkılara, televizyon programlarına, kitaplara konu olan bu kavram, neden çok sık karşımıza çıkmaktadır? Eksik nerededir? 
Günümüzdeki insanın dış arayışlarının, iç arayışlarını gölgelemesi, insanın iç arayışlarını unutmaya yüz tutması ve ancak zorlandığında hatırlıyor olması, asırlar önce yaşanmış olan bir dönem olan, felsefenin Helenistik Dönemine ve Stoacılara bizi bu nedenlerle kolayca bağlamaktadır.
Stoacılar, yaklaşık İ.Ö 300 – İ.S 200 tarihleri arasındaki dönemde, sistemli felsefi düşüncelerini, çalışmalarını Stoa okulunda yaşamışlar ve günümüze aktarmışlardır.
Stoacı okulun kurucusu olan Zenon gibi, Cleanthes, Chrysippus isimleri tarihe eserleri ile kalamamış olsalar da, Stoa felsefesi ile ilgili bilinenleri; Epiktetos, Marcus Aurelius, Cicero ve Seneca ile öğrenmekteyiz.
Stoacılardan önce ise, Aristotales’in Klasik Tarz Felsefe Okulu var olmuştur ve Aristo da eserleri ile günümüze kadar gelmiş olan filozoflardandır. Pek çok egzoterik ve ezoterik eser yazmış ve birçoğu günümüze kadar ulaşmıştır. Eserlerinin bir kısmını mutluluk konusuna ayırmıştır.

Aristo’nun, oğlu Nikhomakos’a yazmış olduğu “Nikhomakos’a Etik”, insanın iç yapılanmasını sağlayan temel kavramlarla ilişkili bir kitaptır ve bu yönüyle Stoa felsefesiyle paralellikler taşır.
Aristo, Mutluluk kavramı ve erdemlerden yola çıkarak; cömertlik, yüce gönüllülük, ölçülülük, adalet gibi kavramları incelemekte; her zaman için geçerli ve kalıcı olan bu değerleri asırlar öncesinden günümüze aktarmaktadır.
Nikhomakos’a Etik, toplamda on bölümden (kitaptan) oluşmaktadır. Günlük hayattaki mutluluk nedenlerimizi yanlış yerde aramaya olan eğilimlerimiz için, kendimize dönük iç çalışmayı yapmamıza destek kaynaklardan birisidir.
BÖLÜM 1: MUTLULUK VE ERDEM
Çağlar boyu filozoflar mutluluğu tanımlamışlardır.
“Kendi içine çekildiğin zaman bundan aklının mutluluk duyacağını, akla uygun olmayan bir şey yapmadığın zaman yenilmez olacağını aklından çıkartma. Dikkatlice düşünürsen, daha da yenilmez olursun. Tutkularından sıyrılmış bir insan, güçü bir kalede gibidir. Saldırıya uğramayacağın ve sığınabileceğin daha güçlü bir kale yoktur. Bunu anlamayanlar cahil, anlayıp da yapmayanlar ise mutsuzdur.” 
“Asıl mutluluk, her zaman dışsal koşullardan bağımsızdır. Uyanık bir bilinçle, dışsal koşullara kayıtsız, ilgisiz kalın. Sizin mutluluğunuz, yalnızca içinizde bulunabilir."
“Bir insanın kutluluğu, dıştan gelen kutluluklara bağlıdır diye düşünme sakın ! Dıştan gelenden memnun olan insan, dayanıksız nedenlere sığınıyor demektir. İnsanın içine dışardan giren her sevinç, çıkar gider de. Ama kendi içinden doğup gelen sevinç, güvenli, kesin ve sağlamdır, gelişir, sürer gider...” 
“Mutluluğun ne olduğu tartışma konusudur, çoğunluğun ondan anladığı da bilge kişilerinkiyle aynı değil.”
Mutluluk arayışıyla gündelik hayatlarında zenginlik ve haz peşinden gidenlerin yaşadığı karmaşaya değinen Aristo, eksikliğin karakterce toy olmakla ilişkili olduğundan bahseder. Örneğin, hasta olunca sağlığı istemek, yoksul düşünce zengin olmayı istemek, tutkuya göre yaşamak...kişiler yaşça ileri de olsa, karakterce toy olmanın verdiği bir boşlukla hareket etmektedirler. Mutluluk ise iyi yaşamak ve iyi durumda olmaktan ötededir.
İnsansal erdem, bedenin değil, ruhun erdemidir. Mutluluk da ruhun bir etkinliğidir. Etkinlik halinde olan yaşamdan, yani eylem yaşamından Aristo’ya göre, her şey kendine özgü erdeme göre “iyi” yapılırsa, bu tutum erdemli insana yakışandır. Örneğin, gitarcının işi gitar çalmak, ama erdemli gitarcının işi, iyi gitar çalmaktır.
“Erdemi sevenlerin yaşamı, bir takı gibi, hazza ayrıca gereksinim duymaz, hazzı kendi içinde taşır”
İnsan, erdemleri mutlu olabilmek için istemektedir. Oysa ki mutluluk, erdem sahibi olmak için istenmez. Bu durumda mutluluk, kendine yeterli gözükmektedir ve kendisi başlı başına bir amaçtır. Erdeme uygun eylemler iyi ve güzeldir. Mutluluk da en iyi, en güzel şeydir.
Mutluluk öğrenilebilir midir? alışılabilir midir? Tanrı vergisi olarak mı gelir? Rastlantı sonucu mu gelir? her insan en iyi durumdayken bile bir mutsuzluk veya felaket yaşayabilir. Önemli olan, mutlu kişinin kolay değişen, kılıktan kılığa giren birisi olmamasıdır. Gelişigüzel bir süre için değil, yaşam boyu erdeme uygun eylemde bulunmasıdır.
Erdemleri, “düşünce erdemleri” ve “karakter erdemleri” olarak ikiye ayıran Aristo; Bilgelik, doğru yargılama, aklı başındalık gibi erdemleri, düşünce erdemleri; cömertlik, ölçülülük gibi erdemleri de karakter erdemleri olarak açıklamıştır.
Düşünce erdemleri, daha çok eğitimle oluşur, karakter erdemi ise alışkanlık ile edinilir.
Bu nedenle “etik” kelimesi, yunanca “ethos”tan; adet, alışkanlık anlamlarından gelmektedir.
Tekrar edildikçe insanın iyi huyu, karakteri haline gelir. İnsan, çizim yapa yapa ressam olduğu gibi, ancak adil işler yapa yapa da adil olabilir. Yoksa, karakter erdemlerinden hiçbiri bizde doğa vergisi olarak bulunmamaktadır.
“...Kişisel erdeminizi yaratmak için kendi emeğinizi harcamalısınız. Bunu şimdi yapın, elinizden gelenin en iyisini yapın ve kimin sizi gözlediğiyle ilgilenmeyin.”
Alışkanlıklar, pratik edilerek öğrenilebilir. İyi veya kötü pratikler ile iyi veya kötü gelişim olması doğaldır. Bazı insanlar iyi huylu, bazı insanlar ise kötü huylu olabilir. Zaman içerisinde hangisinin aktif edildiği ile ilişkilidir. Erdem de, Aristo’nun benzetmesi ile, tıpkı sanat dallarında olduğu gibi, pratik edilerek öğrenilir.
“Erdem, sahip olduğumuz, bizim olan bir şeydir, bir zenginliktir çünkü sürekli bizimdir ve bu zenginliğin sürekli olması, bizim geleneklerimiz içinde yer almasını ve alışkanlık haline gelmiş olmasını gerektirir. Kullanılmadığı zaman bile sürekli bir güçtür. Kimsenin bizden alıp götüremeyeceği bir zenginliktir.” “...Erdeme, erdem vasıtasıyla gidilir, felsefeyle erdem iç içe geçmiştir, bağlıdır birbirine.”
Çocukluk, gençlik yıllarından itibaren alışılmış olan huylar, zaman içerisinde insani gelişimde iyi veya kötü olarak çok derin farklar oluşturmaktadır. “...benzer etkinliklerden, huylar oluşur.”
Örneğin el yıkama alışkanlığında olduğu gibi, mekanik, bilinçsiz tekrarlamalardan kaynaklanan alışkanlıklar da vardır. Bir zaman sonra farkında olmadan otomatikleşen alışkanlıklardır.
Erdem, mekanikleşmiş alışkanlıklar ile gelişemez. Aristo’nun erdemlere sahip olan insan tanımı, hareketlerinin farkında olan kişidir. Hareketlerini gözlemlemeyen kişi, aşırı ve eksik eylemler yapacak ve böylece dengesizlikler meydana çıkacaktır.
Çok yemek, çok içki içmek nasıl sağlığı bozarsa, dengeli olduğunda sağlığı meydana getirir, korur. “Ölçülülük de yiğitlik de aşırılık, ya da eksiklik yüzünden bozulur, orta olma ile korunur.”
Güzel, haz veren veya çirkin ve acı veren şeyler hayat içerisinde çoktur ve bütün bunlarda iyi insan başarılı, kötü insan başarısız olur. Eylemlerimizi eğitim sayesinde, kimimiz daha çok, kimimiz daha az şekilde hazza ve acıya göre ayarlamaktayız.
Önce bilerek, sonra tercih ederek ve sonra da emin ve sarsılmaz şekilde eylemde bulunma ile erdemler yer edebilir, sağlamlaşabilir.
“Eğer sakin bir şekilde düşünürseniz, hazza daldığınızda, sonradan yanlış bir şey yaptığınızı düşünerek üzüntü, mutsuzluk, pişmanlık duyacağınızı anlarsınız. Öyleyse, hazza kapılmaktan kaçının... Bu, sizin karakterinizi güçlendirecek ve size zafer duygusu yaşatacaktır.” 
Erdemli olmak, irade gerektirdiğinden, güçtür. “İrade, bir eylemi gerçekleştirmeyi amaçlayan bir tür iç arzudur.”

İsteyerek eylemde bulunma, çocuklar ve hayvanlarda görülür ama tercih etme görülmez. Ve kendine egemen olan kişi tercihleri ile davranır. Değişim de tercihlerle birlikte geleceğinden, kişi, ancak bilinçli ve doğru eylemleri ile kendini inşa edebilecek olan iradeyi gösterecek ve erdemlerini geliştirebilecektir.

BÖLÜM 2: ÇOK BİLİNMEYEN KARAKTER ERDEMLERİ

Cömertlik, mal konusunda erdeme sahip olmaktır. Savurganlık veya cimrilik ile mal konusunda aşırılık ve eksikliğe giden kişiler bu konuda erdeme sahip değillerdir. Cömert kişinin özelliği gereken yere vermektir. Cömert kişi, gereken kişiye, gerektiği kadar, gerektiği zaman verecektir bunu da hoşlanarak ya da üzülmeden yapacaktır.

Cömertliğin karşıtı cimriliktir. Cömertliği aşan ise “ihtişam”dır.

Küçük şeylerde değere uygun olarak harcayana değil, büyük işlerde harcayana, örneğin bir savaş gemi finanse eden kişiye “muhteşem” denir. Muhteşem insan cömerttir ama cömert, mutlaka muhteşem değildir.

Bu huyun eksikliğine eli sıkılık, fazlalığına gösteriş budalalığı adları verilir.

Muhteşem insan, yakışanı görür ve güzel bir şey için, zevkle büyük harcamalar yapabilir.

Bu durumda, yoksul biri muhteşem olamaz ve bunu denemek aptallıktır, çünkü kişinin harcayacak fazla şeyi yoktur.

Muhteşem kişi, kendisine değil, kamu yararına çok harcayandır.

Günlük hayatta rastlamadığımız veya farkına varmadığımız diğer bir kavramsa, “Yüce Gönüllülük” tür. Güzel ve iyi olmadan yüce gönüllü olunmaz. Onurla ilişkilidir. Durum ne olursa olsun, ne talih gülünce çok sevinen, ne de talihsizlik başa gelince çok üzülen bir kişi olup, erdemlerin bir süsüne benzer. İnsanların yardımına seve seve koşar, sakindir. İnsanların kendisine hayranlık duyulmasına kendini kaptırmaz ve dostundan başkasına muhtaç yaşamaz. Bağışlayıcıdır, kin gütmez. Tıpkı cömertlik ve muhteşem arasındaki bağ gibi, yüce gönüllülük de onurun büyüğü ile ilgilidir.

BÖLÜM 3: ÖLÜMSÜZ VE ZAMANSIZ MUTLULUK

Erdemler, hayat içerisinde aktif ve bilinçli sergilendikçe, ölümsüz olan yanımıza ait kalıcı ve onurlu izler bırakabiliriz; böylece doğamıza uygun, yani mutlu yaşamış oluruz. Elle tutup gözle görmediğimiz, ama tinselliğimize ait olan değerleri, görünür kılmak, ancak değişmeyi istemekle mümkün olabilecektir.

“İnsanın hedefi, insan olarak en mükemmele ulaşmaktır.” 
Sokrates' ten özlü sözler..
- Bir şeyleri değiştirmek isteyen insan, işe önce kendisinden başlamalıdır.
- Bilgi ruhun gıdasıdır.
- Bir insanın onsuz yapabileceği ne kadar çok şey vardır.
- Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir.
- Bilen insan kötülük yapmaz.
- Cahil insan kendinin bile düşmanı iken, başkasına dost olması nasıl beklenir
- En faziletli insan, rûhen yükselmeye çalışan, en mutlu insan da yükseldiğini duyandır.
- Endişelerinizden kurtulmak istiyorsanız , yaşamaktan en çok korktuğunuz şeyin bir gün başınıza geleceğini kabul edin.
- Fazilet, ruhun güzelliğidir.
- Felsefe, hayretle başlar.
- Felsefe, neleri bilmediğini bilmektir.
- Haksızlığa uğramak, haksızlık yapmaktan iyidir.
- Haksızlık yapmak, haksızlığa uğramaktan daha acıdır.
- İnsan bildiğini öğrenir.
- Kadın erkekle bir kez eşit hale getirildi mi, artık ondan üstün olur.
- Kainatta tesadüfe, tesadüf edilmez.
- Kendin pahasına olduktan sonra tüm dünyayı kazansan eline ne geçer?
- Kendini bil.
- Kendini bulmak istiyorsan, kendin için düşün.
- Kimseye hiçbir şey öğretemem, sadece onların düşünmelerini sağlayabilirim.
- Ne pahasına olursa olsun, evlenin. Karınız iyi çıkarsa mutlu olursunuz,yok fena çıkarsa o zaman da filozof olursunuz.
- Öğrenmek, eskiden bilinmiş bir şeyi yeniden hatırlamaktan başka bir şey değildir.
- Sadece bir iyi vardır, bilgi; ve sadece bir kötü vardır, cehalet.
- Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
- Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir.
- Yalnız işsiz olanlar değil, daha iyi işler yapabilecek olanlar da başıboştur.
——————–
İdam edilmeden önce karısı Xanthippe Sokrates’e şöyle der: “Ama sen suçsuzsun; suçsuz yere idam ediliyorsun.”
Sokrates de buna karşılık şöyle bir cevap verir: “Be kadın, suçlu olarak idam edilmemi mi yeğlerdin?”
——————–
Sokrates sormuş: “Kimdir insan, insan nedir?”
Agora’daki gönüllü öğrencileri: “Onu bilmeyecek ne var? İnsan; iki ayaklı, tüysüz bir yaratıktır.” demişler.
Ertesi gün, pazar yerine tüyleri yolunmuş bir horozla gelen Sokrates, canlı hayvanı göstererek sorusunu yinelemiş: “Yani böyle bir şey midir insan dediğiniz?”
——————–
Sokrates bir gün dar bir patikada ilerlerken karşısına dönemin soylularından biri çıkmış. Yol ise ancak birinin geçebileceği kadar genişmiş.
Birinin diğerine yol vermesi lazım iken soylu: “Ben senin gibi bir zavallıya yol vermem” demiş.
Sokrates’in cevabı ise şöyle olmuş: “Ben veririm.”
——————–
Sokrates bir gün eve geç gelmiştir. Karısı da sürekli bu gecikmenin nedenini sormaktadır. Konuşmuş, bağırmış, çağırmış; Sokrates karısına karşı hiçbir tepki vermeyip önüne bakmaya devam etmiştir. Bunun üzerine karısı bir kova suyu Sokrates’in kafasına boşaltmıştır. Sokrates ise gayet sakin bir şekilde karısına şu cevabı vermiştir:
“Bu kadar gök gürültüsünden sonra, bu yağmuru bekliyordum…
Gürültü patırtının ortasında sessizce, sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde huzur var. 
Sakın bunu unutma!!!
Herkesle dost olmaya çalış
Sana kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık
Unutmak olsun
Bağışla ve unut.
Ama kimseye teslim olma
İçten ol; telâşsız anlat
Kısa, açık ve net konuş
Başkalarına da kulak ver
Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları
Çünkü dünyada herkesin bir Öyküsü vardır
Aşka sakın burun kıvırma
Aşk nedir?
Çöl ortasındaki yemyeşil bahçedir
O bahçeye bakmayı hak etmiş bir bahçıvan olmak için
Her bitkinin sürekli ilgiye, yardıma, bakıma
Ve sevgiye ihtiyacı olduğunu da
unutma
Olduğun gibi görün. Ve göründüğün gibi ol
Sevmiyorsan eğer... Sever gibi yapma
Çevrene önerilerde bulun
Asla hükmetmeye kalkma
İnsanları yargılarsan
Onları sevmeye zamanın kalmaz
Ve unutma ki
İnsanlığın sevgi konusunda yüzyıllardan öğrenebildiği
Kumsaldaki bir kum
Taneciği bile değildir.
Plân yap
Başarılarının tadını çıkar
Ne kadar küçük olursa olsun işinle ilgilen
Hayattaki dayanağın işindir unutma
Sevebileceğin bir iş seçersen
Yaşamında bir an bile yorulmuş olmazsın
İşini öyle seveceksin ki
Başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken
Üretiminle de yepyeni hayatlar başlatmış
Olacaksın
Yıllar geçiyor... Geçecek...
Yılların geçmesine öfkelenme
Gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe
Yapamayacağın şeylerin,
Yapabileceklerini engellemesine izin verme
Rüzgârın yönünü değiştiremiyorsan
Yelkenlerini rüzgâra göre ayarla
Çünkü dünya karşılaştığın fırtınalarla değil
Gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir
Ara sıra...Kendini tutamayabilirsin
Yüreğini isyana kaptırabilirsin
Fakat unutma; evreni yargılamak olanaksızdır
Kavgalarını sürdürürken bile barış içinde ol
Sabırlı ve sevecen ol
Erdemini yitirme
Önünde sonunda sahip olduğun tek servet,
Yine kendinsin
Görmeye çalış ki; bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen
Dünya insanoğlunun 
Biricik mekânıdır.
Kaybedebilirsin
Kaybetmeyi, ahlaksızca kazanmaya tercih et
Birincisinin acısı bir an,
Ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer
Bazı idealler o kadar değerlidir ki
O yolda yenilmen bile zafer sayılır
Bu dünyada bırakacağın en büyük miras
dürüstlüktür.
Annenin seni doğurduğu saatleri hatırlıyor musun?
Sen ağlarken, herkes sevinçle gülüyordu
Öyle bir ömür geçir ki
Öldüğünde sen gülerken, herkes ağlasın.
M.Ö. ~300
eski yazıtlardan alıntılar

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İçsel Pusula: KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME SANATI

TARLA BİTKİLERİ

Tabağından Ruhuna: Bütünsel Bir Arınma Ritüeli