HAYVANCILIK

 Tarımın tanımı; “Bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, uygun koşullarda korunması, işlenip değerlendirilmesi ve pazarlanması, ziraat” şeklinde yapılmıştır.

Hayvancılık, evcil hayvanları; et, süt, yapağı, tiftik, angora, kıl, keşmir, deri, post, sakatat, kuyruk yağı, yumurta, bal, arı sütü, polen, bal mumu, ipek, barsak, işkembe, boynuz, tırnak, tüy, gübre gibi ürünlerini elde etmek; çeki, yük taşıma, binek, spor, süs, ev hayvanı ve korunma amaçlı olarak yararlanmak üzere uygun koşullarda ve sağlıklı olarak üretmek, ıslah etmek, yetiştirmek, bakım ve beslenmesini sağlamak üzere gerçekleştirilen ekonomik faaliyet olarak tanımlanabilir.

Hayvancılığın temel yararlarını aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:

Hayvansal ürün üretme,

Doğal bitki örtüsünü değerlendirme,

Kırsal nüfus ve düşük gelir katmanının; gelir, yaşam ve beslenme düzeyini geliştirme,

İşgücünün etkin kullanım

ı•Tarım arazilerinin verimliliğini koruma

Aşırı iklimsel koşullardan bitkilere göre daha az etkilenme

Hayvan hücresinin esas öğeleri protein olup enerji yağ olarak depolanırken, bitki hücrelerinin yapıtaşı selülozdur ve enerji nişasta şeklinde depolanmaktadır.

Süt Önemli bir hayvansal ürün olan süt; yeni doğan ve türe göre değişen sürelerde olmak üzere memeli yavrularının beslenmesinde, onların hızlı ve sağlıklı büyümesinde tartışmasız bir üstünlüğe sahiptir.

Et Etin beslenmedeki birincil önemi proteininin yüksek biyolojik değerliliğinden diğer önemi de yağiçeriğinden kaynaklanmaktadır. Et yağı; enerji kaynağıolduğu gibi, esansiyel yağ asitleri ve yağda eriyen vitaminler bakımından da zengin bir besindir. Et yağı hücre yapısında yer alan ve metabolik reaksiyonlara katılan; linoleik, linolenik ve arahidonik asitlerce ve tiamin (Vit. B1), riboflavin (Vit. B2), folik asit, niacin, piridoksin (Vit. B6) ve B12 vitaminince zengindir.

Yumurta Normal büyüklükte bir yumurta kapsadığı besin maddeleri bakımından 90 g et ve 160 g süte eşdeğerdir.Proteininin yüksek biyolojik değerliliği bulunan yumurtada; kalsiyum, fosfor,potasyum, iyot, demir, magnezyum, bakır, klor,çinko, flor gibi elementler ve B2, B6, B12, A, D, E veB2, B1, K vitaminleri bakımından zengin içeriği ile önemli bir besindir.

Bal Arılar tarafından çiçeklerden alınarak yutulan nektarın, arıların bal midesi denilen organlarında invertaz enzimi sayesinde kimyasal değişime uğramasıyla oluşan ve kovandaki petek gözlerine yerleştirilen bir besindir.Balın tatlı olmasının nedeni içerdiği üzüm şekeri(% 34), sakroz (%2) ve levuloz (meyve şekeri% 40) dur. Bundan başka balın % 17 ‘si su geri kalan % 7’lik bölümü ise demir, sodyum, kükürt,magnezyum, fosfor, polen, manganez, alüminyum,gümüş, albumin, dekstril, azot, protein ve asitlerden oluşur.


Üreme Organlarının Anatomisi ve Genel Fonksiyonları

  • Memeli hayvanlarda dişi üreme organları içeriden dışarıya doğru sırasıyla iki adet ovaryum (yumurtalık), iki adet ovidukt (yumurta yolu), uterus (döl yatağı), vajina(döl yolu) ve vulvadan (döl yolu ağzı) oluşmuştur.

  • Memelilerden farklı olarak kanatlıların büyük çoğunluğunda sağ ovaryum ve ovidukt’un embriyolojik dönem esnasında gelişimlerini durdurmaları nedeniyle yalnızca sol ovaryum ve oviduct gelişmekte ve fonksiyon yapmaktadır. Bu nedenle kanatlılarda dişi üreme organları sol ovaryum, ovidukt ve kloak olmak üzere üç ana kısımdan oluşan tek bir kanal halindedir.

  • Penisin ereksiyonu lenf sıvısı ile olmaktadır

  • Periton: Karın bölgesinde iç organların tümünü örten zar.

  • Parankim: Bir organ ya da salgı bezinin işlev gören dokusudur.

Yumurtalık (Ovaryum): Memeli ve kanatlı hayvanlarda ovaryumların iki temel fonksiyonu vardır. Bunlar; dişi üreme hücresi olan yumurtanın (oosit) ve bazı üreme hormonlarının üretilmesidir.

DÖL YATAĞI(UTERUS): Döl Yatağı(Uterus)Memeli hayvanlarda uterus, üç bölgeden oluşmaktadır. Bunlar; döl yatağı boynuzu (kornu uteri), döl yatağı gövdesi (korpus uteri) ve döl yatağı boynudur (serviksuteri).

  • Endometrium: Uterusun iç yüzeyini oluşturan doku.

Döl Yolu (Vagina): Memeli hayvanlarda vagina çiftleşme organı olup, serviks uteriS ile vulva arasında kalan kısmı oluşturmaktadır. Memeli çiftlik hayvanlarından dişi sığır, koyun ve keçide sperma vaginanın son kısmına boşaltılırken, dişi at ve domuzda, serviks uteri kanalının erkek at ve domuz penisinin şekline uygun olması nedeniyle, doğrudan uterus içine verilmektedir.

Döl Yolu Ağzı(Vulva): Memeli dişi hayvanlarda vulva, üreme organlarının en dıştaki ağız kısmını oluşturur ve tek parça halindedir. Esas görevi dişi genital kanalının dış etkilere karşı korumaktır. Ayrıca, iç yüzeyinde bulunan bartholin isimli bezlerin cinsel uyarı bağlı olarak salgıladıkları salgılar çiftleşmeyi(koitus) kolaylaştırmaktadır.

  • Memeli erkek üreme organları içeriden dışarıya doğru sırasıyla bir çift testis, kanal sistemi (epididimis ve ductus deferens), eklenti üreme bezleri (ampulla, vesikula seminalis, prostat, cowper bezi), üretra ve penisten oluşmaktadır.Memelilerden farklı olarak kanatlı erkeklerinde üretra ve eklenti üreme bezleri bulunmamaktadır.

Testisler (Er bezleri):Testislerin, erkek üreme hücreleri (spermatozoit, sperm) ve erkek cinsiyet hormonları (androgenler) üretimi olmak üzere iki esas fonksiyonu bulunmaktadır.

Epididimis : Efferent kanalları, testisin kaudal ucunda birleşip buradan testis dışına çıkarak tekbirkanal halinde epididimisi oluştururlar. Epididimisin görevi ejakülasyondan önce spermatozoidlerin olgunlaşmasını ve depolanmasını sağlamaktır.

Ductus (Vas) Deferens: Ductus deferens kastan bir kanal olup memeli erkeklerinde yaklaşık 2-3 mm kalınlığındadır. Epididimisin kuyruk kısmından sonra başlayarak kasık arkasından karın boşluğuna girer ve üretra (sidik) kanalına açılır. Görevi olgunlaşan spermatozoitler üretra kanalına aktarmak ve düşük düzeylerde de olsa spermatozoit depolamak tır.

Eklenti Üreme Bezleri:Memeli hayvanlarda eklenti üreme bezleri içten dışa doğru sırasıyla ampulla, bir çift vesicula seminalis, prostat ve bir çift cowper bezidir. Spermanın büyük bir bölümünü oluşturan seminal sıvının çok önemli bir kısmı bu bezlerin salgıları tarafından üretilir.

Üretra: Memeli erkeklerde ductus deferensin devamı olarak gelişmiş olan üretra kanalı, sidik kesesi boynunun ağzından başlar ve penisin ucunda sonlanır. Eklenti üreme bezleri salgılarını üretraya boşaltırlar. Görevi sidik ve spermanın dışarı atılmasını sağlamaktır.

Penis: Erkeklerin çiftleşme organı olan penis, aşımda spermayı vagina içerisine koymaktadır. Memelilerde çav torbası aracılığıyla karnın ventral duvarına bağlıdır ve hayvan türlerine göre şekli ve büyüklüğü değişim gösterir. Penisin, şişerek sertleşmesine (ereksiyon) yapısında bulunan süngerimsidoku (kavernosum) neden olmaktadır.

  • Eşeysel Olgunluk: Eşeysel olgunluk (ergenlik, pubertas) üreme organlarının gelişmeleri sonucunda genç erkeklerin spermatozoit ve genç dişilerin yumurta hücresi üretmeye başlamaları ve çiftleşme isteği göstermeleri durumudur.

  • dişi ve erkek üreme hücrelerinin üretilmesi (gametogenesis).

  • Ortalama gebelik süresi sığırda 280 gün, koyun ve keçide ise 150 gündür. Gebelik süresi aynı zamanda ırka, yavrunun cinsiyetine, tekiz ve ikizlik durumuna, ana yaşına, doğumun gerçekleştiği mevsime göre farklılık gösterebilir.

  • Gebelik dönemi; zigot, embriyo ve fötus evresi olmak üzere üç ana evreden oluşmaktadır.

  • Skrotumun görevi: estislerin, erkek üreme hücreleri (spermatozoit, sperm) ve erkek cinsiyet hormonları (androgenler) üretimi olmak üzere iki esas fonksiyonu bulunmaktadır. Kanatlılarda abdomen boşluğunda bulunan testisler memelilerde vücudun dışında derinin devamı olan skrotum adı verilen bir kese içinde bulunurlar. Skrotumun görevi; sağlıklı bir spermatozoit üretimi için testislerin sıcaklığının vücut sıcaklığından daha düşük sıcaklığa düşürülmesine katkıda bulunmak ve testisleri dış etkilere karşı korumaktır.

  • Üreme ile doğrudan ilişkili olan hormonlar esas (primer) üreme hormonları olarak gruplandırılmakta ve epifiz, hipotalamus, hipofiz, ovaryum, uterus, testis, meme bezi ve gebe hayvanlarda plasenta olmak üzere başlıca sekiz merkezden üretilmekte ve salgılanmaktadırlar.

  • Dişide ovaryumda follikül gelişimini ve erkekte spermatogenesisi uyaran hormon FSH-ÖN HİPOFİZ

DİŞİLERDE;

Kızgınlık Döngüsü (Östrüs Siklusu): dişiler ancak kızgınlık olarak adlandırılan ve döngüsel olarak tekrarlanan dönemlerde cinsel istek gösterirler ve çiftleşirler.

Çiftleşme mevsimi uzunluğuna göre kızgınlık döngüsü tipleri üç gruba ayrılmaktadır. Bunlar; monoöstrik hayvanlar( Bu tip kızgınlık esas olarak yabani hayvanlarda görülür. Bu hayvanlar yılda bir defa kızgınlık gösterirler ve çok uzun süren bir cinsel dinlenme (anöstrus) dönemine girerler.), mevsime bağlı poliöstrik hayvanlar( at Koyun, keçi, kısrak, evcil kedi ve köpek),yıl boyu poliöstrik hayvanlar(İnek, manda, domuz ve evcil tavşan.

Kızgınlık döngüsü proöstrus, östrus, metaöstrus ve diöstrus olarak isimlendirilen birbirini izleyen dört alt evreden oluşmaktadır.


Özellikler

Koyun

Domuz

Sığır

AT

Kızgınlık döngüsü uzunluğu( Gün)

14-19

18-22

18-24

16-24

Kızgınlık süresi(Saat)

24-36

48-72

12-19

2-11

Ovulasyon zamanı( Saat)

Kızgınlığın başlamasından 24-36 saat sonra

Kızgınlığın başlamasından 35- 45 saat sonra

Kızgınlığın başlamasından 10-11 saat sonra

Kızgınlığın sonundan 1-2 gün önce


ERKEKLERDE;

Spermatogenesis: testislerde spermatozoitlerin oluşum sürecidir. Spermatositogenesis ve spermiogenesis olmak üzere birbirini izleyen iki süreçten oluşur.Spermatogenesis olayının gerçekleştiği yapı hangisidir?Tubuli seminiferi kontorti kanalları

Sperma : Bir ejakülasyon sırasında erkek üreme organından boşaltılan salgının tümüne sperma denir. Sperma, spermatozoitler ve seminal plazmadan (sperma sıvısı) oluşmaktadır. Normal bir spermatozoit baş, orta ve kuyruk olmak üzere üç kısımdan meydana gelir.

Libido (Aşım İsteği) ve Çiftleşme Davranışı

Libido, erkek hayvanın aşım isteği olup, cinsel ergenliğe yaklaştıkça ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkması ve devam süresi testosteron hormonunun kontrolü altındadır.

Üreme Verimini Artırmada Kullanılan Teknolojiler:

  1. Yapay Tohumlama: Günümüzde ise en yaygın olarak süt sığırlarında, daha az düzeyde domuz, keçi, at ve kanatlı yetiştiriciliğinde kullanılmaktadır. Damızlık değeri yüksek erkek hayvanlardan daha etkin bir şekilde yararlanmayı sağlar ve bu sayede genetik ilerlemenin hızını artırır. Ayrıca doğal aşımla geçen hastalıkların kontrol altına alınması, işletmede boğa besleme külfetinden kurtulma, farklı bölgeler, ülkeler arasında gen alışverişi mümkün kılma, sürüde istenen özelliklere sahip hayvanların çoğalmasını sağlama ve bir istihdam alanı yaratma gibi avantajları da vardır.

  2. Üremenin Hormonlarla Düzenlenmesi: dışarıdan hormon uygulamaları Özellikle süt ineklerinde doğumdan ilk tohumlamaya kadar geçen sürenin kısaltılması, kızgınlığın oluşturulması ve istenen zamana getirilmesi,Bu amaçla bir veya birden fazla hormon çeşitli şekillerde kullanılabilmektedir. Gonad uyarıcı salıverilme hormonu (GnRH), progesteron, östrogen ve Prostaglandin F2a analogları en çok kullanılan hormonlar arasındadır.

  3. Embriyo Aktarımı: Embriyo aktarımı, döllenmiş ve normal gelişimine devam etmekte olan zigotun henüz uterus duvarına kenetlenmeye başlamadığı erken dönemde alınarak taşıyıcı dişilere nakledilmesi teknolojisidir. Başta süt sığırcılığı olmak üzere koyun,keçi, kısrak ve domuzda uygulanmaktadır. Embriyo aktarımı en fazla genetik ıslahın hızlandırılması amacıyla kullanılmaktadır. Damızlık değeri yüksek dişi hayvanlardan daha etkin bir şekilde yararlanması mümkün kılmaktadır.

  4. İn-Vitro Dölleme: İn-vitro dölleme teknolojisi : klasik embriyo aktarımı teknolojisi ile önemli farklılıklara sahip bir uygulamadır. Daha fazla teknik bilgi ve ekipman gerektiren bir uygulamadır. Kesilmiş hayvanlardan döl alabilme imkânını sağlayabildiği gibi canlı hayvanlardan da yavru alabilmeyi mümkün kılar. Ovaryumlardan toplanan yumurta hücrelerinin laboratuvar koşullarında olgunlaştırılmaları, döllenmeleri ve geliştirilmeleri aşamalarından meydana gelen bir uygulamadır.

  5. Klon Üretimi : Klon üretimi ya da klonlama, memeli hayvan yetiştiriciliğinde genetik olarak özdeş yani birbirinin tamamen kopyası yavruların üretilmesi anlamına gelir. Genetik Klonlamanın hayvan yetiştiriciliği açısından önemi ise kısa sürede yüksek verimli hayvanların sayıca arttırılmasını sağlamasıdır. Bu aynı zamanda soyu tükenmiş ırkların ve türlerin korunmasını da mümkün kılar. Klon üretiminde kullanılan birden fazla teknik vardır.Çiftlik hayvanları üretiminde üreme veriminin artırılması için yapay tohumlama, kızgınlıkların toplulaştırılması ve çoklu (süper) ovulasyon, embriyo aktarımı, in-vitro döllenme ve klon üretimi gibi üreme teknolojileri uygulanmaktadır.



Hayvan Islahı

bir popülasyonun ya da sürünün bir veya birden fazla özellik bakımından genotipik değerini yükseltmeyi amaçlayan bir bilim dalıdır.

hayvansal ürün söz konusu olduğunda :

sistemin dört ana unsuru vardır. Bunlar;

  1. Fiziksel çevre,(işletme arazisinin denizden yüksekliği,yıllık yağış miktarı, toprak yapısı, doğal meraların durumu, arazinin engebeli ya da düz olmasıdır.)

  2. Sahip olunan kaynaklar ve yönetim becerisi,(arazi varlığı, sermaye varlığı, sahip olduğu hayvan barınakları, yem üretme olanakları, işgücü varlığı ve parasal gücü o işletmenin ana kaynaklarını oluşturur. İşletmecinin üretimle ilgili karar ve uygulamalarında yönetim becerisi olarak tanımlanabilir.)

  3. Ekonomi( Elde edilecek toplam kar miktarı üretim hacmi ve birim üründen sağlanan kara bağlıdır. Bir birim üründen sağlanan kar ise onun satış fiyatı ile her türlü gideri içeren üretim maliyeti arasındaki farktır. )

  4. Hayvan:

Fenotip, Genotip ve Çevre

  • Herhangi bir hayvanın herhangi bir özelliğinin ölçüm değeri ya da gözlem sınıfı fenotip olarak ifade edilir. Örneğin bir inek ilk laktasyonda 6850 kg süt vermiş ise,söz konusu hayvanın ilk laktasyon süt verimi bakımından fenotipik değeri, fenotipi, performansı yaverim seviyesi 6850 kg’dır denir. Aynı Şekilde bir sığır alaca renkli ise, renk dağılımı(alacalılık) bakımından söz konusu sığırın fenotipi, fenotipik değeri alaca olarak ifade edilir.

Canlıların Kromozomlarına kodlanmış genlerin toplamının oluşturduğu yapıyıda genotip olarak tanımlamak mümkündür.

  • Herhangi bir özelliğin ölçüm değeri ya da gözlem sınıfı olarak ifade edilen fenotip ya da fenotipik değerin (P) oluşmasında biri çevre (E), diğeri de genotip (G) olmak üzere iki unsur etkilidir. Bu durum P=G+E eşitliğinde ifadesini bulur.Bu eşitlik esas alındığında, bir populasyon ya da sürüdeki farklılığın ölçüsü olan fenotipik varyansın da en az iki kaynağı olduğu söylenebilir;

Bunlardan biri o populasyondaki hayvanların genotipik değerlerinin farklı olması, diğeri de her hayvanda çevre etkisiyle meydana gelecek değişikliklerin yani çevre kaynaklı sapmaların veya çevre etkisinin farklılığıdır.

  • Genotipik değer bakımından farklılığın önemli kaynaklarından biri genlerin eklemeli etkileridir.Buna ek olarak dominans etki ve epistatik etkinin de genetik farklılığa katkısı vardır.

  • Genotipik değer: Bireyin herhangi bir özelliğine etkili genlerin eklemeli etkileri toplamı, belirli bir genotipin ortalama performansı, bir bireyin sahip olduğu genlerin onun bir özelliği bakımından performansına etkisi.

fenotipik değer bakımından bu nitelikleri göz önüne alınarak,

Kantitatif (nicel) özellikler: (tespit edilen fenotiplerin kesin sınırlarla birbirlerinden ayrılmaması yani varyasyonun sürekli olması hepsi tek renk gibi.)

Kalitatif (nitel) özellikler: (fenotipik değer bakımından birbirlerinden kesin olarak ayrılabilen grupların bulunmasıdır.)

Kalıtım derecesi “bireyler arasında görülen fenotipik farklılıkta, bunların genotipik değerleri arasındaki farklılığın payı” olarak tanımlanır ve h2 sembolüyle gösterilir.

Çiftleştirilecek hayvanlar için bir düzenleme yapılmıyor ise rastgele çiftleştirme, eğer düşük verimliler yüksek verimlilerle çiftleştiriliyor ise zıtların çiftleştirilmesi, düşük verimliler düşük verimlilerle yüksek verimliler de yüksek verim lilerle çiftleştiriliyor benzerlerin çiftleştirilmesi söz konusudur.

Saf Yetiştirme: Bir sürüde çiftleştirilen erkek ve dişiler aynı ırkın bireyleri iseler, uygulanan çiftleştirme yöntemi saf yetiştirme olarak adlandırılır. Örneğin, bir sığır sürüsünde erkek ve dişi damızlıklar Siyah-Alaca ırkından veya birkoyun sürüsündeki erkek ve dişiler İvesi ırkından iseler “bu sürülerde saf yetiştirme uygulanmaktadır” denir.

Kan Tazeleme: Sürüye aktarılan genler aynı ırkın değişik sürülerinden ise, yani sürüye aynı ırktan ama başka sürülerden damızlık getirilip kullanılmış ise bu uygulama “kan tazeleme”olarak adlandırılır. Kan tazeleme kararı alındığında en önemli iş, erkek damızlıkların hangi sürülerden alınacağının belirlenmesidir. Bu belirlemede hata yapılırsa uygulama bir yarar sağlamaz hatta zararlı olabilir.

melezleme: farklı ırk ya da hatlardan hayvanların çiftleştirilmesi olarak tanımlanır.

Seleksiyon: Gelecek kuşakların ebeveynlerinin belirlenmesi veya gelecek generasyona gen aktaracakların belirlenmesidir.

Bir hayvanın geçmiş generasyonlardaki ebeveynlerini verim değerleriyle birlikte tanıtan belgelere, pedigri adı verilir.

Bir bireyin damızlık değeri; oldukça fazla sayıda dölünden hesaplanmış ortalamanın sürü ortalamasından farkının iki katı olarak ifade edilebilir.

Epistatik etki: Bir lokustaki genin etkisinin başka bir lokus ya da lokuslardaki genlere bağlı olarak değişmesidir.

Bir lokusun genotipinde farklı allellerin bulunması (Aa, Bb, Cc...gibi) durumu: HETEROZİGOT

Bir allel söz konusu olduğunda, heterozigot genotipin iki homozigot genotipin ortalamasından farklı değerli olması haline : Dominans

Seleksiyon İntensitesi : Damızlığa ayrılan bireylerin damızlığa ayrılabileceklere oranı.

Süt Sığırcılığı

Bir süt sığırı yetiştirme işletmesi kurulurken kredi kurumlarınca kabul edilebilecek nitelikte bir yapılabilirlik raporu hazırlanması ile ilgili bilgiler aşağıda verilmiştir.

Yıllara Göre Sürünün Beklenen Durumu

Buzağılama durumu : %90

Buzağı kayıpları : %10

Genç hayvan kayıpları : %5

İneklerde ölüm oranı : %2

İlk doğurma yaşı: 24 ay

Ayıklama oranı:%25-%30

  • İşletmede Üretilmesi Beklenen Ürünler Sürünün kurulması için genellikle 6-7 aylık gebe olan ve sonbaharda buzağılaması beklenen düveler satın alınır.

  • Genç erkek hayvanlar 16 aylıkken ortalama 550 kg gelecek şekilde besiye alınarak değerlendirilir.

  • Bir buzağının sütten kesilinceye kadar içmesi gereken süt miktarı 150 kg’dır.

  • İneklerin bir günde meydana getirdikleri gübre (katı ve sıvı dışkı) miktarı canlı ağırlığının yüzde %8'i kadardır.

  • Süt sığırcılığında yemlik uzunluğu inekler için kaç santimetreden 65 cm.olmamalıdır

Sağmal İneklere Verilecek Kesif Yem Miktarı

Sağmal inekler için öngörülen günlük kesif yem miktarı aşağıda günlük süt verimine göre aşağıdaki hesaplama dikkate alınmalıdır:

11 kg’a kadar 1:3.0

11-25 kg1:2.0

25 kg’dan fazla 1:1.5

  • Süt sığırları için ahır sıcaklığının -10 derece ile 20 derece arasında olması önerilir. Optimum ahır sıcaklığı, süt sığırları için 10 derecedir.

  • Dik eğimli çatı, ahır içinde ılık havanın yukarı doğru yükselmesini kolaylaştırır. Bu yönüyle havalandırmayı olumlu yönde etkiler. Çatının yatayla 22-25 derecelik açı oluşturması tavsiye edilir.

  • Süt sığırcılığında serbest duraklı sistemler, derin altlıklı barındırma sistemi, bağlı duraklı sistemler olmak üzere 3 tip barındırma sistemi vardır.

Optimum bakım için ahırlarda şu bölmelere ihtiyaç vardır:

Tecrit (ayırma) bölmesi• Doğum bölmesi• Revir ya da tedavi (hasta hayvan) bölmesi

  • Sağım binalarında inekler sağımcının bulunduğu yerden 75cm yükseklikte olan sağım duraklarında makine ile sağılır.Sağım durakları hayvan sayısına bağlı olarak, genellikle ardışık, balıksırtı, paralel veya dönen sistemler şeklinde düzenlenir. Ardışık duraklı sağım binaları sağmal inek sayısı 15 -25 civarında olan işletmeler için uygundur.Balık sırtı duraklı sağım binaları ise sağmal inek sayısı 25-30 dan fazla olan işletmeler için uygundur.

  • Sağım binasına girişte ineklerin toplu olarak bekletilebileceği, inek başına 1.3-1.5 metrekare alan düşecek şekilde, üzeri kapalı veya açık bir bölme yapılmalıdır ve zemin kaygan olmamalıdır eğim yüzde üç meyilli olmalıdır. Sağılan süt 1 saat içinde 8 dereceye sonrada depolama sıcaklığı 4 dereceye kadar soğutulmalıdır.

Buzağı Barınağı

Buzağılar sütle beslenme devresinde ayrı bölmelerde tutulmalı ve yemlenmelidir. Bitişik bölmeleri ayıran duvarların yüksekliği 110-120 cm olmalıdır. Bölme aralarının yerden 90 cm yüksekliğe kadar olan kısmı tamamen kapalı, üst tarafı parmaklık yapılabilir.Buzağı bölmelerin drenajının uygun olması büyük önem taşır. Buzağılara kuru bir yataklık sağlanmalıdır. Beton ayaklar üzerine üst kısmı 6-8 cm, alt kısmı 4-5 cm, derinliği de 5 cm kadar olan tahta çıtaları 2,0-2,5 cm aralıkla döşeyerek yapılmış ızgara koymak ve bolca yataklık sermekle buzağılar için azami rahatlık sağlanabilir.

  • Dünya süt sığırcılığında egemen ırk olan Siyah Alaca Türkiye’de de en yaygın kültür ırkıdır.

  • Türkiye’nin hemen her yerinde, görece daha dayanıklı, uzun ömürlü ve etçilik yeteneği daha yüksek olan Simmental ve Esmer ırk sığırlar yetiştirilebilir.

Türkiye’de yetiştirilen yerli ve kültür sığır ırkları aşağıda şekilde özetlenebilir:

Yerli Sığır Irkları

Yerli Kara( Orta Anadolu bölgesinde küçük yapılı, kısa boynuzlu, deri ve meme kıl ve boynuz rengi kara)•Kilis (Güney Anadolu Kırmızısı)-Doğu Anadolu Kırmızısı•Yerli Güney Sarısı •Boz Irk•Zavot

Kültür Sığır Irkları: İngiltere başta olmak üzere Batı ve Orta Avrupa ülkelerinde, genellikle sanayi devriminden sonra elde edilmiş ve ıslah çalışmaları ile verimleri sürekli arttırılmış yüksek verimli hayvanlardır.

Bunlardan bazıları:•Esmer,•Siyah Alaca,•Jersey ve •Sarı Alaca (Simmental) olarak sıralanabilir.

Süt Verimi Yüksek İneklerde Vücut Yapısı

Süt ineklerinin vücut yapısı özel ırk karakterleri göz ardı edilerek; meme yapısı, vücut kapasitesi, arka bacak ve ayak yapısına bakarak değerlendirme yapılmalıdır.

Süt Sığırlarında Bakım ve Yönetim

Doğum: Sığırlarda gebelik süresi ortalama 280 gündür. Doğuma yaklaşık bir hafta kaldığı tahmin edilen inek temiz, dezenfekte edilmiş ve bol yataklık serilmiş doğum bölmesine alınır. Doğum yaklaştığında inek sakinleşir, hareketleri yavaşlar, meme büyür ve gerginleşir. Vulva şişer ve mukos akıntı artar, sağrı bağları genişlediği için kuyruğun etrafında çukurluk oluşarak karnın üst kısmı hafifçe içeri çöker. Doğum gerçekleşir gerçekleşmez buzağının nefes alıp almadığı kontrol edilerek ağız ve burundaki mukos kalıntılar temizlenmelidir. İnek, buzağısını yalamıyorsa buzağı temizlenmeli ve kurutulmalıdır. Bundan sonra göbek kordonun bakımı yapılmalıdır. Tüm bu işlemler tamamlandıktan sonra en kısa sürede buzağının ağız sütü içmesi sağlanmalıdır.

Buzağı Büyütme: 24-48 saatten sonra anasından ayrılan buzağıya sütü kova ya da biberon ile içirerek buzağı büyütülür.

Süt iki öğünde ve vücut sıcaklığında (36-38) verilmelidir.

Süt sığırı yetiştiriciliğinde buzağıların süttenkesilme zamanı için uygun ölçüt: günde 600-700 g buzağı büyütme yemitüketebilmeleri

Sütten Kesimden sonra Bakım ve Büyütme

Sütten kesilen buzağılar yaş, ağırlık ve 4-5 aylıktan sonra cinsiyet farklarına göre küçük gruplar halinde barındırılır. Dişi buzağılar süt, erkek buzağılar et üretimi amacıyla büyütülür.

İlk Kez Damızlıkta Kullanma

İlk damızlıkta kullanma yaşı yavru almak için düvenin ilk defa boğayla çiftleştirildiği veya suni tohumlama yoluyla tohumlandığı yaştır. Bu yaş genellikle iki yaştır.İneklerin Bakımı Doğuran bir ineğin, doğumu izleyen sekiz saat içerisinde yavru zarlarını atması beklenir. İneklerden yılda bir buzağı almak amaçtır. Bu nedenle bir ineğin doğurduktan sonra tekrar gebe kalmasına kadar geçen süreyi tanımlamak için kullanılan servis periyodunun en geç 70-90 gün kadar olması istenir.

İneklerin bakımında önemli olan konular aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

Sağım•Kuruya çıkarma•Tırnak bakımı•Tımar Kayıt Tutma

İşletmelerdeki ineklerin ve bunlardan elde edilen yavruların ileride damızlık olarak satılabilmeleri için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın “Damızlık Süt Sığırlarında Soykütüğü Talimatı”nda istenen kayıtlara temel oluşturmak üzere, işletmede bazı bilgilerin kaydedilmesi önemlidir. Bu bilgiler aşağıda sıralanmıştır.

1.Hayvanın doğum tarihi ve kendisinin, anasının ve babasının kulak numarası,

2.Tohumlamaya ilişkin bilgiler (tohumlama tarihi, tohumlamada kullanılan boğa nın numarası),

3.Çeşitli dönemlerdeki canlı ağırlıklar

,4.Süt verimi,

5.Kuruya çıkarma tarihi,

6.Sağlık bilgileri,

7.Yem ve yemlemeye ait bilgiler

Kontrol sağımı adı verilen bu uygulama ile elde edilen değerlerden de laktasyon süt verimi tahmin edilir.Kontrol sağımlarından laktasyon süt verimini tahminde kullanılan yollardan biri Trapez yöntemidir. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin çalışmalarında ineklerin laktasyon süt verimini bu metotla tahmin etmektedir. Bu yöntemde, bir kontrolden bunu izleyen diğer kontrol gününe kadar geçen süre bir kontrol periyodu olarak alınmaktadır.

Sağlık Koruma

Sağlık koruma çalışmaları hayvanların hastalanmaları engelleyecek önlemleri alma çabaları içerir. Yoksa hasta bir hayvanın iyileştirilmesi, sağlık koruma değil tedavidir.Tedavide veteriner hekimliğin uğraş alanıdır.

Sürüde hastalıkların görülme sıklığını azaltır

Hastalıkların yol açtığı verim düşüklüğü,tedavi masrafları ve ölüm oranının azalmasını sağlar.

Başarılı bir sağlık koruma programı; iyi bir zooteknist, uzman bir veteriner hekim ve bilgili bir yetiştiricinin işbirliği ile hazırlanıp yürütülebilir.

  • Doğumuna yaklaşık iki ay kalan veya günlük süt verimi sağım masrafını karşılamayan ineklerin süt üretimlerinin durdurulmasına kuruya çıkarma.



Sığır Eti Üretimi

  • Siyah-Alaca gibi sütçü ırkların erkek buzağıları sadece süt ve süt ikame yemi ile beslenip, kesilirler. Elde edilen et buzağı eti olarak adlandırılır. 140-150 kg:(

  • Sığır eti üretiminde; genç erkek sığırlar, damızlık dışı genç dişiler, sürüden çıkarılan inekler ve damızlık niteliğini kaybetmiş erkek hayvanlardan yararlanılır. Et üretiminin en önemli kaynağı ise genç erkeklerdir.

  • buzağısının emdiği dışında süt üretimi beklenmeyen sığır ırkları olan “etçi sığır ırklarının” üretimi Türkiye’de yaygın değildir.

Etçi Irklar

Angus: Angusun ortaya çıktığı İskoçya’nın kuzey doğu kısmı yağışların meralar için çok uygun olduğu bir bölgedir. İlk damızlıkta kullanma yaşı görece düşük, analık yeteneği yüksek bir ırk olarak bilinir. Irkın en belirgin özelliği, tamamen siyah ve boynuzsuz olmasıdır. 1950 yılından itibaren, kırmızı renkli ve boynuzsuz Angus yetiştiriciliğine de başlanmıştır.

Shortborn:İngiltere’nin kuzeyinde yetiştirilen etçi ve sütçü olmak üzere iki tipi bulunan bir ırktır. Kırmızı, beyaz, kırçıl ya da kırmızı beyaz lekeli renktedirler.

Charolais: Fransa’nın kuzeyinde geliştirilmiş olan bu iri cüsseli, etçi ve boynuzlu ırk, beyaz ya da krem renklidir ve deride oldukça yaygın bir pigmentasyon görülür.

Limousin: Fransa’nın batısından köken alan bu ırkta renk kırmızıdan altın sarısına kadar değişebilir.Buzağıları hızlı büyür ve yağ oranı görece düşüktür.

Hereford: İngiltere kökenli bu ırkın yüzü tamamen beyaz renkli, vücut kırmızı renkli olup, boyun ve karın altı, kuyruk, sırt ve bacak ucu beyaz renklidir. Boynuzlu bir ırk olmakla birlikte, boynuzsuz yeni bir ırk da üretilmeye başlanmıştır.

Besi Materyali Temin Edilmesi

Türkiye'de besiye alınacak materyal için temel kaynak süt üreten sürülerdir. Hangi ırk ve yaşta olursa olsun besiye alınacak hayvanlar;

1-Doğrudan yetiştirildikleri işletmelerden,

2-Hayvan pazarlarından,

3-Aracılardan satın alınabilir.

Bir besi işletmesi için yer seçiminde dikkat edilmesi gereken özellikleri şöyle sıralayabiliriz:

Besi işletmeleri yerleşim alanlarına uzakta, en az 500 metre mesafede inşa edilmelidir.

Yerleşim Alanlarına koku yaymayacak bir alanda işletme kurulmalıdır.

Yer altı ve yüzey suyunu kirletmeyecek alanlar seçilmelidir.

Ulaşım kolay olmalı ama ana yola yakın olmamalıdır.

Aşırı engebeli alanlardan kaçınılmalıdır.

Taban suyu yüksek olan alanlar maliyeti yükseltebilir.

  1. Bağlı Duraklı Ahırlar: Türkiye’de en yaygın olan, hayvanların bir durağa bağlandığı ve besi boyunca da burada tutulduğu ahır tipidir. Bağlı duraklı ahırlar genellikle iki sıralı yapılır, hayvanlar ya birbirlerine ya da duvarlara bakarlar. Durak uzunluğu 150-160 cm civarında olmalıdır.Bağlı duraklı ahırlarda, her bir hayvana ayrılacak durak genişliği hayvanın cüssesine bağlı olarak 70-110 cm arasında değişebilir.

  2. Açık Serbest Besi Ahırları: Açık ahırlarda bölme büyüklüğü ya da bir bölmeye konulacak hayvan sayısı için üst değer 100 baş olmalıdır. Açık ahırlarda bölmeleri çevreleyen çitlerin yüksekliği 130cm kadar olmalıdır. Açık serbest besi ahırlarında, yüksekliği çit yüksekliğine eşit, genişliği 1.25m’den az olmayan kapılar kullanılmalıdır.

  3. Sundurmalı Serbest Besi AhırlarıBu ahırların açık ahırlardan farkı, genellikle ahırın kuzey kenarında yer alan sundurmanın üç tarafının duvarlarla kapatılmasıdır. Sundurmanın hemen sonrasında servis yolu olarak da kullanılan bir gezinme alanı yer alır. Gezinme alanının bittiği yerde ise yemlik ve yem yolu inşa edilir. Eğer gerek duyulursa buranın üstü de bir sundurma ile kapatılabilir. Sundurmalı serbest ahırlarda hayvan başına düşen alan zeminin yapısına göre değişir. Eğer zemin yemlik kenarı hariç, sıkıştırılmış toprak ise, hayvan başına düşen alan açık ahırdaki kadar ya da biraz daha az olmalıdır. Eğer zemin her bölgede beton olacak ve sık temizlenecek ise, hayvan başına 4-5𝑚!alan yeterli olur.

  4. Kapalı Serbest Ahırlar:Kapalı serbest ahır; sundurmalı ahırların üzerinin tamamen kapatılmış ve etrafı duvarlarla çevrilmiş halidir. Bu tip ahırlarda hayvan başına düşen alan 3.5-4.0𝑚!ye kadar düşürülebilir. Eğer yemleme traktörle yapılacak ise, yemlikle birlikte 4.5-5.0m genişlikteki yem yolunun, sağında ve solunda kalacak 6-7m’lik kısım dinlenme alanı ve servis yolu olarak düzenlenir. Ahırın toplam genişliği 17-18 metreye ulaşır.

  • işlerin besi hayvanına ya da insana zarar vermemesi için her besi işletmesinde, sabit ya da seyyar bir indirme-bindirme rampası olmalıdır. Ayrıca işletmede rampa-ahır, ahır-kantar arasında “nakliye kanalları” ve “nakliye koridorları” bulunmalıdır. Bu Yolların genişliği 90cm’den fazla olmamalı ve çit yüksekliği 130cm olmalıdır.

  • Beside Günlük Canlı Ağırlık Artışı: Günlük canlı ağırlık artışı; birbirini izleyen ve günün aynı saatlerinde yapılmış tartımlardan elde edilen ağırlıklar arasındaki farkın, iki tartım arasındaki süreye bölünmesiyle elde edilir.

  • Her 100 kg canlı ağırlıktan üretilen karkas miktarını ifade eden randıman, karkas ağırlığı 100 ile çarpıldıktan sonra elde edilen değerin besi sonu veya kesim öncesi canlı ağırlığına bölünmesiyle hesaplanır.

Besiye alınacak hayvanların yaşlarıyla ilgili isabetli bir kararverebilmek için şu hususlara dikkat edilmelidir:

Sığırlar sahip olacakları en yüksek ağırlığın oldukça büyük bir bölümüne iki yaşına kadar ulaşmış olurlar.

Erkek sığırların yönetimi 1,5 yaşından sonra güçleşir ve insanlara zarar verme olasılığı artar.

Genç yaşlarda bakım ve besleme hatalarına bağlı olarak ortaya çıkan büyüme geriliğini gidermek çok zor hatta imkânsızdır.

Genç sığırlarda canlı ağırlık artışının önemli bir kısmı kas dokudaki artıştan ileri gelirken, yaşlı sığırlarda artışın kaynağı yağ dokunun artmasıdır.

Daha ağır sığırların yaşama payı ihtiyacı da daha fazla olur.

Genç sığırların karkası daha kalitelidir ve daha yüksek fiyata satılabilir.

  • uygun besi başı yaşının 6-12 ay

  • Sundurmalı serbest ahırların besiye en uygun yapılar olduğu söylenebilir.

Besinin yürütülmesi için şu yolun takip edilmesi gerekir.

Hayvan alım zamanı,•Karantina, •Nakliye sonrası dinlendirme,•Besi başı ağırlığının tespiti,•Yemleme,•Hayvanlarla temas,•Gruplama,•Nakliye

Beside Kârlılığı Etkileyen ve Hayvanla Doğrudan İlişkili Olan Unsurlar:

- Cinsiyet- Besi başı ve bes sonu ağırlığı- Yaş- Günlük canlı ağırlık artışı- Yem değerlendirme sayısı

Besiye Alınan Hayvan İçin Performansın Temel Unsuru:

1. Günlük canlı ağırlık artışı 2. Yem değerlendirme sayısı

  • Türkiye’de buzağı besisi yaygın değildir

  • Jersey ırkının besi performansı Simmental ırkından daha düşüktüR

  • beside günlük canlı ağırlık artışı yüksek olan ırkların yem değerlendirme sayıları küçük olur.

  • Türkiye’de besiye alınan sığırlar içerisinde etçi ırkların payı yok denecek kadar azdır.

  • türkiye'de yaygın yetiştiriciliği yapılan kültür ırkları için beside günlük canlı ağırlık artışı ve yem değerlendirme sayısı bakımından en uygun değerler: 1100 g ve 7 kg

  • Canlı ağırlığı 500 kg olan bir besi sığırının normal koşullarda günlük gübre (dışkı+ idrar) üretimi ve kuru madde tüketimi 40 kg ve 12,5 kg

  • Türkiye’de kişi başına günlük hayvansal protein tüketim miktarı (g) ve bunda sığır etinin payı (%) için en yakın değerler : 36 g ve %15

  • Ağırlığı 350-500 kg arasında olanlar için 1.0-1.35 m2 taşıma alanı gerekir.

Koyun Yetiştirme

Son yıllarda koyun varlığında büyük ölçüde azalma görülür.Bu azalmaların nedenleri:

Kamu uygulamalarında sektörün göz ardı edilmesi,

Kentlere yoğun göç nedeniyle işletme sayısında ve genç nüfustaki azalma,

Mera alanlarının daralması,girdi maliyetlerindeki artışlar şeklinde sıralanabilir.

Evcil koyunların kökenini;

  • Muflon

  • Arkar(Afgan dairevi boynuzlu koyunu, Mavera’yı Hazar Arkal’ıve Büyük dairevi boynuzlu koyundur)

  • Argali adları ile bilinen yabani koyunlar oluşturmaktadır.

Koyun ırklarının sınıflandırılmasında ;

verim yönü, kuyruk yapılışı ve yapağı örtüsü esas alınarak yapılan sınıflandırmalardır .En pratik olanı ise verim yönlerine göre sınıflandırmadır.

  1. Yapağı Koyunları: Yapağı ırkların yetiştirilmesinde esas amaç mümkün olduğu kadar fazla miktarda kaliteli yapağı üretmektir. Bu gruptaki koyunlar; ince, bir örnek, elastik, dayanıklı, kıvrımlı, medullasız, kempsiz kıllardan oluşan, tekstil endüstrisinin talep ettiği, kaliteli yapağı üretirler.

  2. Yapağı Et Koyunları:

Alman Yapağı-Et Merinosu: Yapağı-et koyunları içerisinde en kaliteli yapağı veren, fakat yayılma alanı oldukça sınırlı kalmış bir ırktır. Bitki örtüsü zayıf bölgeler ile bakım ve besleme koşulları yetersiz işletmeler için uygun değildir. Alman Yapağı-Et Merinosları 1934-1935 yıllarında Türkiye’ye de getirilmiş, Kıvırcık ve Akkaramanlar(EN ÇOK) ile melezlenerek Türk Merinosu, Anadolu Merinosu ve Malya Irkları Elde edilmiştir.

Corriedale, yapağı et koyunu türleri Corriedale ırkı koyun; Avustralya, ABD ve Arjantin başta olmak üzere çeşitli Güney Amerika ülkelerinde başarılı şekilde yetiştirilmektedir. Diğer özellikleri yanında, sürü içgüdüsünün iyi olması nedeniyle Türkiye koyunlarının ıslahında yararlı olabileceği düşünülmektedir.

  1. Et Koyunları; yuvarlak, geniş ve derin vücutludur. Boyun kısa ve kalın, baş kaba ve etli, göğüs ve but iyi gelişmiş, sırt geniş, kaburgalar ise dışa kıvrımlı bir yapıdadır. Bunlar: Lincoln, Leicester, Border Leicester, Southdown, Hampshire Down, Ile de France Şeklinde örneklendirilebilir.

  2. Süt Koyunları: zayıf görünümlüdür. Bu koyunlarda; baş zarif ve etsiz, boyun uzun, vücut derinliği az, kaburgalar geriye doğru eğimli, kemikler ince fakat güçlü, meme bezsel yapıda ve iyi gelişmiştir. Süt ve genellikle döl verimleri yüksektir.Bunlar aşağıdaki şekilde sıralanabilir. •Doğu Friz•Langhe•Romanov

  3. Kürk Koyunları; 1-7 günlük yaşta kesilen kuzulardan elde edilen post,kuzusu kesilen analardan elde edilen süt ve kaba karışık yapağından sağlanmaktadır.

Türkiye Koyun Irk ve Tipleri:

Akkaraman

Morkaraman

Dağlıç

İvesi(Suriye, Irak, Lübnan ve İsrail’de yetiştirilen, Türkiye’nin Suriye sınırındaki illerinde de yayılmış olan yağlı kuyruklu, süt verimi yüksek yerli koyun ırkıdır.)

Kıvırcık

Karayaka

Sakız

Türk Merinosu(Alman merinosu %90 melez)

Anadolu Merinosu

Malya•Tahirovadır.



Çiftleştirme:

  • Koyunlar genellikle belli mevsimlerde çiftleşme eğilimi gösterirler ve buna kızgınlık, kızgınlıkların görüldüğü döneme de çiftleştirme veya koç katımı mevsimi denir.

  • Marmara,Ege,Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde farklı aylarda 1.5 aylık bir süre içinde gerçekleşir. Türkiye’de koçlar genellikle serbest olarak sürüye katılırlar ve 5-6 hafta süre ile sürü içerisinde kalırlar.

  • gebe kalan koyunlar 5 aylık gebelik süresi sonunda doğururlar.Doğumlar başladığında sürü meraya çıkarılıyorsa uzağa götürülmezler.Koyunlarda doğum yardımsız gerçekleşir.

  • Koç katımından l-l.5 ay öncesinden başlamak üzere koyun ve koçların özel bir yemlemeye tabi tutularak aşıma hazırlanmaları kısırlık oranını azaltacak gibi ikiz doğum oranının da artmasını sağlar.

Koyunların koç katımından l-l.5 ay öncesindenbaşlanarak aşım mevsiminin sonuna kadar enerji ve/veya proteince zengin bir yemle beslenmelerine flushing adı verilir.

Türkiye’de aşım mevsimi genellikle tahıl hasadından sonra anızın otlatıldığı döneme rastlamaktadır.

  • Uygulanan yetersiz yemleme;•Kuzuların zayıf ve dayanıksız doğmalarına •Anaların yeterli süt üretememelerine, •Yavruların iyi beslenememelerine,•Yüksek kuzu ölümüne ve düşük süt verimine neden olur.

Kuzu Büyütme

  • Doğumu izleyen en kısa süre içerisinde kuzuların kolostrum (ağız sütü) almaları sağlanmalıdır.Yeni doğuran koyunlar doğumdan 1 hafta sonra kuzulu koyunlardan oluşan sürüye katılır ve kuzuları ile birlikte ağıla yakın yerlerde otlatılır.

  • Doğurmuş koyunların akşam ve sabahları kuzularını emzirmeleri sağlanır. Emiştirme adı verilen bu işlemde tecrübeli çobanlar kuzuları koyunlarla buluştururlar.

  • Kuzular genellikle 2.5 ay analarını emerler.

  • Kuzular 1-2 haftalık yaştan itibaren yakın meralara çıkarılırlar ve daha sonra karma yem yemeye başlarlar.

  • Damızlık olmayacak erkek kuzular toklu olarak satılırlar.

  • Bir hayvanın süt verimi hakkındaki en kesin bilgi o hayvanın kontrol sayımları ile belirlenen kendi verimidir.

  • Koyun sürülerinde bir yılda elde edilen kuzu sayısını, damızlık koyunların çoğul kuzulama özellikleri yanında bir yılda iki veya iki yılda üç kez kuzulama yetenekleri belirlemektedir.

  • Kaliteli yapağılar ince ve bir örnek kıllardan oluşur. Bunların yanı sıra, kaliteli yapağıda renkli, kaba, medullalı ve kemp kıllar bulunmaz. Elyaf çapı ve kalınlığı ise, yapağının kalitesini etkileyen en önemli özelliktir. Bunun yanı sıra uzunluk,kıvrım sayısı ve randıman gibi özellikler de yapağının kalitesine etki eden önemli özelliklerdendir.

Keçi Yetiştirme

  • en fazla keçi yetiştiriciliğinin yapıldığı bölgeler sırasıyla;Akdeniz, Güneydoğu Anadolu, Ege ve Ortadoğu Anadolu’dur.

Keçi ile İlgili Bazı Tanımlar

Oğlak:Doğum ile 6 ay arası yaştaki erkek ve dişi keçi yavrularıdır.

Çebiç:7. aydan 1 yaşına kadar olan erkek ve dişi keçilerdir.

Seis:1 yaşından 2 yaşına kadar olan erkek keçilerdir.

Gezdan:1 yaşından 2 yaşına kadar olan dişi keçilerdir.

Anaç keçi:2 yaşından büyük ve yavrulamış keçilerdir.

Teke:2 yaşından büyük,aşımda kullanılan erkek keçilerdir.

Erkeç:2 yaşından büyük ve enenmiş (testisleri çıkartılmış) erkek keçilerdir.

Süt Keçisi Irkları

Bu gruptaki ırkların vücudu ince, zarif ve kuru yapılıdır. Vücut görünümü köşemsi olup, dokunulduğunda kemikler hissedilebilir durumdadır. Meme iyi gelişmiştir ve bezel bir yapı gösterir. Memeye kan sağlayan damarlar iyi geliştiği için gözle görülebilirler.

Saanen Keçisi: İsviçre keçi ırklarındandır. Uyum yetenekleri çok yüksekolduğundan dünyada geniş bir yayılış gösterir. Vücudu tamamen beyaz renkli, ince ve zariftir. Dişilerde genellikle boyun altında 1 çift küpe vardır.Ergin keçilerin canlı ağırlıkları 50 kg, tekelerin ise 65-75 kg’dır. Laktasyon süresi ortalama 280 gün, süt verimi ise 700 kg’ın üstündedir. Sağılan süt miktarı iyi bakım ve besleme koşullarında 1 tonun üzerine çıkabilmektedir. Döl verimleri de çok yüksektir. Türkiye’de ise son yıllarda süt keçisi yetiştiriciliği amacıyla saf ve melez Saanen sayısında artış vardır.

Toggenburg Keçisi: Bu keçi ırkı İsviçre kökenli olup Saanen keçisi ile benzer özelliklere sahiptir. Uyum yetenekleri de yüksek olduğu için başka ülkelerde yerli keçilerin genetik ıslahında yararlanılmıştır.

Alpin Keçisi: Alpin keçisinin, İsviçre ve Fransa’da yaygın olarak yetiştirilmesine karşın bu iki ülkeden hangisinin gen kaynağı olduğu tartışmalıdır. Vücut rengi genellikle açık kahverengiden siyaha kadar değişmektedir. Alpin keçileri dağlık bölgelerde kolaylıkla yetiştirilmektedir. Süt verimleri yukarıda anlatılan ırklarla benzerdir. Döl verimi ise yukarıda bahsedilen ırklara göre daha düşüktür.

Nubya Keçisi: Akdeniz bölgesinin önemli bir keçi ırkıdır. Kuzey Afrika ülkelerinin hemen tamamında yetiştirilir. Sıcağa çok iyi uyum sağladıkları için soğuk bölgelerde ancak ağılda yetiştirilebilirler. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yetiştirilen Kilis keçilerinin kökeni Nubya keçileridir.Canlı ağırlık ergin dişi keçilerde 35 kg, tekelerde ise 50-55 kg’dır. Kulaklar, dikkat çekici bir şekilde çok geniş ve uzun-sarkık görünümdedir.Laktasyon süresi ve süt verimi sırasıyla 270-300 gün ve 850-900 kg’dır. Nubya keçisi, Keçilerin Jerseyi olarak isimlendirilmektedir. Döl verimleri de çok yüksek olup yılda iki kez oğlaklama vardır ve oğlaklama başına da çoğuz doğum yaparlar.

Malta Keçisi: Malta keçisi de Akdeniz keçi ırklarındandır ve bu adada Nubya ve Mursiye keçilerinin melezlenmesinden elde edilmiştir. Akdeniz iklim koşullarına çok iyi uyum yaptıklarından bu bölgedeki ülkelerde saf veya melez olarak yetiştiriciliği yapılmaktadır.Yürüme yetenekleri iyi olmadıkları için genellikle 3-5 başlık gruplar şeklinde ağıl, avlu ve bahçelerde yetiştirilmektedirler.Malta keçilerinde laktasyon süresi yaklaşık 180 gün, süt verimleri ise 500-600 kg arasındadır. Döl verimleri ise çok yüksektir

Çeşitli et keçisi ırkları olmakla birlikte en fazla tanınmış olanı Boer keçisidir.Vücut beyaz renkli olup baş ve boyunları kırmızı/kızıl renklidir. Boer keçileri, tropik ve yarı tropik iklim ve mera koşullarına çok iyi uyum göstermektedirler.Barbari, Kambing Katjang, Jamunapari,moutou,beetal

Lif Keçisi Irkları

Bu grupta esas olarak Keşmir keçisi ırkları ve Ankara keçisi bulunmaktadır. Ankara keçisinden tiftik lifi, keşmir keçisinden keşmir lifi üretilmektedir.

Dünyada keşmir üretimi sırasıyla Çin, Moğolistan ve İran tarafından gerçekleştirilmektedir.

Türkiye Yerli Keçi Irkları

Türkiye’de esas olarak üretilen ırklar şunlardır;

Kıl Keçisi: Farklı iklim, çevre ve yetiştirme koşullarına iyi uyum sağlamış olduğundan tüm bölgelerde bulunmakla birlikte çoğunlukla, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu, Ortadoğu Anadolu ve Ege bölgelerinde yetiştirilmektedir. Renk siyah olduğu için halk arasında kara keçi olarak da bilinir.

Ankara Keçisi: Öncelikli olarak Güney Afrika ve Amerika olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde yetiştirilmektedir. Vücut yapıları ufak ve başın yandan görünüşü düzdür. Kas ve kemik gelişimi iyi olmamasına karşın yürüme yeteneği çok iyidir. Beslenmeleri esas olarak merada otlatmaya dayalı olduğundan bu özellikleri büyük avantaj sağlamaktadır. Vücut rengi esas olarak beyazdır. Ankara keçisinin esas verimi tiftiktir (Mohair).

Kilis Keçisi: Esas olarak Hatay, Gaziantep, Kilis ve Urfa illeri dolaylarında yetiştirilmektedir. Genellikle 2-10 başlık gruplar halinde bağ ve bahçe çevresinde aile işletmeleri tarafından yetiştirilirler. Bu ırkın süt verimi Türkiye yerli keçi ırkları içerisinde en yüksektir.Vücutları çok uzundur.

Gebelik: Keçilerde gebelik süresi 144-154 gün arasında değişir ve ortalama 5 ay olarak kabul edilir.

Lif üretimi:

Dünyada tekstil sanayinin istediği kalitedeki tiftik üretimi esas olarak Güney Afrika ve Amerika tarafından gerçekleştirilirken, keşmir üretimi sırasıyla Çin, Moğolistan ve İran tarafından gerçekleştirilmektedir.

Et Üretimi

Gelişmekte olan ülkelerde keçi eti üretimi genel olarak 8-12 haftalık oğlaklardan, 1-2 yaşlı genç keçilerden ve 2-6 yaşlı keçilerden olmak üzere üç kaynaktan sağlanmaktadır.

TAVUK YETİŞTİRME

Tavuk Irkları

Kesin olmamakla birlikte M.Ö. 2000 yıllarında tavuğun evcilleştirilmiş olabileceği düşünülmektedir. Gerek et, gerekse yumurta verimi yönünde kullanılmakta olan tavuklar Saf ırklar ve Hibritler Olmak üzere iki grup altında toplanabilir.

Saf Irklar

Saf ırklar da kendi içinde üç gruba ayrılmaktadır.

  1. Etçi ırklar: Bu ırklardan en önemlisi Cornish ırkıdır. SUssex, Orpington, Dorking, Australorp) Bu ırk İngiliz ırklarının en tanınmış ve en yaygın olanıdır. Kısa bacaklıdırlar. Göğüs ve butlar ile kasların gelişimi gayet iyi durumdadır. Yumurta verimleri düşük olup yılda 100-120 adettir. Canlı ağırlık; horozlarda 4.8 kg, tavuklarda 3.6 kg kadardır.

  2. Yumurtacı ırklar: Yumurtacı ırkların en önemlisi Akdeniz kökenli Leghornlardır. eghorn, Minorca, Ancona) Bütün dünyada yumurtacı yönüyle tanınan bu ırkın, ortalama canlı ağırlıkları tavuklarda 2 kg, horozlarda 2.5-3 kg’dır. Farklı çevre koşullarına uyum yeteneği yüksek olan bir ırktır. Yılda 250-270 adet yumurta vermektedirler. .

  3. Kombine ırklar: Bu saf ırklar Amerika kökenli olup, yumurta-et kombine verim yönlüdürler. Ortalama canlı ağırlıkları horozlarda 3.9 kg, tavuklarda 2.9kg civarındadır. En önemlileri New Hampshire, Plymouth Rock ve Rhode Island Red ırklarıdır.

Hibritler

Genetik yapı bakımından birbirinden farklı olan ebeveyn hatların çiftleştirilmeleri ile elde edilen ve ebeveynlerine göre daha yüksek verimli, yaşama gücü yüksek olan döllere hibrit denmektedir.Hibrit döllerin ebeveyn hatlarından devamlı elde edilmeleri gerekir. Günümüzde ticari işletmelerde artık tamamen hibrit döller üretimde kullanılmaktadır.

Tavuğun Biyolojik Yapısı

  • Tavuklar sıcakkanlı, yüksek metabolizma hızına sahip canlılardır.

  • Kalp atış hızı oldukça yüksektir ve bazen dakikadaki atış sayısı 300'ü geçebilir.

  • Tavuklarda ter bezleri bulunmadığından vücut sıcaklığı solunum ile dengelenir.

  • Vücut sıcaklığı değişkenlik göstererek 40.6-41.7°C’ler arasında seyreder.

Tavuğun Dış Yapısı

  • Tavuğun vücudu pulcuklarla kaplıdır.

  • Baş kısmında ibik, gaga, kulakçık, sakal ve boyun atkı tüyleri vardır.

  • Kuyruk kısmında bulunan yağ bezi, derinin tek salgı bezidir. Bu madde ile yağlanan tüyler (gagası yardımıyla) vücudun ıslanmasını önlediği gibi sıcaklığının korunmasında da rol oynar.

İskelet Sistemi

Tavuğun iskelet sistemi, uzamış veya kaynaşmış kemiklerden oluşur.

Kanatlı iskeletinde görülen en önemli farklılıklar şunlardır:.

Daha az kemik oranı,•Çok sayıda kaynamış kemiklerin bulunması,•Kemiklerin mineral kapsamının daha yüksek olması,•İçerisinde ilik yerine hava ile dolu kemiklerin bulunması.





Sindirim Sistemi

  • Kanatlı hayvanların sindirim sistemi gaga ve ağız boşluğu ile başlar ve ürogenital yolla birleşerek kloakla son bulur.

  • Bu sisteme dahil organlar; gaga, ağız, yemek borusu, kursak, bezel mide, taşlık, ince barsak, kör barsak, kalın bağırsak ve kloaktır.

  • karaciğer ve pankreas da sindirime yardımcı organlardır.

Boşaltım Sistemi

  • Boşaltım sistemi, bir çift böbrek ve her böbrekten çıkan, idrarı kloaka taşıyan üreterlerden ibarettir.

  • Kanatlılarda sidik torbası bulunmaz.

  • Koaka gelen idrar, kalın bağırsaktan atılan dışkı ile karışır.

Üreme Sistemi

Horozlarda üreme sistemi

  • Üreme sistemini testisler, spermayı nakleden ductus deferens denen bir çift kanal, üreterler ve çiftleşme organı (fallus) oluşturur.

  • Testisler vücut boşluğunun sırt tarafında, böbreklerin ve karaciğerin üst kısmında, akciğerlerin alt kısmında yer almış yan yana iki adettir.

Tavuklarda üreme sistemi

  • Her bir yumurta bir ovum (yumurta sarısı) taşır ve tavuğun vücudunda iken döllenerek embriyo gelişmesi başlayabilir.

  • Tavuk sperma ile tohumlansın veya tohumlanmasın sürekli olarak yumurtlar ve tohumlanmanın gerçekleşmesi veya olmaması yumurtlanan yumurta sayısını etkilemez.

  • Yumurta tavukları bir günde birden fazla yumurta yumurtlayamaz.Yumurta kanalı İnfundibulum, Magnum, İstmus, Uterus ve Vajina olmak üzere beş ana bölgeden oluşur.

Kuluçka Koşulları:

Kuluçka sürecine etki eden faktörler aşağıda kısaca açıklanmıştır. Sıcaklık:Gelişim devresinde en uygun sıcaklık 37.5-37.8°C iken son üç günlük çıkış döneminde 36.9-37.2°C civarındadır.

Nem:Nispi nem gelişim döneminde %55-60, çıkışta ise %70’dir.

Havalandırma:Makinenin her bölgesinde eşit çevre koşullarının sağlanması amacıyla uygulanır.

Çevirme:Kuluçkanın ilk 18 günlük döneminde otomatik olarak 45 açıyla saatte bir defa yapılır.

Kuluçka Sonuçlarının Değerlendirilmesi

Kuluçka randımanı:Kuluçkaya konulan yumurtalardan elde edilen canlı civciv oranı.

Döllük oranı:Kuluçka makinasına konulan yumurtalardan döllü olanlarının oranıdır.

Çıkış gücü:Döllü yumurtalardan elde edilen canlı civciv oranı.

Yumurta Tavukçuluğu

Yumurta tavukçuluğunda; ilk 6 haftalık dönem civciv dönemi, 7 ile 18. hafta arasındaki dönem piliç (gelişme) dönemi ve 19. haftadan sonraki dönem ise tavuk (yumurtlama) dönemi olarak kabul edilmektedir

Etlik Piliç Yetiştirme İşlem Basamakları

Kümes hazırlığı ve civcivlerin yerleştirilmesi

Yerleşim sıklığı Aydınlatma Su ve suluklar Yemleme ve yemlikler

Üretimin değerlendirilmesi

  • Civcivler kümese gelmeden mevsime bağlı olarak 24-48 saat önce kümes ısıtılmaya başlanmalıdır. Böylece civcivler kümese geldiğinde altlık ısınmış ve kümes sıcaklığı da istenilen seviyede olacaktır. Kümes içi sıcaklık ilkgün civciv seviyesinde 32-34° olmalıdır. Civcivler büyüdükçe hava sıcaklığı ve iklime bağlı olarak kümes içi sıcaklığı yaklaşık 21°C’ye ulaşıncaya kadar her hafta 3°C kadar azaltılır.

  • Yarka: 12-16 haftalık yaşta yumurtlamamış dişi tavuk

  • Büyütme döneminde sabit ya da artmayan, üretim dönemine geçişte ışıkta artış sağlanması yanında üretim sonuna kadar ışığın azalmaması konusunda dikkat edilmelidir. Genel olarak büyütme döneminde 8 saat aydınlık 16 saat karanlık faz, üretim döneminde ise 14-16 saat aydınlık 8-10 saat karanlık faz uygulanmaktadır.

  • Yumurta tavukları için yumurta verimi bakımından en uygun kümes içi sıcaklığı 15 ile 18°C arasıdır. Yem tüketimi bakımından ise, en uygun sıcaklık 18-24°C arasıdır. Dolayısıyla yumurta 15-20°C’ler arası olmaktadır.

Arı Yetiştirme

Bal Arısı Türleri ve Irkları

Bal arısı türleri:Dünyada Apis cinsine ait 4 bal arısı türü tanımlanmıştır: A. florea, A. dorsata, A. ceranave A. mellifera’dır.

Bunlardan ilk üçü Güneydoğu Asya’da, sonuncusu da diğer kıtalarda yaşamaktadır.A. floreaküçük ağaç ve çalı dallarına, A. dorsata ise yüksek ağaç dallarına ördükleri tek petek üzerinde yaşarlar.

A. cerana(Doğu bal arısı),A. Mellifera(Batı bal arısı)’ya çok benzer ve küçük koloniler halinde kovuklarda çok petekli yuvalarında yaşarlar. A. Mellifera, tüm dünyaya yayılmış olan, yönetilebilir özelliği olan ve arıcılık deyince ilk akla gelen türdür.

  • Aynı coğrafik ırk içinde farklı ekolojik koşullara uyum sağlamış tiplere ekotip denir.

  • Arı Uzayı: Kapalı ortamda petekler üzerinde yaşayan bal arıları petekleri birbirlerine paralel ve sabit uzaklıkta olacak şekilde örerler. Böylece hem tüm karşılıklı petek yüzeyleri hem de petekler ile kovan iç yüzeyi arasında sabit uzaklık bulunur. Yaklaşık 1 cm (3/8 inç) olan bu uzaklık arı uzayı olarak tanımlanır.

  • Temel petek: Bal arılarının üzerine düzgün petek örmelerini sağlamak için kullanılan her iki yüzeyi altıgen petek gözleri baskılı ince balmumu levhadır.



Dünya üzerinde 26 coğrafik bal arısı ırkı ya da alttürü saptanmıştır.

Bunlar 4 soy grubuna dağılmışlardır:

1.Yakın Doğu

2.Tropikal Afrika

3.Batı Akdeniz ve Kuzeybatı Avrupa

4.Orta Akdeniz ve Güneydoğu Avrupa

Ekonomik ırklar;

İtalyan arısı (A. m. ligustica): Anayurdu İtalya olan bu ırk sarı kitin, sarı vücut kılı ve ince uzun abdomeni ile tanınır. Petek üzerinde sakinliği, hızlı ve yıl boyu üreme özelliği ile Akdeniz ekolojisinde büyük koloniler oluşturur.

Esmer arı (A. m mellifera): Anayurdu Alpler’in kuzey ve batısında kalan Avrupa toprakları olan bu ırk, kısa dili, iri ve geniş abdomeni, çok esmer kitin rengi ve uzun kıl örtüsü ile tanınır. Açık havada sinirli ve hareketli oluşu, oğul eğiliminin düşük olması, yavru hastalıklarına duyarlı olması gibi kötü özellikleri bu ırka ilgiyi azaltmıştır.

Karniyol arısı (A. m. carnica): Ana Yurdu Avustralya Alpleri’nin güneyi ve Balkanların kuzeyi olan bu ırk, ince uzun abdomeni, uzun dili, kısa ve yoğun kıl örtüsü, gri-kahve kitin rengi ve sakin davranışı ile tanınır.

Kafkas arısı (A. m. caucasica): Anayurdu Kafkasya olan bu ırk, görünüş olarak karniyon arısına benzer, en uzun dile sahip bal arısı olarak tanınırlar. Ancak propolisi çok kullanması ve koyu renkli petek üretmesi kötü özelliklerindendir.

Yerli ırklar;en önemlileri Anadolu ve İran arılarıdır.

Anadolu arısı (A. m. Anatolica), ekonomik ırklara göre biraz hırçındır, kışlama yeteneği üstündür, Kafkas arısı kadar olmasa da propolisi çok kullanır, yağmacılık ve şaşırma eğilimi yoktur, besin stokunu oldukça tutumlu kullanır, yön belirleme yeteneği çok gelişmiştir ve ana arılarının yaşam süresi uzundur.

En kısa dilli bal arısı olarak bilinen Mısır arısı ile en uzun dilli Kafkas arısı arasında dil uzunluğu bakımından 1.7 mm fark ölçülmüştür.

Koloni yaşamının düzgün ve verimli sürmesi için işçi arılar tarafından yapılması gereken başlıca işler şunlardır;

  1. petek gözlerini temizleme ve yavrulu petek gözlerini sıralama (pupa dönemine geçecek larvaların bulunduğu petek gözlerini balmumu ve propolis karışımı ile, olgunlaştırılmış balın bulunduğu petek gözlerini ise balmumu ile kapatma işlemi),

  2. yavru ve ana arının bakım ve beslenmesi,

  3. tarlacı arılardan nektarı alma ve olgunlaştırma,

  4. petek gözlerine poleni paketleme, petek örme ve kovan içi temizlik işleri.

Genel olarak işçi arıların fizyolojik yaşa bağlı gelişme durumları hangi işin yapılacağını belirler. Bu işler şöyle sınıflandırılabilir:

Petek gözlerinin temizlenmesi; ergin çıkıştan 3 günlük yaşa kadar olan işçi arılar

Yaşlı larvaların bakım ve beslenmesi; 3-6 günlük işçi arılar

Genç larvaların bakım ve beslenmesi; 6-13 günlük işçi arılar

Besin işleme ve balmumu salgılama; 13-18 günlük işçi arılar

Kovan havalandırma ve koruma; 18-21 günlük işçi arılar

Tarlacılık (nektar, polen, propolis ve su toplama ve taşıma); 3 haftalıktan daha yaşlı işçi arılar.

Arıcılık sistemleri iki tiptir:

  1. Sabit arıcılık; kovanların yeri değiştirilmeden yıl boyu aynı çevrede kaldığı ve genellikle mevsim sonunda olmak üzere yılda bir kez ürünün hasat edildiği arıcılık biçimidir.

  2. Gezginci arıcılık; kolonilerin iklim koşullarına ve yükseltiye bağlı olarak ortaya çıkan nektar ve polen kaynaklarına taşınmasıdır. Yıl içinde birden fazla bal hasadı yapılabilir. Türkiye arıcılığın büyük bölümü gezginci işletmelerde yapılmaktadır.

Bal Arısı Ürünleri

Bal: Bal arılarının bitki çiçeklerindeki nektar bezlerinden salgılanan nektarı toplama, işleme ve petek gözlerinde depolama işlemlerinden geçirerek ürettikleri tatlı ve kıvamlı bir besindir. Salgı balı, bitki özsuyu ile beslenen kimi böceklerin tatlı olan sindirim artıklarının arılar tarafından toplanıp peteklerde depolanarak işlenmiş halidir. Dünyada en çok Türkiye’de üretilen çam balı salgı balı sınıfındandır.Doymuş bir eriyik olan balın zaman içinde glikozun eriyikten ayrılarak açığa çıkması sonucu granül hal almasına granülasyon(şekerlenme)denir. Granülasyon balın niteliğini bozmaz ve herhangi bir özellik kaybına yol açmaz.Balda bulunan şekere dayanıklı mayaların glikoz ve früktozu parçalayarak önce alkol ve karbondioksit, sonra da alkolün oksijen ile birleşmesi sonucu asetik asit ve suyun ortama çıkması fermantasyon(ekşime)olarak tanımlanır. Bal, olgunlaşmış olarak 10°C’nin altında ve karanlıkta koku, renk, tat, besin değeri gibi özelliklerini koruyarak uzun süre saklanabilir.

Balmumu: İşçi arılar tarafından salgılanan gerçek mumdur. Temel petek yapımının yanı sıra kozmetik, mum, ilaç, mobilya, deri ve gıda sanayilerinin önemli girdilerinden biridir.

Polen: Çiçekli bitkilerin erkek üreme hücreleridir. Arılar tarafından toplanan polen, protein, yağ, mineraller ve vitaminler bakımından zengin bir madde olarak arılarda büyüme ve üremenin yapı taşıdır.

Propolis: Arıların bitkilerden, özellikle çiçek ve yaprak tomurcuklarından topladıkları ve kovanda biriktirerek çeşitli amaçlar için kullandıkları reçinemsi bir maddedir ve arılar kovan çatlaklarını onarmak, kışa girerken kovan girişini daraltmak için kullanırlar.

Arısütü: Arıların yavru ve ana arıları beslemek üzere bal ve polen tüketerek salgıladıkları besleyici değeri yüksek, kıvamlı, ince granüllü, süt beyazı rengi olan jöle benzeri bir üründür

Arı zehiri: İşçi arıların gelişimi ile salgılanır ve arıların savunma aracıdır.

Bal Arısı Hastalık ve Zararlıları

Bal arısı kolonilerini olumsuz etkileyen hastalıklar iki grupta incelenir:

Yavru hastalıkları; Bakteri hastalıkları olan Amerikan ve Avrupa yavru çürüklükleri, mantar hastalıkları olan kireç ve taş hastalıkları ile virüs hastalıkları olan tulumsu çürüklük bu gruptadır

.•Ergin hastalıkları; Apis adında bir protozoanın neden olduğu nosema-Hastalığın başlıca belirtileri kanatların düşmesi, karnın uzaması ve sokma içgüdüsünün kaybolmasıdır.

bir akar bulaşıklığı olan akarioz ve viral olan arı felci hastalıkları bu gruptadır. Yavru ve ergin arıların heolonfini emerek zarar veren bir dış parazit olan varroraise bir dönem tüm dünya arıcılığını tehdit etmiştir. Varroa ile bilinen tek savaşım yöntemi ilaç kullanmaktır. Bugün kontakt ve sistemik etkili birçok ilaç üretilmekte ve kullanılmaktadır. Bu ilaçların bal yolu ile insan sağlığına etkilerinden endişe edilmektedir. Ancak, ilaçların etkili olabilmesi için kovanda hiç ya da çok az yavru bulunduğu zamanda, diğer bir deyişle geç sonbaharda ya da erken ilkbaharda yavrunun ve balın bulunmadığı zamanda kullanılması gerekir. Bu dönemler mevsim olarak bal hasadı sonrası ve yeni ürün öncesidir

İPEK BÖCEĞİ

  • Dünya ipek üretiminin yüzde 95’idut yaprağı ile beslenen Bombyx mori türü ipekböceği üretimiyle karşılanmaktadır.

Cinsiyet ayrımı,

larva, pupa ve kelebek evrelerinde yapılabilmektedir. Larva evresinde cinsiyet ayrımı 5. yaşın sonlarına doğru 8. ve 9. karın halkalarındaki işaretlere göre yapılır. Dişilerde her halkada bulunan birer çift İshiwata bezi ve erkeklerde aynı iki segment arasında süt beyazı renginde nokta halinde bulunan Herold bezi cinsiyet belirlemede kullanılır. Krizalit evrede son iki karın halkasının bağlantı biçimi belirleyicidir. Erkeklerde bu bağlantı düz bir hat iken dişilerde “M” harfine benzemektedir. Kelebekler ise yapılarından ve hareketlerinden kolayca tanınırlar. Dişi kelebekler yayvan karınlı, iri ve hareketsizdirler. Erkek kelebekler ise kıvrık ince karınlı, küçük yapılı ve çok hareketlidirler.

  • İpek böceği erkeklerinde aynı iki segment arasında süt beyazı renginde nokta halinde bulunan ..... Herold bezi, dişilerde her halkada bulunan birer çift İshiwata bezi.......... cinsiyet ayrımında kullanılır"

Dünyada ticari olarak dört çeşit ipek üretildiği bilinmektedir. Bunlar;•Dut ipeği•Eri ipeği•Tasar ipeği•Muga ipeğidir.

  • İpekböceklerinin bir yıl içerisinde verdikleri generasyon sayısı voltinizm özelliğidir. Buna göre; univoltin ırklar ilkbaharda yumurtadan çıktıktan sonra larva ve krizalit evrelerini tamamlayarak kozadan kelebek olarak çıkıp çiftleşerek yumurtlarlar. Bu yumurtalar diyapoza (embriyoda gelişmenin olmadığı yumurtlama evresi) girerek sonraki ilkbahara kadar durgun kalırlar.

  • Bivoltinlerde ise birinci generasyon yumurtaları diyapoza girmeden 10-12 gün süren kuluçka döneminden sonra ikinci generasyona geçerler. Bu generasyonun yumurtaları diyopoza girerek gelecek ilkbahara kadar durgun kalırlar.

  • Multivoltin ırklarda ise diyapoz özelliği bulunmamaktadır ve generasyonlar ard arda gelerek yılda 7-8 generasyon verirler.

  • İpekböcekleri; yumurta, larva ve pupa evrelerini geçirdikten sonra ergin kelebek halinde kozadan çıkarlar. Irk özelliklerine ve iklim koşullarına bağlı olarak genellikle bu devreler toplam 6-8 hafta sürer.

  • Tohum da denilen ipekböceği yumurtaları, daha önce de belirtildiği gibi kışlayan (ünivoltin) ve kışlamayan (multivoltin) olmak üzere iki sınıfa ayrılmaktadır.

  • İlk yumurtladıklarında saman sarısı kabuk rengindedir, döllülük durumuna göre 48 saat içerisinde ırk özelliği olarak kabuk rengi olan koyu gri ya da koyu yeşil rengi alırlar.

  • İpekböceğinde larva devresi yumurtadan çıkışla başlar ve mevsime bağlı olarak 24-28 gün sonra koza örümüne kadar sürer. Bu devre yaş ve uyku dönemleri olarak ayrılır ve 5 yaş ve 4 uykulu olan ipekböceği ırkları ticari yetiştiriciliğe uygundur.

  • İpekböceği larvası koza örüm olgunluğuna ulaştığında beslenmeyi durdurarak besleme alanından kenarlara doğru hareket eder ve koza örebileceği bir yer arar.

  • Koza örümü genellikle 48-72 saat içerisinde tamamlanır.

  • Larva bundan sonra değişim gösterir ve krizalit (pupa) evreye geçer. Krizalit devresi 10-14 gün sürer salgılanan alkali bir madde ile koza delinir, kelebek olarak çıkar.

  • Kelebek evresi ise 3-10 gündür. Bu sürede kelebekler beslenemez ve uçamaz. Çıkar çıkmaz çiftleşen kelebeklerden dişiler yumurtlarlar. Multivoltin kelebekler ortalama 400 adet, uni(1 döl) ve bivoltinler(iki döl) ise 500-600 adet yumurta yumurtlarlar.

Üretim Tohumu Üreten Damızlıkçı Kuruluşlarda Yapılan İşler

Türkiye’de koza üretiminde hibrit tohum kullanılması esastır. Hibritlerin üstünlükleri şöyle sıralanabilir:

1.Larva dönemi daha kısadır.

2.Yaprak-koza oranı düşüktür.

3.Yaşama gücü yüksektir.

4.Koza Ağırlığı ve ipek verimi yüksektir.

5.İpek lifi dayanıklıdır.

6.Kozalar şekil ve büyüklük bakımından daha çok birbirine benzemektedir.

  • Türkiye’de koza üretiminde kullanılacak hibrit tohumların üretilmesi yetkisi, yasalarla, yalnız “İpekböcekçiliği Araştırma Enstitüsü’ne ve Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği”ne (Kozabirlik) verilmiştir.

  • Yumurtlamasını tamamlayan dişi kelebekler 60°C sıcaklıkta kurutulur ve bazı hastalık testlerine tabi tutulur. Bu amaçla kese, tava ve Japon Baraj Testlerinden biri kullanılır.

Kese Testi; yumurtlatılan damızlık kelebeklerin tek tek incelenmesinde,

Tava Testi; yumurtlatılan 10-20 adet kelebeğin oluşturduğu grupların incelenmesinde kullanılır. Bu testlerde hastalık bulunan kelebeğe ya da gruba ait yumurtaların tümü imha edilir. Üretim tohumlarının kitlesel üretilmesinde kullanılan çok sayıda kelebeğin toplu incelenmesi olan

Japon Baraj Testinde ise anaç gruplar örnek büyüklüğüne göre önceden saptanmış tolerans sınırları ile kıyaslanır. Öngörülen düzeyin üzerinde bir bulaşıklık durumunda tüm örnek yok edilerek bulaşık yumurtaların üretime sokulması önlenmelidir.

İpekböceği yetiştiriciliğinde kullanılan donanım son derece ucuz ve basittir. Bir yetiştirme döngüsünde kullanılan gereçler şunlardır:

a.Isıtma ve nemlendirme düzeneğib.Termometre ve higrometrec.Kuluçka donanımıd.Kerevetlere.Besleme tablaları.Yaprak kıyma bıçakları.Tüy ve çubuklarh.Yaprak sandığı.Temizlik ağları ve askılar

Yumurta içerisindeki embriyonun gelişmesi ve canlı çıkması için belli koşulların sağlanması gerekir. Kuluçka döneminde, ipekböceği yumurtaları için 24-25 °C sıcaklık, % 80-85 nem, havalandırma ve parlak olmayan bir aydınlatma optimum koşulları.

Larva dönemi boyunca sıcaklık, nem, hava, ışık ve yaprak niteliği koza ve ipek verimini doğrudan etkilemektedir. İlk yaşlar için ortam sıcaklığı 25-26 °C ve nem düzeyi % 80-85 arasında tutulmalıdır. Son yaşlarda ise 22-25 °C ve % 65-80 düzeylerinde sağlanmalıdır.

Küne; ölü böcekler, kurumuş artık yapraklar, deri artıkları ve dışkıdan oluşan ipekböceği altlığıdır. Organik özellikte olması nedeni ile fermente olmakta ve mikroorganizmalar için uygun bir ortam oluşturmaktadır. Bu nedenle birçok kez temizlenmesi gerekmektedir.

Askı Çeşitleri, Askılama ve Koza

Askı, gelişmesini tamamlamış ipekböceklerinin sonraki değişim evresine geçmek üzere hazırladıkları kozalarını örmek üzere tutundukları malzemedir. Türkiye’de kullanılan askılar;

İlkel askılar; iki tel arasına yerleştirilen hububat saplarının bükülmesiyle hazırlanan çok ayaklı askılardır. Püren, katırtırnağı, hardal, su servisi gibi ince ve çok dallı bitkiler de bu amaçla kullanılmaktadır.

Döner çerçeveli askılar; eşit büyüklükteki gözlerden oluşur. Islah amaçlı çalışmalar ve küçük ölçekli üretimler için uygundur.

Plastik ondulin askılar; pratik, dayanıklı, nitelikli koza verimine sahip, hatalı koza oranı düşük askılardır.

Askıya tutunduktan sonra Koza örümü döneminde ortam sıcaklığının 22 °C ve nemin % 60-70 düzeylerinde olması ve böceklerin rahatsız edilmemeleri gerekmektedir.

Kozadan kopuksuz ipek lifi elde edebilmek amacıyla koza içerisindeki pupanın uygun tekniklerle öldürülmesi işlemi koza boğma işlemidir.

Koza boğmanın amacı: Kozadan kopuksuz ipek lifi elde edebilmektir.





Koza; koza pamuğu, koza gömleği ve tava dibi katmanlarından oluşur. İpek lifi koza pamuğu koza içerisinde krizalitin ayrıldığı noktaya kadar süreklidir. Koza pamuğu, böceğin askıya tutunmak amacıyla salgıladığı karışık ve çekilemeyen katmandır ve kozanın % 2’si kadardır.

Tava dibi ise kozanın ipek çekilemeyen, böceği saran en iç katmanıdır ve kozanın yüzde 2-3 kadardır.

Koza gömleği, asıl ipek çekilen koza katmanıdır.

Koza Kabuk oranı olarak da adlandırılan bu özelliğin, doğru yetiştiricilik uygulamaları sonrasında beklenen düzeyi % 20-23’tür.

Kozanın ipek veriminin ölçüsü ise ipek zenginliği olarak tanımlanır. İyi nitelikli bir koza gömleğinin çekilebilirliği % 80-85 olmalıdır.

ipek Lifinin Yapısı ve İşlenmesi

Koza gömleğinden çekilen ipek lifinin uzunluğu 1.000-1.400 m arasında değişebilir. İpek lifi, böceğin sindirim kanalının iki yanında yer alan ipek bezlerinden salgılanır.Kozanın yumuşatılması ile çekilebilirlik kazanan ipek lifi çekim sonrasında ya serisinli, sert dokulu olarak ham ipek, ya da pişirme işlemi ile serisinin uzaklaştırılması sonucu elde edilen parlak, yumuşak dokulu pişmiş ipek şeklinde kullanılmaktadır.İpeğin pişirilmesinde zeytinyağından yapılmış saf sabun, kireçsiz su ve sodyum karbonatlı karışım kullanılır ve ipek çileleri bu karışımda 30’ar dakika kaynatılarak serisin maddesi uzaklaştırılır.

Serisin ve fibroin ipek lifinin temel maddesi.



ÇIKMIŞ SORULAR

  1. İpek lifinin ana maddesİ FİBROİN.

  2. Denye'nin tanımı -ipek ipliğinin inceliğinin ölçüsüdür

  3. memeli çiftlik hayvanlarının eşeysel olgunluğa ulaşma zamanını doğrudan etkileyen faktörler: iklim koşullarıB)IrkD)Cinsiyet - beslenme düzeyi

  4. Birden fazla verimi esas alarak gerçekleştirilecek seleksiyon için en uygun yöntem aşağıdakilerden hangisidir? İNDEKS

  5. Bir popülasyonda toplam hayvan varlığıdeğişmeden bir yılda kesilebilen hayvanlarınoranına : KASAPLIK GÜÇ

  6. Yumurta tavuklarında kuluçka süresi: 21

  7. Türkiye yerli keçi ırkları içerisinde süt verimienyüksek olan - KİLİS

  8. yağsız, incekuyruklu Türkiye yerli koyun ırkıdır? Karayaka

  9. Koyunlarda ortalama gebelik süresi - 152



















































































































Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İçsel Pusula: KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME SANATI

TARLA BİTKİLERİ

Tabağından Ruhuna: Bütünsel Bir Arınma Ritüeli