TARIMSAL YAPILAR VE SULAMA

 Hidroloji: Dünyada ve atmosferde suyun oluşumunu, dolaşımını, fiziksel ve kimyasal özelliklerini, çevreyle ve doğayla ilişkilerini inceleyen su bilimidir.

Akifer: Suyu depolayan yeterli miktarda yeraltı suyu akışına ve kullanılmasına izin veren gözenekli ve geçirgen özelliğe sahip jeolojik birim.

Flokülasyon : Su içinde bulunan partiküllerin birleşerek çökmesidir.

Yüzeysel Su Kalitesi Yönetimi Yönetmeliği göre yüzey suları, kalitesine göre 4 sınıfa ayrılmıştır.

  1. Yüksek kaliteli yerüstü suları içeren Sınıf Isular, içme suyu olarak kullanılma potansiyeline sahip sulardır. Bu sınıfa giren sular yüzme ve benzeri amaçlarla kullanılabilir. Rekreasyonel amaçla kullanılabilir. Alabalık üretiminde, hayvan üretiminde ve çiftlik ihtiyacını karşılamak için kullanılabilir.

  2. Az kirlenmiş suları gösteren Sınıf II suların ise içme suyu olarak kullanılma potansiyeli
    vardır. Alabalık dışındaki balık üretiminde ve rekreasyonel maksatlar için kullanılabilir.Bu suların sulama suyu olarak kullanılabilmesi için sulama suyu kalite kriterlerini sağlaması gerekmektedir.

  3. Sınıf III sular ise kirlenmiş sulardır ancak uygun bir arıtmadan sonra su ürünleri yetiştiriciliğinde ve sanayinin ihtiyacı olan suyu karşılamak için kullanılabilir. Ancak bu sular gıda, tekstil gibi nitelikli su gerektiren işletmelerde kullanılamaz.

  4. Çok kirlenmiş suları göstere sınıf IV sular ancak belli işlemlerden geçirildikten sonra III. Sınıf su özellikleri kazandırıldıktan sonra kullanılabilir.

Artezyen nedir: İki geçirgen olmayan tabaka arasında sıkışmış halde bulunan yeraltı suyunun (basınçlı yeraltı suları) üst tabakanın delinmesiyle fışkırarak yeryüzüne çıkması ile oluşan kaynaklar.

Dünyada su kullanımı sıralaması beş başlık altında toplanmaktadır.

  1. ilk sırada gıda ve tarım gelmektedir. Bu sektörler en fazla su kullanan sektörlerin başında gelmektedir.

  2. Bunu enerji ve sanayi takip etmektedir.

  3. Evsel su kullanımı ve içme suyu kullanımı 4. sırada yer almaktadır.

  4. Son olarak ise ekosistemlerin su ihtiyacı gelmektedir.

su potansiyelin paylaşılmasında kullanım önceliği:

  1. İçme ve kullanma suyu ihtiyacı
    2. Hayvanlar ve doğal hayatın, devamı için gerekli su ihtiyacı.
    3. Tarımsal sulama suyu ihtiyacı
    4. Enerji ve sanayi suyu ihtiyacı
    5. Ticaret, turizm, balıkçılık vb. su. İhtiyacı

Ülkemizde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı; Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü'nün su yönetimi ile ilgili görevleri:

Su kaynakları için koruma ve kullanma planlarını yapmak
• Kıta içi su kaynakları ile toprak kaynaklarının havza bazında bütüncül
yönetimi için gerekli çalışmaları yapmak
• Su kaynaklarının kalite sınıflanın belirlenmesi
• Su kalitesini artırmak için gerekli çalışmaları yapmak ya da yaptırmak
• Tesislerin deşarjları ve arıtma sistemlerini izlemek ve denetlemek
• Su ve toprak kirliliğine neden olan her türlü faaliyeti ülke bütününde izlemek ve denetlemek

Ülkemizde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün görevleri nelerdir?

İçme, sulama ve kullanma suyu temin etmek
• Sulama tesisi kurmak
• Sulak alanları ıslah etmek
• Yerüstü ve yeraltı sularını kalite yönünden izlemek
• Atık su arıtımını sağlamak
• Taşkınlara karşı koruma tedbirleri almak
• Sulu ziraatı yaygınlaştırmak
• Hidroelektrik enerji üretmek
• Yeraltı suyu etüt ve araştırmaları için kuyu açmak veya açtırmak
• Yeraltı suyu tahsisi ve tescili işlemlerini yapmak
• Yeraltı sularının korunmasını sağlamak
• Baraj kurmak
• Su tasfiye tesisi inşaatlarını yapmak
• Su depoları yapmak
• Nehirleri ve bataklıkları ıslah etmek

Ülkemizde Tarım ve Orman Bakanlığı; Su Yönetimi Genel Müdürlüğü'nün görevleri:

Su kaynaklarının korunması, iyileştirilmesi ve kullanılmasına ilişkin
politikaları belirlemek
• Su yönetiminin ulusal ve uluslararası düzeyde koordinasyonunu
sağlamak
• Sucul çevrenin ekolojik ve kimyasal kalitesinin korunmasını
sağlamak, bunun için havza bazında nehir havza yönetim planları
hazırlamak, hazırlatmak
• Bütüncül nehir havzaları yönetimi ile ilgili mevzuat çalışmalarını
yürütmek
• Kurak dönemlerde yönetim stratejilerini belirlemek
• Yerüstü ve yeraltı sularının kalite ve miktarının korunmasına yönelik
çalışmalar yapmak, izlemek ya da izletmek
• Taşkın yönetim planlarını hazırlamak
• İklim değişikliğinin su kaynaklarına etkisi ile ilgili çalışmalar yapmak
• Ulusal su bilgi sistemini oluşturmak, izleme ağını kurmak ve izleme
programları hazırlamak
• Su kirliliği ve nitrat kirliliği açısından hassas alanları belirlemek ve
izlemek
• Sektörel bazda su kaynaklarının tahsislerine ait gerekli
koordinasyonu yapmak,
• Taşkınlarla ilgili strateji ve politikaları belirlemek

Ülkemizde su yönetimi ile ilgili olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın görevleri:

Turistik bölgelerde içme suyu temini ve atık su arıtım alt yapılarının yapımı

Ülkemizde su yönetimi ile ilgili Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın görevleri:

Barajlar, rezervuarlar, kanalizasyon ve arıtım gibi su kaynakları yatırımlarının genel planlamasını yapmak

Suyun kohezyon kuvveti neyi ifade eder?

Su molekülünde iki H atomu, O atomuna arada 1050’lik bir açı oluşturacak şekilde bağlanmıştır
ve polar özelliktedir. Başka bir ifadeyle, molekülün O ucu negatif yüklü iken H ucu pozitif yüklüdür.
Bu kimyasal özellik, su moleküllerinin birbirine bağlanarak çekmesini sağlamaktadır. Bu olaya kohezyon adı verilmektedir. Kohezyon kuvveti, suya oldukça fazla bir gerilim direnci kazandırmakta ve yüzey gerilimi sağlamaktadır. Ayrıca,
bitkilerde su
ve suda erimiş inorganik maddelerin iletim demetleri aracılığıyla kesintisiz bir su filmi oluşturacak şekilde taşınması noktasında önemli bir rol üstlenmektedir. Su filmindeki anlık bir kopma bile, su taşınmasında sorun ortaya çıkmasına ve o iletim demetinin belki bir daha kullanılamamasına neden olabilmektedir.

Suyun adezyon kuvveti neyi ifade eder?

Suyun sahip olduğu bir diğer önemli özellik de adezyon kuvvetidir. Polar nitelikli su, diğer pek çok madde/malzemeye yapışma özelliği göstermektedir. Bu nedenle de suyun değdiği yüzeyler ıslanır.
İşte böyle birbirinden farklı moleküllerin arasında gerçekleşen bağlantıya/çekme kuvvetine
adezyon adı verilir. Adezyon kuvveti, özellikle mikro çaplı iletim demeti borucuklarında (ksilem), suyun taşınması sırasında kohezyon kuvveti ile birlikte suyun yukarıdaki doku ve hücrelere taşınmasını desteklemektedir.

Özgül (spesifik) ısı, bir maddenin bir gramının sıcaklığını 1 °C arttırmak için gerekli olan ısı miktarı olarak tanımlanır.
Suyun özgül ısısı yüksektir ve bu su moleküllerinin yüksek miktarda ısıya maruz kalmalarında bile sıcaklığının o kadar fazla yükselmediği anlamına gelmektedir.

Su donduğunda akışkanlığını kaybeder. Toprakta bulunan donmuş haldeki su, bitki bünyesine alınamaz, bitki içerisinde donan su da hareket ettirilemez. Dolayısıyla bitki terleme yoluyla kaybettiği suyu alamayınca bir kuraklık meydana gelir ki buna fizyolojik kuraklık adı verilir.

Difüzyon ya da yayılma, esasen molekül, iyon ya da gaz halindeki maddelerin yüksek konsantrasyonda bulundukları ortamdan daha küçük konsantrasyon yere eşit miktarda) bir dağılım sağlanıncaya kadar ve enerjiye ihtiyaç duyulmadan gerçekleşen hareketlerine verilen isimdir. Katı, sıvı ya da gaz halindeki maddeler difüze olabilirler. En hızlı difüzyon gazlarda, en yavaşı ise katılarda gerçekleşmektedir.

Bunun dışında bitki kök basıncı nedeniyle yaprak uçlarından su kaybedebilir ki buna gutasyon adı verilir. Yine fiziksel bir yaralanma sonucunda bitki su kaybedebilir ki buna eksudasyon adı verilir. Ayrıca içerisinde su içeren salgıların bitki bünyesinden atılması sırasında bitkiler yine su kaybeder ki buna sekresyon adı verilir.

Bitkiler su istekleri açısından hidrofitler, higrofitler ya da kserofitler olarak sınıflandırılırlar.

Hidrofitler su içerisinde yaşayan su bitkileridir. Su içerisinde yaşamak sucul habitatlara özgü bazı adaptasyonlar gerektirmektedir. Sadece tutunmaya yarayan kökleri, ince ve esnek gövde ve yaprak yapıları, bazen heterofili oluşumu, hava kökleri oluşumu, ince epidermis yapısı, müsilaj salgısı, çok ince ya da hiç bulunmayan kütikula sucul bitkilerin temel uyumlarından bazılarıdır.

Higrofitler suyun ne eksik ne fazla olduğu ortamlarda yaşayan bitkilerdir.

Kserofitler (Kurakçıl bitkiler):

Su kısıtının olduğu kurak habitatlarda yetişen bitkilere genel olarak kserofit bitkiler adı verilmektedir. Suya ulaşma ve suyun olmadığı zamanlarda suyu ekonomik kullanma ve koruma ile ilgili çok sayıda anatomik /morfolojik ve fizyolojik uyum mekanizmaları geliştirmişlerdir.Su kıtlığının olduğu ortamlarda yetişen bitkiler de kserofit bitkiler denir. Kserofit bitkilerde suyun bitki bünyesinde kaybedilmesini engelleyecek adaptasyonlar gelişmiştir. İyi gelişmiş, kök sistemi, toprak üstü kısımlarda cüceleşme, kalın kütikula ve mum tabakası oluşumu, hızlı vejetasyon dönemi geçirme, iyi gelişmiş palizat ve sünger parankiması, alternatif fotosentez yolu gibi uyumlar kserofitlerin su uyumları arasında sayılabilir.



Akut kuraklık: Geriye dönüş mümkündür. Bitkiye su verildiğinde yeniden büyüme ve gelişme devam eder, solgunluk geçer.•

Kronik kuraklık: Taban suyunun bitkinin alacağı mesafenin de altın düşmesi durumudur. Bitki tepe noktasından başlayarak kalıcı olarak kurumaya başlar.

Fizyolojik kuraklık: Toprakta suyun yeterli miktarda olmasına rağmen bitkinin bu suyu kullanamaması durumudur. Bu durum topraktaki tuzluluk ile ilgili olup yüksek tuz konsantrasyonu suyun bitki tarafından alınmasını engellemektedir.

Troposferden Stratosfere geçiş tabakasına Tropopoz adı verilir.

Mezosfer üzerinde termosfere geçişbölgesine verilen ad: MEZOZOPOZ

İyonosfer, atmosferin elektromanyetik dalgaları yansıtacak miktarda iyonların ve serbest elektronların bulunduğu 70 km ile 400 km lik kısmı. Termosferi tamamen kapsarken, mezosfer ve ekzosferin bir kısmını kapsar.

  1. Bir ülkenin su potansiyeli yönünden zengin bir ülke olarak değerlendirilebilmesi için kişi başına su düşen kullanılabilir su miktarı 500m

  2. Su ve/veya besin maddelerinin bitkide taşınmasını sağlayan aşağıdaki olaylardan hangisinde hem basınç hem de yoğunluk gradienti : osmoz

  3. Bitkilerin toprağın osmotik basıncının fazla olduğu durumda, toprak çözeltisinden enerji harcayarak iyon alarak kendi osmotik basıncını artırması ve böylece su alabilmesi olayına: Osmoregülasyon

  4. ispeten yüksek tuz konsantrasyonlarına karşı hassas olan ve zarar gören bitkilere GLİKOFİT

  5. Tuzlu ortamlarda yaşamaya uyum sağlamış bitkilere ne ad verilir HALOFİT

  6. Toprakta bulunan ve bitkiler tarafından kullanılabilme özelliğine sahip olan su çeşidi KAPİLLAR

  7. uyun herhangi bir zardan geçmeden, bitki hücre çeperleri ve hücreler arası hava boşlukları sistemi boyunca bitki bünyesine taşınma yoluna verilen addır? Apoplastik yol

  8. Karasal bitkilerde su iletiminden sorumlu olan yapısal iletim elemanı: trake

  9. Güneşten gelen zararlı radyasyonu tutan ve yansıtan atmosferik tabaka : STRASFOREN OZON

  10. trakeal elementlerin etrafını saran destek dokusu elemanları: Ksilem sklerankiması

  11. ozon tabakasının korunmasına yönelik olarak yapılan: MONTROEL

  12. Aynı bitki üzerinde morfolojik olarak farklı yapıda yaprakların bulunması olayına HETEROFİLİ adı verilir.

  13. Karadeniz’inkirliliğe karşı korunması” sözleşmesi: BÜKREŞ




Toprağın organik madde kaybetmesi, tuz dengesinin bozulması sonucunda tuzlulaşma, alkalileşme, toprak pH’sındaki değişmeler, yıkanma, özellikle alüminyum ve magnezyumun toprak çözeltisindeki miktarlarının toksik seviyelere ulaşması gibi olaylar sonucunda toprağın yapısında dengesizliğine yol açan bozulma kimyasal bozulmadır.

Toprağın, fiziksel özelliklerinin üretimi düşürecek kadar olumsuz yönde etkilemesi, fiziksel bozulum olarak adlandırılmaktadır.

Biyolojik toprak bozulumu toprağın hem organik madde içeriğindeki azalmaları hem de toprak mikro ve makrofaunasındaki düşmelerle, vejetasyon yapısındaki değişiklikleri ifade eder.

Hızlandırılmış erozyon toprak kaybına neden olan erozyon tipidir. Yanlış arazi kullanımı, yanlış tarım ve üretim tekniklerinin kullanımı, çayır ve meralık alanlarda aşırı ve erken otlatmalar hızlandırılmış erozyonun ortaya çıkmasının temel sebepleridir.

Yağmur damlaları ile oluşan taşınım, ardından oluşan yüzey akışı sayesinde yüzey toprağının ince bir tabakasının taşınması olayı tabaka erozyonudur.


Sudaki çeşitli kirleticileri genel olarak üç başlık altında toplamak mümkündür.

Biyolojik kirlenme etkenleri (mikroorganizmalar, fermante olabilen organik maddeler, bitkilerin çok fazla büyümesine neden olan kirleticiler)

Kimyasal etkenler (endüstriyel kökenli çeşitli kimyasal atıklar, deterjanlar, böcek ve bitki ilaçları, kimyasal gübreler ve petrol kökenli kirleticiler)

Fiziksel kirlenme etkenleri (ısınma ve radyoaktivite, sediment kökenli kirleticiler)


Suyun Elverişliliğine Bağlı Olarak Ortaya Çıkan Tarla Tarım Sistemleri

Mevcut yağışların miktarı göz önünde tutularak tarla tarım sistemleri üç grup altında incelenmektedir.

Kuru tarım sistemi, yıllık düşen yağış miktarı 500 mm’den düşük veya yeterli yağış alıp da yağışın çoğunluğu bitki yetişme periyodu dışında düşen bölgelerde sulama olmadan yürütülen tarım sistemidir. Buğday, arpa, çavdar gibi serin iklim tahılları, nohut, mercimek gibi yemeklik tane baklagiller, haşhaş, aspir, kolza gibi endüstri bitkileri, korunga, fiğ gibi ile bazı yem bitkilerinin tarımı yapılmaktadır. Kurak veya yarı kurak bölgelerde düşen yağışlar her yıl için yeterli ürün elde etmeye yetersiz geliyorsa toprak nadasa bırakılır. Nadasın faydalı olabilmesi için boş bırakılmasından önce toprak muhakkak suretle sürülmelidir.

Nemli tarım sistemi, yıllık yağışı 500 mm veya daha az olan yerlerde sulama imkânlarının mevcut olduğu yerlerde yeterli verim elde etmek için çoğunlukla sulama yapmak suretiyle sulu tarım uygulaması yapılabilir. Nemli tarım sistemi bir bölgede düzenli olarak 1250 mm’den fazla yıllık toplam yağışın düşmesi durumunda uygulanan tarım sistemidir.


Sulu tarım sistemi, yıllık yağışı 500 mm veya daha az olan yerlerde sulama imkânlarının mevcut olduğu yerlerde yeterli verim elde etmek için çoğunlukla sulama yapmak suretiyle uygulanabilir. Sulu tarım sisteminin uygulandığı alanlarda sulama yapıldığından nadassız tarım yapılır ve her yıl düzenli ürün alınabilir. Örneğin ülkemizde birçok alanda sulu tarım yapılarak şekerpancarı, patates, mısır, ayçiçeği, fasulye, yonca birçok bitkiden her yıl yeterli ürün alınmaktadı.

  • Bitki yetiştirmede topraktan meydana gelen su kaybına buharlaşma veya evaporasyon, bitki yüzeyinden meydana gelen su kaybına ise terleme veya transpirasyon; bitki, yüzeyi ve toprak yüzeyinden oluşan toplam su kaybına bitki su tüketimi veya evapotranspirasyon denir ve mm/gün olarak ET harfleri ile gösterilir.

  • Toprak suyu aldıktan sonra drenaja bağlı olarak fazla suyun uzaklaşmasından sonra toprakta adezyon ve kohezyon kuvvetleriyle tutulan kullanılabilir su miktarına tarla kapasitesi denir.

  • Toprağın sahip olduğu boşluklarının %100 su ile dolduğu zamanki duruma toprağın doyma noktası denir.

  • Bitkiler aldıkları suyun yaklaşık %98’ini terlemede, %2’sini de kuru madde üretiminde kullanırlar. Birim kuru madde için kullanılan su miktarına su kullanım etkinliği denir. Su kullanım etkinliği yüksek bitkiler daha az su kullanarak daha fazla verim verirler.

  • Toprakta kültürü yapılan bitkilerin kökleri vasıtasıyla suyu topraktan alamadığı ve bitkinin giderek solmaya başladığı noktadaki mevcut olan nem miktarına devamlı solma noktası denir.

SU BİTKİLERİ

  1. Su bitkileri veya hidrofitler genellikle suya batık, su yüzeyinde ya da sadece kökleri su içinde gövdesi su dışında olan bitkilerdir. Su ortamları deniz ve tatlı su olmak üzere iki ana gruba ayrılır.

  2. Genellikle derinliği az bitkilerce zengin ve üretken olan göller, ötrofik göller olarak adlandırılır. Derin, bitkiler bakımından fakir,üretkenliği çok az olan gölleri ise oligotrofik göller olarak isimlendirilir. MEZOTROFİK – Besin tuzu, verimlilik ve berraklık orta derecede

  3. Işığın varlığına göre sucul ortamlar, litoral bölge ve derin bölge olarak iki bölgeye ayrılır.

  4. Litoral Bölge sucul ortamlarda suyun kara ile birleştiği sığ, bolışık alan, bitki gelişimi için uygun olan bölgedir. Bu bölge sucul bitkilerin kaybolduğu derinliğe kadar iner. İyi ışık aldığından çiçekli bitkiler bakımından zengindir.

  5. Derin bölge ise ışığın ulaşmadığı, bitkilerin yaşama şansının olmadığı derin ve göllün tüm dip kısmını kapsamaktadır.

Kendi İçinde üst litoral, orta litoral ve alt litoral olmak üzere 3 alt bölgeye ayırılır.

  1. Üst litoral bölgede kökler su içindegövdeleri su dışında kalan Scirpus (saz), Typha (kamış),Juncus (hasır sazları), Oryza (pirinç), Phragmites gibi bitkiler kıyıdan derinliğe doğru bir sıra halinde gelişirler.

  2. Biraz daha derine inen ve sadece yaprakları su dışında olan Nymphaea, Nuphar, ve Victoria gibi bitkilerin bulunduğu bölge orta litoral bölge denir.

  3. Chara, Elodea,Ceratophyllum, Myriophyllum ve Potamogeton gibi bitkilerin bulunduğu alt litoral bölge ise daha derin ve bu bölgedeki bitkiler tamamen suyun altında bulunurlar.

VI. Sularda çıplak gözle görülebilen ve izlenebilen su bitkilerine sucul makrofitler denir. Sucul makrofitler, ileri bitkilerin çeşitli grupların yanında karayosunlarını, eğreltileri ve hata makro algleride içine alır.

VII. Phragmites katkı ve destek materyali olarak, Lemnaceae yem ve gübre olarak, Elodea canadensis, Salvinia natans, Myosotis palutris ve Sparganium emersum peyzaj mimarisinde kullanılan bitkilerdir. Eicchornia crassipes ve Lemnaceae türleri ise filtrasyon için kullanılırlar.

Su bitkiler, göller ve havuzlarda bulunuşları ve görünümlerine göre; Emergent (Yükselici), Yüzen Yapraklı köklü, Submers, Serbest yüzen olmak üzere 4 gruba ayrılırlar:

1.Emergent (yükselici) Su Bitkileri:Bu Bitkilerin kökleri toprağa tutunmuş ve üst kısmı havaya doğru yükselen bitkilerdir. Tatlı sularda yaygın olarak bulunan emergent bitkiler; Carex, Cyperus, Oryza,Polygonum, Phragmites, Scirpus, Typha, Eleocharis,Zizania’dır.

2.Yüzen Yapraklı Köklü Makrofitler:Bu gruba giren bitkiler kökleri ile göl ya da havuz tabanına tutunan ve yaprakları suyun üzerinde yüzen bitkilerdir. Genellikle Suyu kurumayan aşağı yukarı 3 m derinliğe kadar olan sularda gelişirler. Nymphaea, Nuphar, Nelumba nucifera,Victoria amazonica ve Brasenia bu grubun en yaygın örnekleridir.

3.Submers Makrofitler:Bütün yapıları ile suyun altında batık olarak yasayan bitkilerdir. Tatlı Sularda tamamen suya batık olarak Charophyceae (Charave Nitella), Isoetes (Eğrelti), karayosunu (Fontinalis) ve birçok Angiospermae ait bitki türü bulunur. ELODEA

4.Serbest Yüzen Makrofitler:Yaprakları ve gövdeleri suyun üstünde olan ve suyun üzerinde yüzen bitkilerdir. En yaygın serbest yüzen su bitkileri Lemnaceae familyasına ait bitkilerdir.Lemna, Spirodela, Woliiella ve Woliia bu familyanın önemli cinsleri dir.

Bu bitkilerin bazıları su sümbülü ve su mercimeği gibi bazı türleri kirli su­ların iyileştirilmesinde ya da bazı besleyicilerin sudan uzaklaştırmada kullanılırlar.



Su potansiyeli temel olarak 4 faktörün kontrolü altındadır ve bu 4 faktörün toplamı ile hesaplanır. Bunlar basınç potansiyeli, osmoz potansiyeli, matriks potansiyeli ve yerçekimi potansiyeli.

Basınç potansiyeli, çözeltinin hidrostatik basıncıdır. Su potansiyeli pozitif basınçla artarken negatif basınçla azalmaktadır. Hücre içerisindeki pozitif hidrostatik basınca turgor adı verilmektedir.

Osmoz potansiyeli de, su potansiyeli üzerinde su içerisinde çözünen maddelerin etkisi olarak tanımlanır. Saf suyun normal atmosfer basıncı altında su potansiyeli sıfıra eşitken, içerisinde çözünen madde miktarına bağlı olarak su potansiyeli de negatif değerlere düşmektedir.

Matriks potansiyeli, suyun belirli yüzeylere tutunması ve dolayısıyla aralarında oluşan bağı ifade eden bir kavramdır. Su böyle bir etkileşime girdiğinde serbest enerjisi yani su potansiyeli azalmaktadır.

Yerçekimi potansiyeli ise, suya aşağı yönlü olarak etki eden ve su potansiyelini düşüren faktörlerden biridir.

Kapalı drenaj sulama sistemleri 5 grupta incelenebilir. bunlar:

a. Doğal drenaj sistemi

b. Önleyici drenaj sistemi

c. Paralel drenaj sistemi

d. Kuyu drenaj sistemi

e. Mol drenaj sistemi



Akvaryum Bitkileri:

Akvaryum bitkileri çiçeksiz ve çiçekliakvaryum bitkileri olmak üzere iki grupta toplanır.

Çiçeksiz akvaryum bitkileri:Bu bitkiler tohum oluşturmayan karayosunu, ciğer otları ve eğrelti gruplarından oluşan bitkilerdir. Fontinalis antipyretica,Riccia iuitans, Isotes lacustris, Isotes malinverniana VE Marsilea quadrifolia türleri en yaygın kullanılan bitkilerdir.

Çiçekli akvaryum bitkileri:Aponogetton, Anubias, Elodea spp., Vallisneriaspp., Cryptocoryne spp., Echinodorus, Sgittaria, Bacopaise çiçekli akvaryum bitkilerdir.

  • Akvaryum ortamında yetiştirilen bitkiler tropikal bitki ve balıklar için 19-25 °Caralıklarındaki sıcaklıkla yeterli olabilmektedir.

  • Dekoratif Görünüm kalıcı olması için 12 saat aydınlatma daha uygundur. Işık şiddeti 40-100 Watt arası bir lamba ile desteklenebilir.

  • Genellikle akvaryumlarda pH’ı 6.8-7.0değerindeki sular önerilir.

  • Çoğu akvaryumlarda kabul edilen su sertliği Alman sertlik derecesine göre derecesi 8 olan su uygundur.

  1. SU bitkisi tarımı en çok orzya(çeltik) yapılır.

  2. bitkinin ekim esnasında çimlenebilmesi için minimum su sıcaklığının 12 derece ve üzerinde olması gerekiyor. Ekim Ve çimlenme döneminde ortalama hava sıcaklığı 15 derecenin üzerinde olmalıdır. 12-15 °C arasındaki su sıcaklığı, tohumun çimlenebilmesi için gerekli olan minimum sıcaklık değeridir.

  3. Türkiye genelinde yetiştirilen çeltik çeşitleri için önerilen saf azot miktarı kaç kg/da'dır? 15

  4. Türkiye’nin ilk 5 şehri; Edirne, Samsun, Balıkesir,Çanakkale ve Çorum gelmektedir. sulu çeltik

  5. Çeltik tarımında önemli ürün kayıplarına sebep olan çeltik yaprak yanıklığı(Pyricularia oryzae), çeltik kök çürüklüğü (Fusariummonüiforme) ve çeltik kahverengi yaprak lekesi(Cochliobolus miyabeanus) en iyi bilinen mantarlardır.

Topraksız Tarım

  1. Hızlı nüfus artısı, tarım alanlarının yerleşim veya diğer sebeplerden dolayı kullanılamaz hale gelmesi, bilinçsiz tarımın getirdiği sorunlar, iklim değişiklikleri ve sanayileşmenin yarattığı çeşitli çevre sorunları vb. toprak temeli tarımı tehdit etmektedir.

  2. Topraksız tarımda bitkilerin büyüme ve gelişmeleri için ihtiyaç duydukları besin maddelerinin hazır olarak su içinde çözdürülerek verilmesi mantığına dayanmaktadır.

  3. Tarihte asma bahçeleri ile ünlenen Babil, yüzen bahçeleri ile Aztekler topraksız tarımın öncüleridir.

  4. Topraksız tarımın ilk aşaması bitkiler için gerekli olan besinlerin belirlenmesidir. Topraksız tarımın ilk uygulamalı örneği II. Dünya savası esnasında Amerika ordusu tarafından askerlerine taze sebze sağlamak için Pasifik Okyanusu’ndaki adalarda gerçekleştirilmiştir.

  5. Topraksız tarımda, su ve substrat kültürü olmak üzere iki farklı ortam kullanılmaktadır.

  6. Ülkemizde topraksız tarımı ilk olarak 1995 yılında Akdeniz bölgesinde Antalya’da başlamıştır.

Topraksız Tarımın Avantaj ve Dezavantajları

Topraksız tarımın önemini artıran en önemli neden, toprağın bitki yetiştiriciliği için uygun olmayan (çöller, turistik adalar, deniz etkisindeki tuzlu topraklar, kayalık ya da sarp araziler ve jeotermal alanlar) alanlarda bitki üretimi için verimli kılar. Suyun en verimli şekilde kullanımını sağlamaktadır. Su miktarının ve kalitesinin uygun olmadığı bölgelerde (sıcak ve kurak bölgeler) önemli bir avantajdır.

  • Topraksız tarım topraklı tarım ile karşılaştırıldığında daha yüksek verim sunmaktadır.

  • Topraklı tarımda ortamın dezenfeksiyonu her zaman sorun olmuştur. Tüm bunların yanında topraksız tarımın topraklı tarıma göre başlangıç aşamasında; bitki yetiştirme yeri (su kültürü, katı ortam ise; yatak, torba, saksı vb.), yetiştirme yerlerinin hazırlanmasında kullanılan konstrüksiyon maliyeti, kullanılacak katı substratın yerli ya da ithal olması, substratın ekonomik ömrü, beslemede kullanılacak gübreleme sistemi, kullanılacak suyun kalitesinin iyileştirilmesine yönelik yapılan harcamalar ve besin çözeltisinin veya ortamın dezenfeksiyonu gibi maliyetlerden dolayı masraflıdır.





Topraksız Tarımda Yetiştirme Teknikleri ve Ortamları

Topraksız tarım bitkinin yetiştirildiği ortama göre su kültürü (hidroponik) ve substrat (katı ortam) kültürü olmak üzere iki ana gruba ayrılır:

1.Hidroponik (su kültürü) durgun su kültürü, akan su kültürü ve aerponik (besin çözeltisi sisi) su kültürü olmak üzere üç ana grupta toplanmaktadır.

2.Substrat (katı ortam) kültüründe ise bitkilerin kökleri organik, inorganik ya da sentetik materyallerinden birisinin içinde gelişirler. Bitkinin gereksinim duyduğu su ve besin maddeleri ihtiyaca göre hazırlanan besin çözeltileri vasıtası ile karşılanır.

Topraksız Tarımda Bitki Besleme

Topraksız tarım yapacak üreticilerin bitki besleme konusunda; su kalitesi ve özellikleri, besin elementlerinin uygulama miktarları, elementlerin kimyasal kaynakları ve yetiştirme ortamına uygulanacak çözeltinin özellikleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmaları gerekmektedir.

Topraksız Tarımın Çevreye Etkileri

Topraksız tarımda toprak dezenfeksiyonu olmadığından çevreci bir üretim şekli olarak kabul edilmektedir. Topraksız tarımda kullanılan çözeltilerin, katı ortam materyaller (kaya yünü- Kaya Yünü %60 bazalt, %20 kireçtaşı ve %20 kok kömürünün karışımı), çeşitli ortamlarda kullanılan plastikler (yer örtüsü, üretim ortamı için kullanılan plastikler) kurallara uygun davranmadığı takdirde çevre kirliliğine neden olabilirler. Topraksız tarımda kullanılan tüm plastikler çevreye atılmamalıdır, toplanıp geri dönüşüm için değerlendirilmelidir.

HAVA KİRLİLİĞİ

BAŞLICA HAVA KİRLETİCİLER:

  • Kükürt içeren bileşikler Azot içeren bileşikler Karbon içeren bileşikler Halojen içeren bileşikler Toksik madde içeren bileşikler Radyoaktif madde içeren bileşikler

  • Yasal düzenlemelerle kontrol edilen hava kirleticiler yaygın kirleticiler dediğimiz kükürt dioksit, azot oksitler, partikül madde ve az miktarda olsalar bile atmosferde yarattıkları etkiye bağlı olarak ifade edilen kurşun (Pb), karbonmonoksit, ozon (O3) gibi hava kirleticileridir.

  • Azot monoksit ise atmosfere erişim yollarına göre sınıflandırmada birincil kirletici grubunda yer almaktadır.

  • Yer seviyesi ozonu ve smog (fotokimyasal sis) oluşumunda ortaya çıkan peroksiasetilnitrat (PAN) kirletici bileşikler ikin­cil kirleticilerdir.

  • Atmosferin yüzde 25' i metan klorür kökenlidir.

BÖLGESEL VE KÜRESEL OLARAK YAŞANAN HAVA KİRLİLİĞİ PROBLEMLERİ: Atmosferik inversiyon ve fotokimyasal sis Ozon tabakası incelmesi Sera gazları(Sera etkisi yaratan en önemli gazlar su buharı, karbondioksit ve metandır. ), küresel iklim değişikliği Asit yağmurları

Küresel bir hava kirliliği problemi olan ozon tabakasının incelmesi olayında en büyük suçlu olarak kabul edilen ve kullanımı yasaklanan bileşik Kloroflorokarbon

HAVA KİRLİLİĞİNİN KONTROLÜNDE KULLANILAN TEKNİKLER: ABSorpsiyon ve ıslak yıkama Adsorpsiyon Bez filtreler ve torbalı süzgeç odası Katalitik reaktör Siklonla rElektrostatik çöktürücüler Yakıcılar Biyolofiltreler

Adsorpsiyon, bir sıvı veya gaz akımı içerisinde bulunan ve uzaklaştırılması istenen sıvı ya da gaz halindeki kirletici moleküllerinin bir katının yüzeyinde tutulması olayıdır.

SU KİRLİLİĞİ

  • Fosfor ve azot iki önemli maddedir.

Akarsu kirliliği Göl kirliliği Yeraltı suyu kirliliği Deniz ve okyanus kirliliği

Sudaki çeşitli kirleticileri genel olarak üç başlık altında toplamak mümkündür.

Biyolojik kirlenme etkenleri (mikroorganizmalar, fermante olabilen organik maddeler,

bitkilerin çok fazla büyümesine neden olan kirleticiler)

Kimyasal etkenler (endüstriyel kökenli çeşitli kimyasal atıklar, deterjanlar, böcek ve bitki ilaçları, kimyasal gübreler ve petrol kökenli kirleticiler)

Fiziksel kirlenme etkenleri (ısınma ve radyoaktivite, sediment kökenli kirleticiler)

Su kirliliğine neden olan kaynaklar kapladıkları alana göre "noktasal" ve "noktasal olmayan" kaynaklar olarak ikiye ayrılır.

  1. Evsel ve güç üreten tesisler dahil endüstriyel kaynaklı katı ve sıvı atıklar, liman, gemi onarım ve söküm yerlerinden açığa çıkan katı ve sıvı atıklar, otomobil ve tren kazaları sonucu dökülen motor yağları ve petrol ürünleri, yer altı ve yerüstü kimyasal ve petrol tanklarından oluşan sızıntılar, septik sistem sızıntıları, kanalizasyon atıkları, hayvansal atıklar vb. su kaynaklarını kirleten noktasal kirlilik kaynaklarına örnek olarak verilebilir.

  2. Noktasal olmayan kirleticiler ise belirli ve tek bir kaynağı olmayan, yayılmış durumdaki kirlilik kaynaklarına verilen addır. Bu tür kirliliğin nedeni, küçük oranda bazı kirletici maddelerin zamanla birikerek bir yerde yığılmasıdır. Bir tarım arazisinde gübrelenmiş alanlardan sızan ve zamanla bir yerde biriken azotlu bileşiklerin oluşturduğu kirlilik buna verilebilecek en güzel örnektir. Atmosferdeki kirli havada bulunan gazların yağışla su kaynaklarına ulaşması, tarımsal üretimde kullanılan gübre ve pestisitlerin yüzeysel su akışıyla taşınmaları ve yeraltına sızmaları noktasal olmayan kaynaklara örnek olarak verilebilir. Bu tür kaynaklar, noktasal kaynaklara oranla daha az görünür, daha geniş alana yayılır ve dolayısıyla yüzey ve yeraltı sularını çok daha fazla kirletirler.

  3. Fiziksel ayırma süreçleri, atık su içerisindeki kir­letici maddelerin ızgaralar, elekler, kum tutucular, yüzdürme sistemleri, çöktürme havuzları, dengele­me havuzları ile atık sudan alınması amacı ile kul­lanılan süreçlerdir.

  4. Kimyasal arıtma sistemleri, suda çözünmüş veya askıda bulunan maddelerin fiziksel durumunu değiştirerek, çökelmelerini sağlamak üzere nötralizasyon, flokülasyon ve koagülasyondur adımlarının uygulandığı bir arıtma sürecidir.

  5. Kim­yasal arıtma işleminde, uygun pH değerinde atık suya koagülant, polielektrolit vb. kimyasal maddeler ilave edilmesi sonucu, çöktürülmek istenen madde­ler çökeltilerek çamur halinde sudan ayrılır.

  6. Biyolo­jik arıtma süreçleri, atık su içerisindeki çözünmüş organik maddelerin aktif çamur sistemi, biyofilm sistemi, stabilizasyon havuzları, havalandırmalı la­günler ve damlatmalı filtreler gibi üniteleri içeren süreçlerde bakteriyolojik faaliyetlerle ayrıştırılarak giderilmesi işlemidir.

TOPRAK KİRLİLİĞİ

1. Organik kirleticiler • Pestisitler o İnsektisitler (Böcek öldürücüler)o Fungisitler (Mantar öldürücüler)o Herbisitler (Yabancı ot öldürücüler)o Rodentisitler (Kemirici hayvan öldürücüler)o Nematositler (Nematod öldürücüler) • Petrol Atıkları

2. İnorganik Kirleticiler • Ağır metaller • Azot ve fosfor içeren maddeler • Radyoaktivite içeren maddeler

SU VE ARAZİ TOPLULAŞTIRMA

ARAZİ TOPLULAŞTIRMASI YAPILACAK ALANLARININ BELİRLENMESİ İÇİN ETÜT ÇALIŞMALARI SOSYAL YAPI ETÜT RAPORLARININ BAŞLIKLARI Ülkemizde tarımsal üretim yapılan arazilerin büyük bir kısmı; tarımsal üretimin ekonomik bir şekilde yapılmasını engelleyecek düzeyde bölünmüş, parsel şekilleri bozulmuş, yol ağına bağlantısı olmayan, sulama ve drenaj sistemlerinin inşasını zorlaştırıcı bir konumdadır.

ÖN ETÜT ÇALIŞMALARI

Proje sahasında yürütülen ön etüt çalışmaları sonucunda arazi toplulaştırma projesinin yapılmasının uygun olup olmadığına karar verilir.

AYRINTILI ETÜT ÇALIŞMALARI Arazi toplulaştırma projesinin kararı çıktıktan sonra projenin yaklaşık maliyetinin oluşturulmasına yönelik yapılan detaylı etütlerdir.

İçindekiler - Özet bilgiler - Giriş - Yerleşim yeri genel bilgileri Sosyal yapı etüt raporu bilgileri - SWOT analizi

SOSYAL YAPI ETÜT RAPORUNDA BULUNMASI GEREKLİ BİLGİLER

Köyde fiilen çiftçilik yapanlar ve maliklerin durumu

İşletme büyüklüklerine göre parsel sayılarının dağılımı ve durumları

Hazine arazilerinin mülkiyet durumu

Hazine arazilerinin kullanımına itirazlar

Tarımsal işletmelerin toplulaştırma konusunda bilgi durumu

Çiftçilere istimlâk ödenmeyecek olmasının olumlu veya olumsuz etkileri

Çiftçilerin toplulaştırmaya itirazları

Projede istihdam edilebilecek yerel iş gücü katılımları

Toplulaştırma projesi ile köye sağlanabilecek ek yararlar

Köydeki tarla içi geliştirme hizmetleri ihtiyacının belirlenmesi

Toplulaştırma sahasındaki özel ürünlerin ve alanlarının belirlenmesi

Proje alanındaki tarımsal potansiyelin tespiti

Biyolojik çeşitliliğin durumu

Proje sahasında korunması gereken doğal alanların belirlenmesi

Proje bölgesinin istihdam durumu

Projenin uygulanmasından önceki parsel deseninin dezavantajları

Mevcut ürün deseni ile proje sonrası planlanan ürün desenin belirlenmesi

Akrabalık, hasımlık, aşiret gibi yapıların etkinliği ortaya konulması

Sosyal etüt raporunun sonuç bölümü

ARAZİ TOPLULAŞTIRMANIN BASAMAKLARI

Kadastro işlemleri - Tapu siciline şerh konulması -Toplulaştırma alanlarında alınacak önlemler - Arazi derecelendirme komisyonu - Arazi malikleri ile ön görüşme yapılması ve muvafakat alınması

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İçsel Pusula: KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME SANATI

TARLA BİTKİLERİ

Tabağından Ruhuna: Bütünsel Bir Arınma Ritüeli