5 Element ve Biz: Doğanın Ritmini Bedende Hissetmek
Geleneksel öğretilerde ve antik felsefelerde evrenin yapısını anlamlandırmak için kullanılan "Elementler" teorisi, kültürden kültüre farklılık gösterir. Bahsettiğiniz "Hava" ve "Su" hem Batı hem de Doğu sistemlerinde temel taşlardır. Ancak "5 Element" dediğimizde karşımıza iki ana ekol çıkar: Antik Yunan/Batı Ezoterizmi ve Geleneksel Çin Tıbbı (Wu Xing).
1. Batı ve Hint Geleneği (Dört Element + Eter)
Antik Yunan felsefesinde (Aristo ve Empedokles) madde dört ana elementten oluşur. Beşinci element ise ruhsal veya göksel olanı temsil eder.
İyilik hali kazanmana, sürdürmene rehberlik edecek nefes farkındalığını desteklemek için, nefesin tanımı ve egzersizlerde dikkat etmen gerekenler:
Doğru nefes anahtarlarından biri onu fark etmektir. Nefes yaşam dediğimiz kapının anahtarıdır. Yaşamın kapısını ilk nefesle açar, son nefisimizle kapatırız. Kapının içindeyken her anın, yaşadığımız her duygunun, attığımız her adımın bir nefes karşılığı vardır. Her biri nefesimizi etkiler ve nefesinizde onları yaşam boyunca en sadık dostumuzdur. Nefes her ne olursa olsun hep yanı başımızdadır. Yeter ki onu fark edelim💫🎀 ve rehberliğine izin verelim. Her bir nefes yeni bir başlangıçtır.💨Bizim görevimiz bu hediyeyi yaşam içinde hakkını vererek kullanmaktır. Komşudan baktığımızda nefes yaşamın kısa bir özetidir. İnsan olarak bir parçamız geçmişte bir parçamız, gelecekte gezinip durur. Dengemizin bozulduğu, odaklanamadığımız, keyif alamadığımız, üzgün olduğumuz zamanlarda sanki ruh bedenden ayrı hissederiz ya da bu ifadeyi kullanırız. Aslında şifamız rehberimiz... Odaklanıp, fark edeceğimiz...
Nefesin; fiziksel, ruhsal, zihinsel ve duygusal tepkilerimizin ana kontrol noktasında olduğunu hep hatırlamanızı öneririm. Nefesin derinliği, ritmi, şekli ve frekansı fiziksel ve ruhsal durumunuzla; her türlü iç ve dış etkiyle değişir. Hiçbir nefes bir öncekine ve sonrakine benzemez. Geçmişin ya da geleceğin nefesini alabilir miyiz? Hayır. Nefesiniz her zaman şimdiki anın içindedir ve nefes onu fark ettiğinizde, bilinçli olarak değiştirmeye niyet ettiğinizde kolaylıkla cevap verir.
Fizyolojik olarak nefes alışkanlığının değişimi otonom sistemi de dengeye getirir. Tarih boyunca, önemli şifacılar fiziksel, zihinsel ve ruhsal iyiliği sağlamak için nefesin gücünü kullanmışlardır. Temel bir yaklaşım farkı olarak doğu öğretileri, nefesin aydınlanma yolculuğuna rehberlik etmesini asıl fayda olarak görürken, batıda; ruhsal ve bedensel sağlık ana odak noktasıdır. Sadece nefes farkındalığın arttırarak düzenli nefes egzersizine ayıracağımız 10-15 dakika ile organizmanın bütüncül sağlığını destekleriz. Yaşam yolculuğunda nefesle hareket ederiz. Bu aracı kullanmak ve bakım mı yapmak isteriz yoksa arabayı garaja park etmek mi? Aracı kullanmak, nefesinizle tanışmak istiyorsak egzersize başlamadan önce dikkat edeceğimiz birkaç noktaya değinelim. Solunum ya da nefes egzersizleri medikal tedavinin alternatifi değil desteğidir. Özellikle bazı zorlayıcı nefes tekniklerini uygulamadan önce hekim görüşünü almakta fayda vardır. Egzersiz sırasında güvende rahat hissetmek alacağınız faydayı artırır. Kendinize bu anlamda hedef koymayın ve gerginlik olduğunda yargılamayın. Yargısız kalabilmek, rahat ve güvenli hissetmenize destek olur. Çalışma öncesi tuvalet ihtiyacınızı kontrol edin ve giderin. Her bir egzersiz başladığınız ilk gününü heyecanıyla, merakıyla yapın. Merak, beyinde protein sentezini tetikler ve yeni hücreler geliştirir ve sağlıklı yaşlanmaya destek olur.
Nefes egzersizleri boyunca zorlandığınızı hissettiğinizde, egzersizi bırakma özgürlüğünüzü hep hatırlayın. Temel prensip; asla solunum sıkıntısı ve nefes darlığı hissetmemektir. Bu nedenle uygulama sırasında aşırıya kaçmayın ve bedenden gelen sinyallere karşı açık olun. Çok hızlı ve derin nefes kullanıldığı egzersizlerde baş dönmesi veya sersemlik hissi oluşabilir. Bunu fark ettiğinizde zorlamayın, egzersizi sonlandırın ve normal nefese dönerek dinlenin. Kendinizi hazır hissettiğinizde tekrar başlayabilirsiniz. Bu kural tüm egzersizler için geçerlidir. İlk kez uygulayanlarda toksin atılımına bağlı kaşıntı, karıncalanma, ağırlık hissi oluşabilir. Aklınızda bulunsun; nefesinizin hızı ve derinliği fiziksel, duygusal ve zihinsel durumunuza, günün saatine, stres seviyenize göre değişkenlik gösterebilir. Her gün hatta her an farklıdır. Dün çok rahat yaptığınız bir egzersizi ertesi gün rahatlıkla yapamayabilirsiniz.
Rahat, temiz ve mümkünse her gün aynı yeri kullanın. Kendinizi rahat ve konforlu hissetmek önceliğiniz olsun. Telefonunuzu mutlaka sessiz moduna alın ya da kapatın ya da kendinizden uzaklaştırın. Yemek sonrası dolu bir mideyle egzersiz yapmayın. En az 2 saat bekleyin. Dolu mide, diyaframa ve akciğerlere baskı yaparak solunumu zorlaştırır. Çalışma sonrası su içmek için özellikle soğuksa 15 dakika bekleyin. Genel prensip olarak başlangıç aşamasında günde 5 dakika yeterlidir. Sisteminize yeni nefes değişikliklerini adapte olması için şans tanıyın. Bir ay sonra 15 dakikaya, 2-3 ay içerisinde 25 ve daha sonra kademeli olarak 45 dakikaya kadar çıkabilirsiniz.
Her gün 5 dakika nefes egzersizi yapmak haftanın bir günü bir saat yapmaktan çok daha faydalıdır.
Nefes tutma ile ilgili egzersizler başlangıç aşamasında zorlayabilir. Kendinizi zorlamayın. Kapasitenizi hemen arttırmaya çalışmayın. Yalnızca fiziksel olarak değil, zihinsel ve ruhsal olarakta uyum sürecine ihtiyacınız vardır. Nefes egzersizlerini günün her saat yapabilirsiniz. Bazı egzersizleri sabah yaptığınızda sizi tazeler ve yeniler. Akşam yaptığınızda ise gevşetip, sakinleştirerek uykuya hazırlar. Ancak en iyi egzersiz zamanı bedeni ve zihnin taze olduğu sabahın erken saatleridir. Her kültürde altın saat olarak kabul edilen gün doğumundan önceki bir, iki saat en uygun solunum egzersiz zamandır. Hamileler hiçbir nefes egzersizinde asla nefes tutmamalıdır. Nefes tutma kısımlarında almaya, vermeye devam edebilirler. Aslında en önemli nokta egzersizleri uygularken, doğru yapıp yapmadığınız konusundaki kaygıdır. Kaygı işi zorlaştırır rahat olun. Sisteminizde geçmişten kalan gerginlikleri karında, göğüste, belde, boyunda, boğazda hissedebilirsiniz. Her ne hissediyorsunuz izin verin ve her nefesle uzaklaşsınlar. Bunlar nefes egzersizlerini güvenli bir şekilde yapabilmeniz adına dikkate alınmanız gereken önerilerdi. Yer çekimine teslim edebileceğiniz sırt üstü yatar pozisyonunda dinlenmek üzere uzanın.
BENİM HARİKA Tüm Elementlere ulaştığım HOBİLERİM: Adım Adım Toprak, Kulaç Kulaç Su ile Doğada Dengeyi Bulmak

Yoga pratiğine yeni bir boyut kazandırmak ve suyun huzur verici etkisini deneyimlemek için SUP Yoga ile tanışın. Geleneksel yoga pratiğinin suyun üzerinde yapılması ile ortaya çıkan SUP Yoga, doğanın sakinleştirici etkisiyle beden ve zihin uyumunu daha derin bir seviyeye taşıyor. Bu yenilikçi yoga türü, dingin bir su üzerinde gerçekleşen seanslarla hem zihinsel hem de fiziksel dengeyi güçlendiriyor. Deniz, göl veya nehir gibi su kütlelerinde yapıldığında meditasyon ve farkındalık düzeyini artırarak stres ve kaygıyı azaltan bu yoga çeşidi, spor ve doğayı bir araya getiren benzersiz bir deneyim yaşatıyor.
Suyun Üzerinde Denge: SUP Yoga Nedir?
SUP Yoga, adını İngilizce "Stand Up Paddle Board" kelimelerinin baş harflerinden alan ve "ayakta kürek çekme" anlamına gelen bir yoga çeşididir. Bu yoga türü, geleneksel yoga pozlarını suyun üzerinde, genellikle bir paddle board üzerinde yapmayı içerirken; denge yeteneklerini güçlendirmeyi, beden ve zihin uyumunu artırmayı amaçlayan bir felsefeye sahiptir.
2000'li yılların başında Hawaii'de ortaya çıkan bu SUP Yoga, ünlü sörfçüler Laird Hamilton ve Dave Kalama tarafından popüler hale getirilmiştir. Doğa ve su ile iç içe yapılan bu yoga türü, alışılmış yoga metotlarından farklı olmasıyla kısa sürede dünyanın dört bir yanında yoga tutkunları tarafından benimsenmiş ve popüler hale gelmiştir.
SUP yoga, su üzerinde yapılması nedeniyle Hatha ve Vinyasa gibi yoga akışlarının farklı bir şekilde uygulanmasını gerektirir. Hatha akışının temel pozları, su üzerinde uygulandığında daha dikkatli ve yavaş yapılır. Bu da kasların daha fazla çalışmasını sağlar ve denge gereksinimini önemli ölçüde artırır. Vinyasa akışları ise su üzerinde daha akıcı ve ritmik bir şekilde uygulanır. Suyun hareketiyle uyum içinde yapılan bu akışlar, yoginin nefes ve hareket arasındaki uyumunu geliştirir, bedenin doğal ritmiyle uyum sağlamasını ve meditasyon durumuna geçişi destekler.
SUP yoga, karada yapılan yoga seanslarından birçok yönden ayrılır. Suyun üzerinde yoga yapmak, çevresel faktörlerin daha büyük bir rol oynaması anlamına gelir. Rüzgar, dalgalar ve suyun hareketi; her seansı benzersiz ve dinamik kılar. Bu, yoginin sürekli olarak çevresine uyum sağlamasını ve dikkatini dış etkenlere karşı keskin tutmasını gerektirir. Bunun yanı sıra suyun üzerinde yapılan yoga, suyun doğal ritmi ve sakinleştirici etkisiyle meditasyon ve farkındalık seviyesini artırır. Bu benzersiz deneyim, yoginin doğayla daha derin bir bağlantı kurmasına ve zihinsel huzur bulmasına yardımcı olur. Suyun üzerinde yapılan yoga pozları, karada yapılanlardan farklı olarak sürekli bir adaptasyon ve denge gerektirir. Bu da yoginin beden ve zihin uyumunu daha da derinleştirir.
Bu özel yoga tekniğini yapmak için geniş ve stabil bir paddle board ve kürek, temel ekipmanları oluşturur. Deniz, göl veya nehir gibi durgun ve temiz su kütleleri; SUP Yoga için ideal alanlardır. Bunun yanı sıra denge, yoganın temelini oluşturduğu için hava koşullarının uygun ve suyun sakin olması da oldukça önemlidir.
SUP Yoga'nın Faydaları: Beden ve Zihin İçin Suyun Gücü
SUP yoga zihinsel sağlık açısından da büyük faydalar sunar. Suyun üzerinde yapılan bu yoga felsefesi, meditasyon ve farkındalık pratiği için ideal bir ortam sağlar. Yoga pratiği sırasında suyun sakinleştirici etkisiyle birleşerek zihinsel dinginliği artırır, odaklanmayı güçlendirir ve içsel dengeyi destekler. Suyun dalgaları ve doğal ortamın huzur verici etkisi, stresi ve kaygıyı azaltır. Meditasyon ve derin nefes egzersizleri, suyun doğal ritmiyle uyum içinde gerçekleştirilir. Bu, zihinsel rahatlama sağlar. Çevresel uyaranların yoğunluğu, zihni anı yaşamaya ve dış dünyanın akışında kalmaya teşvik ederken farkındalık düzeyini artırır.
Doğayla derin bir bağlantı kurmak SUP Yoga'nın en önemli faydalarından biridir. Su üzerinde yapılan yoga seansları, doğanın sakinleştirici etkisini doğrudan deneyimlemeyi sağlar. Güneşin doğuşu veya batışı, dalgaların sesi ve hafif bir rüzgar gibi doğal unsurlar; yoga pratiğini daha zengin ve anlamlı kılar. Doğayla iç içe olmak, şehir hayatının stresinden uzaklaşmak ve doğanın iyileştirici gücünü hissetmek, SUP Yoga'nın en önemli noktalarından biridir. Doğanın iyileştirici gücü ve suyun sakinleştirici etkisiyle, SUP Yoga her seviyeden yoga tutkununa hitap ederken yoga pratiğini yeni bir boyuta taşır. Siz de SUP Yoga ile suyun üzerinde denge kurarak, içsel huzuru ve gücü keşfedebilirsiniz.
Doğa Yürüyüşü(Hiking)
- Yürüyüş rotasının belirlenmesi
- Yürüyüş rotasındaki kar durumu
- Yürüyüşte oluşabilecek tehlikeler
- Rotanın zorluk derecesi
- Rotanın uzunluğu
- Tahmini yürüyüş süresi
- Kullanılabilecek malzemeler
- Yürüyecek kişi sayısının belirlenmesi
- Yürüyüş rotasının seçimi ve detaylandırılması
- Ekipteki sporcu sayısının bilinmesi
- Yürüyüşün süresi
- Alınması gereken malzemeler (giysi, yiyecek ve teknik malzemeler)
- İlk yardım bilgisi ve ilk yardım seti
- Pusula, altimetre, GPS okuma bilgisi
- Hava raporunun alınması
- İnsan psikolojisi
- Dağ hastalıklarının bilinmesi
- Kış doğa yürüyüş botu: Kış doğa yürüyüş botu, Kışın yapacağımız etkinliklerde kullandığımız en önemli malzemelerden birisi yürüyüş botudur. Ayak bileğini kavrayan bir bot tercih edilmelidir. Botun yalıtımını sağlayan dış deri katmanı su geçirmez ve nefes alabilir. Etkinliğe ve ayak yapısına uygun bot seçimi yapılmalıdır. Tüm bağcıklar bağlandıktan sonra parmak uçlarında ve topuk kısmında hafif boşluk kalmalıdır. Bot kış koşullarına göre çorapla giyilmelidir. Sert karda, sert tabanlı botlar seçilmelidir. Botun kullanım kılavuzu dikkatlice okunmalı ve bakımı yapılmalıdır.
- Su torbası: Kışın, yazın yürüyüşlerde çantamızdaki suyun donmaması için soğuktan korunması gerekir. Bu nedenle taşıyacağımız su torbasının/ su kabının yalıtımlısı olması gerekir. Kullandığınız su kabına termal kılıf veya kalın bir çorap geçirerek sağlayabilirsiniz. Son dönemlerde çeşitli firmalar ısı yalıtımlı suluklar üretmiştir.
- Sırt çantası: Günübirlik yürüyüşlerde yaklaşık 25-30 litrelik bir sırt çantası işimizi görecektir. Sırt çantasının ayarlama perlonları olmalı ve mutlaka bedenimize göre ayarlanabilir özellikte olmalıdır.
Kış için özellikle sırt çantalarının su geçirmez koruyucu kılıflarının olması gerekmektedir. Kolay ulaşılabilecek gözlerinin olması tercih edilebilir. Kış faaliyetlerinde daha canlı renkler kullanılması fark edilebilir olacaktır.
- İlk yardım seti: Yaz yürüyüşlerinden farklı olarak cep sobası ısıtıcı, acil durum battaniyesi gibi soğuktan kaynaklı rahatsızlıklara müdahale için bulundurulması gerekir.
- Harita / Pusula / GPS: Harita, yön ve rota bulmada kullanılacak ve ıslanmaması için koruyucu kılıf içinde taşınmalıdır.
Pusula, emniyet ipiyle uygun yerde taşınmalıdır.
GPS kötü hava şartları nedeniyle yeterli uydu bağlantısı sağlayamazsa vereceği bilgiler doğru olmayabilir ve düşük dereceli ısıda çalışmaz. Soğuk nedeniyle batarya çabuk bitebilir.
- Baton: Yürüyüş koşullarında baton kullanımı önemlidir, özellikle yürüyüşlerde ellerin donmaması için boyunun ayarlanması gerekir. Kişinin ellerinin kalp hizasından daha yukarda olmamasına dikkat edilir. Batonların tutacak yerleri metalden arınmış olarak bir yumuşak malzeme ile kaplı olması ve ellerimizin direkt olarak metale temas etmemesini sağlar. Batonların tutuşları ve doğru kullanımı önemlidir, tutulan yerindeki perlon bantların bileği çok sıkmaması ve uygun tutuş şeklinde kullanılması gerekir. Batonların karla temas edecek uçlarındaki kar paletlerinin geniş olması kara batmasını engelleyecektir.
- Bivak torbası: Kış yürüyüşlerinde hava şartlarının olumsuz olmasından veya gerekli bir durumda barınmayı sağlayan tuluma benzeyen, su geçirmeyen kumaştan üretilmiş torba şeklindeki malzemedir. Doğa yürüyüşünde planlı veya plansız bivak yapmak için size uygun bir bivak torbasının çantanızda olması gerekir.
- Termos: Kış yürüyüşlerinde kullanacağımız sıvının ısısını uzun süre muhafaza edebilen ve büyüklüğü amaca uygun olan su kaplarıdır. Doğa yürüyüşünde ısı yalıtımlı, termal, polar koruyucu kılıf veya kalın çorap geçirilmiş termos ile sıcak içecek ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.
- Tozluk: Kış yürüyüşlerinde botunuzun içine kar girmemesi için tozluk kullanımı zorunludur. Kullanacağımız tozlukların özellikle kışın su geçirmeyen ama soluma özelliği olan kumaşlardan üretilmiş olması tercih edilmelidir. Tozluklar, bacak ve ayak yapınıza, ayakkabı büyüklüğünüze uygun boy ve ölçüde seçilmelidir.
- Güneş gözlüğü: Gözlerimizi koruyacak, UV ışınlarını kesecek güneşli veya karlı havalarda gözlük kullanılması önemlidir. Karlı, Tipili, Fırtınalı ve sisli havalarda kış koşullarına uygun camları sabit veya değişebilen gözlük ve kar gözlüğü kullanılmalıdır.
- Kış yürüyüşlerinde güneş, rüzgâr ve kardan yansıyan ışınların cildimize zarar vermemesi için 30-50 uygun faktörlerde bir krem ile dudak koruyucu çantanızda olmalıdır.
- Ormanlık alanlarda yürüyüş: Kışın ormanlık alanda yürüyüş, bitki örtüsünün sıklığına ve kar örtüsünün yoğunluğuna göre zorluklar meydana getirir. Ağaçların üzerinde biriken kar kütlesinin toplu şekilde yürüyüş rotasına veya yürüyüşçünün üzerine düşmesi sonucu ciddi sakatlıklar olabilir. Ormanlık alanlarda yürürken, ağaç üzerindeki kar kütlelerine dikkat edilmelidir.
- Kayalık alanlarda yürüyüş: Kayalık zeminlerde ise kar örtüsünün kayaların üzerini kapatmasından dolayı ayakların kaya boşluklarına sıkışması sonucu sakatlıklar meydana gelebilir. Bu durumlarla karşılaşmamak için dikkatli yürünmek, düşen taşları takip etmek, hatta baton ile kontrol ederek ilerlemek gerekir.
- Gece şartlarında yürüyüş: Doğa koşullarında bazen gece yürümek zorunda kalabilirsiniz. Bu nedenlerden bazıları; Kışın çığ riskine karşı gece yola çıkmak gerekliliğinde, arama ve kurtarmada, etkinliğin güne sığmayacak şekilde uzun sürmesinde, gece yürüyüşü yapılabilir.
- Sisli havalarda yürüyüş: Kışın doğa yürüyüşlerinde zeminin karla kaplı olmasından dolayı özellikle sisli havalarda yön tayini zorlaşır. Bu durumlarda yapılan yürüyüşlerde görüş mesafesinin azalmasından dolayı ekipteki sporcuların birbirinden kopmadan yakın takip yapmaları gerekir. Zorunlu hallerde ip birliğine girmeleri uygun olur. Ekip liderinin böyle durumlarda yanında GPS cihazı bulundurması, yoksa yön tayini zorlaşacağı için izlerin kaybolmadan geri dönülmesi daha sonra oluşabilecek olumsuz durumların oluşumunu engellemiş olur. Ayrıca sisli havalarda düdük kişilerin birbirini kaybetmeleri durumunda yardımcı olacaktır.
- Yağışlı havalarda yürüyüş: Karın rüzgârla birleşip yürüyüşçülerin yüzüne çarpması ve yoğun kar savrulması meydana gelir. Görüş açısı daralır ve ekibin birbirini görmesi zorlaşacaktır. Ekip lideri bu konuda deneyimli değilse ekibini kaybedebilir. Ekiptekilerin kar gözlüğüne yapışan kar parçacıklarını sıkça temizlemek gerekir.
- Soğuk hava ve karlı zeminlerde yürüyüş: Kışın soğuk ve karlı zeminde yürüyüşlerde, ısının çok düşük olması nedeni ile ısı kaybına sebep olabilecek durumları engellemek için burun, kulak, el ve ayak parmakları gibi uzuvların iyi korunması için gerekli malzemelerin kullanılması gerekir. Uzun süre açıkta soğuğa maruz kalan uzuvlar donabilir. Doğa yürüyüşüne katılanların beklenmedik durumlarda kullanabileceği giysileri ve malzemeleri çantada bulundurmaları zorunludur. Mutlaka tozluk kullanın.
- Ekip yürüyüşlerinde tek sıra yürüyün ve önünüzdeki arkadaşınızın izine basın. Bu şekilde arkadaşınızın ağırlığı ile ezilmiş olan karın üstünde çok daha rahat bir yürüyüş yapma imkânınız olur.
- En öndeki yürüyüşçü bu avantajdan istifade edemez ve arkadakilere nazaran çok daha fazla yorulur. Bu nedenle öndeki yürüyüşçü belli aralıklarla değişmeli, karda iz açma performansa göre sırayla yapılmalıdır.
- Ayakkabınız su geçirmez olsa bile, derin karda ayak bileğinizden giren kar, kısa sürede ayaklarınızı ıslatır. Islanmakta soğuk havalarda ciddi bir tehlikedir. O nedenle mutlaka tozluk takın ve kara saplanan ayakkabınızın boğazından içeri kar girmesini engelleyin.
- Yürüyüş tekniklerini uygularken daha iyi bir denge için mutlaka yürüyüş batonu kullanın. Derin karda kullanacağınız batonların kar paletleri takılmış olsun. Doğa yürüyüşünde sizlere çıkışta, inişte ve yan geçişte kar paletli batonlar avantaj sağlayacaktır.
- Doğa yürüyüşünde bembeyaz bir doğa, hiç güneş ışığı olmasa bile sizi yaz güneşine maruz kalmışsınız gibi yakar. Mutlaka güneş gözlüğü, güneş kremi ve dudak koruyucu kullanın. Kardaki yansıma nedeniyle ışığın gözlerinize zarar vermemesi için UV filtreli gözlük kullanın. Açıkta kalan teninize uygun koruyucu güneş kremleri kullanın. Soğuğa maruz kalan dudaklarınızı korumak için dudak koruyucu kullanın.
- Yanınızda bir bivak taşıyın. Doğada bir şeylerin ters gitme olasılığı her zaman vardır. Bu kışın karda çok daha olasıdır. Bu nedenle günübirlik bir yürüyüş olsa bile, geceyi dışarıda, kar üstünde geçirmeye hazırlıklı olun. Bu nedenle de çantanızda size uygun bir bivak bulundurun.
- Karda kamp kurmak, normal zamanda kamp kurmaktan daha uzun zaman alır. O nedenle yürüyüşünüz bir günden uzun sürecek ve gece kamp da kuracaksanız, yürüyüşü erken sonlandırın ve hava kararmadan kampınız kurun.
- Kamp malzemeleri: Kışın kullanacağınız malzemeler kış şartlarına uygun seçilmelidir. Hava şartlarının aniden zorlaşacağı unutulmamalıdır.
- Çadır: Seçeceğimiz çadırlar rüzgâra ve kar yağışına dayanıklı olmalıdır. Mümkünse iki girişli / bagajı
- Uyku Tulumu: Kullanıldığı dolgu malzemesi ve şekline göre farklı türlerde uyku tulumlar bulunmaktadır. Kaz tüyü, elyaf ve hibrit olmak üzere dolgu malzemesine göre üç çeşit uyku tulumu vardır. Mumya ve kare, şeklinde uyku tulumu üretilmiştir. Seçeceğimiz uyku tulumun soğuğa karşı koruma özelliği yüksek, konfor derecesi en az -25, ıslandığında çabuk kuruyabilen özellikte olmasına dikkat edilmelidir. olan rahat kurulabilen dört mevsim bir çadır seçilmelidir.
- Mat: Uyku tulumu ile zemin arasına konularak yalıtım ve konfor sağlayan kamp malzemesidir. Çeşitli şekillerde ve ebatlarda köpük ve şişme mat olarak satılmaktadır. Matın ölçüleri sizin boy ve beden yapınıza uygun olmalıdır.
- Ocak, yakıt, pişirme seti: Kampta yemek ve sıcak su ihtiyacını karşılamak için kullanılan çeşitli ebat ve özelliklerde üretilmiş kamp malzemeleridir. Ocak, yapıt ve pişirme seti alırken az yer kaplaması, hafif olması ve kolay temizlenilir gibi özelliklere dikkat edilmelidir. Mutlaka çadır dışında ocak yakılmalı, kötü havalarda çadır girişinde ocak yakılabilir.
- Kar küreği: Karda çadır yeri açmak, kar toplamak, kar duvarı yapmak, zorlu hava şartlarında, kar mağarası ve kar korunağı gibi barınak yapmak, ana ve ara emniyet noktalarında kar plakası olarak kullanmak, çığda arama ve kurtarmalarda kullanmak için gerekli olan bir kamp malzemesidir.
- Çok rüzgâr alan yerlere kurulmamalıdır.
- Kışın çığ tehlikesi bulunan yerlere kurulmamalıdır.
- Ağaç altlarında çadır kurulmamalıdır.
- Mümkünse daha önceden kamp yapılmış alanlar tercih edilmelidir.
- Sağlam olmalı
- Basit olmalı
- Kolay atılabilmeli,
- İstenildiğinde kolayca çözülebilmeli
- Kendiliğinden çözülmemeli
- Estetik olmalı
- Su geçirmezlik ve nefes alabilirlik: Doğa yürüyüşünde kullanacağınız tüm giysilerinde su geçirmezlik ve nefes alabilirlik özelliği gerekli ve yerine göre vazgeçilmezdir. Kullandığınız giysilerin bu özelliğe sahip olması “su moleküllerinin dışarıda tutulması ve hava moleküllerinin (ter) dışarı çıkabilmeleri” anlamına gelmektedir. Nefes alabilirlik özelliği, dışarıdaki havanın içeriye gireceği anlamında değildir. Bu özellik ter kaynaklı hava buharının dışarıya atılabilme özelliğidir.
- İç katman: Teninizin üstüne giyilen kıyafetleri tanımlar. Bu katmanda kullandığınız kıyafetlerde, teri ve nemi dışarı atma özelliği bulunmalıdır ki böylelikle vücudumuzun kuru kalmasıyla gereksiz ısı kaybının önüne geçilmelidir. Kuruma özelliği yüksek ve ıslakken de, vücut ısımızı korumaya yardımcı olacak özellikleri bünyesinde bulundurmalıdır. Yürüyüşlerde sentetik olanlar esnek yapılarıyla daha kullanışlıdır. Buna rağmen yürüyüş sonunda yapılan kamplarda fazla güç sarf edilmeyecekse veya gece çadırda uyurken, özellikle termal alt ve üst iç katmanlar size sıcaklık ve konfor sağlayacaktır.
- Orta katman: Bu katman içliklerin üzerine ve dış katman arasına giyilen, gömlek, t-shirt, yelek, ince ceket, polar kumaşından üretilen kıyafetler ve pantolonları kapsar. Ana amacı yalıtım amacıyla havayı tutarak size ısı koruması sağlaması ve böylelikle sıcak veya serin kalmanıza yardımcı olmasıdır. Bu katman tek parça olabileceği gibi, üst üste giyilmiş birkaç parçadan da oluşabilir. Bu katmanda en çok tercih edilen ürünler Polyester, polar, kaz tüyü, rüzgârı geçirmeyen, “wind stopper” veya “softshell” gibi giysilerdir.
- Dış katman: Soğuk havalarda, orta katmanın veya rüzgârlı, yağışlı havalarda üst iç katmanın üzerine giyilirler. Yağmur, kar ve rüzgâr gibi dış etkenlerden koruma sağlama amacıyla üretilmiş su geçirmez, nefes alabilen veya tam yalıtım sağlamak maksadıyla, ceket, mont, panço, pantolon, tulum tarzında imal edilmiş sabit veya çıkarılabilir başlığı bulunan kıyafetlerdir. Bu olumsuz özelliklerin önüne geçmek maksadıyla genellikle üst dış katmanlarda ön, yan ve koltuk altları ile pantolon gibi alt giyim katmanlarında, yanlarda fermuarlı havalandırma bölümleri bulunur ve yürüyüşçüler tarafından genellikle bu tarz havalandırma özelliği bulunanlar tercih edilir.
- Şapka, Bere, Buff, Bandana, Balaklava, Eldiven ve Çorap: Kış doğa yürüyüşlerinde vücudunuz en fazla ısıyı baş ve boyun bölgesinden kaybeder. Isı kaybını engellemek, baş ve boyun bölgemizi soğuktan korumak için şapka, bere, buff, bandana ve balaklava gibi sıcak tutan baş giysileri mutlaka kullanmalıdır. Kış yürüyüşlerinde el ve ayak gibi uç noktalarınız soğuktan çok çabuk etkilenir. Bu nedenle ellerinizi ve ayaklarınızı çok iyi korumalısınız. Kullandığınız çoraplar ayağınızı sıkarak dolaşımı engellememelidir. Çıplak elle metal malzemelere dokunulmamalı, dokunulacaksa eldiven kullanılmalıdır. Kullanım amacına ve hava şartlarına göre ince ve kalın beş parmak veya iki parmak eldiven kullanılmalıdır.





















Yorumlar
Yorum Gönder